Zaman Yönetimi Nasıl Yapılır?

Bazen bir işi tamamlamanın saatlerinizi aldığını düşünürken, diğerleri 20 dakikada biter. Gün sonunda bilgisayarınızı kapattığınızda saate bakar ve her gün benzer saatlerde çalıştığınızı görürsünüz. Bunu görmek için çok şey yapmanıza gerek yoktur; sadece saate bakarsınız. O zaman bir işi diğerlerinden daha uzun sürede tamamlatan şey nedir? Neden o iş gözünüzde büyürken diğer işler hemen hallolur?

Bu soruların birçok cevabı ve dinamiği var ve bunlardan biri zaman yönetimi.

Zaman nasıl yönetilir?

Bu yazıya başlamadan önce sadece bir katmanından, yani saat olarak zaman yönetiminden, bahsetmeyi planlıyordum. Fakat sonra verimlilik ve üretkenlik gibi kavramlar da resmi tamamlamaya başladı. Zaman yönetimi, bir işi sadece ne kadar sürede yaptığımızla değil, nerede ve nasıl yaptığımızla da bağlantılı. Örnek vermek gerekirse, çok sesli bir ortamda çalışamayan biri ile çalışırken etrafındaki seslerden rahatsız olmayan biri aynı işi aynı şekilde bitirmeyebilir. Herkesin kendi alışkanlıkları ve daha rahat çalıştığı ortamlar var.

Son yazdığım soruyu bu bilgiler ışığında değiştirirsem, “Siz zamanınızı istediğiniz gibi nasıl yönetiyorsunuz?” sorusu daha sonuç ve çözüm odaklı olacaktır. Bu sorunun cevabı ise deneyimler, güçlü yanlar ve alışkanlıklar ile daha kolay verilir. Ne zaman zorlandığımız ve zorlandığımız zamanlarda nasıl çözümler bulduğumuz da bu sorunun parçalarındandır. Hangi alanda çalışırsak çalışalım, bazen bizim uyum sağlamamız gerekebilir. Bunun için kararlı olmak, bizi oyunda tutan özelliklerimizden biri olarak tanımlanabilir. Kararlı olduğumuzda, deneyimlerimizi geleceğe faydalı alışkanlıklar olarak yansıtabiliriz.

Yazıyı toparlayacak olursam, zaman yönetimi sadece saatle ölçülen bir kavram değil. Verimlilik, üretkenlik, çalışma alışkanlıkları, güçlü yönler ve kararlı olmak gibi birçok kavram da resmin parçası. Bu resmi bazen farkında olmasak bile biz çizmeye devam ediyoruz.

Kendi hayatlarınıza baktığınızda zamanı nasıl yönetiyorsunuz?

Sizi neler üretken ve yaratıcı yapıyor?Başarıyı nasıl tanımlarsınız?

Neler olduğunda bir şeyi istediğiniz gibi tamamladığınızı anlarsınız?

Kariyer ve Öz Farkındalık

İş hayatınızda tam da istediğiniz yerde olduğunuzu düşünün, ilerlerken neler sizi destekledi?

Yazıma özellikle bu soruyla başlamamın nedeni Eylül ayının ilk yazısını yazıyor olmam. Eylül, yaz tatillerinin azaldığı bir ay ve çalışan insanlar için yeni bir dönemi temsil edebiliyor. Bu nedenle bu yazımda daha çok üretkenlik, motivasyon, ilerleme gibi kavramlara ve sizi bu dönemlerde destekleyen alışkanlıklara odaklanacağım.

Çalışma veya okul hayatı sadece kazandığımız başarılarla değil, yolda kullandığımız kaslarla da şekillenir. Bizleri diğer alanlar ve zamanlarda da ilerleten sadece geçmişimizden gelen büyük ödüller değil, kazandığımız güçlü yanlarımızı nasıl kullandığımızdır. Her insanın yaşamı nasıl farklı ise, güçlü yanları ve tanımları da farklı. Burada önemli olan insanların kendilerini daha iyi tanımaları, öz farkındalıklarını kuvvetlendirmeleri, ve harita üzerinde bu şekilde ilerlemeleridir.

Koçluk bu alanda nasıl fayda sağlar?

Koçluk soruları, öz farkındalığın artması için oldukça destek olur. Bu sorular ile kendimizi ve hedeflerimizi daha odaklı görürüz.

Hangi koçluk soruları bunu nasıl sağlar?

Sizi üretken yapan, çalışırken motivasyonunuzu arttıran ve hayatınızı kolaylaştıran alışkanlık ve rutinleriniz hangileri?

Günlük hayatınızda bu kavramlar nerede?

Onları nasıl tanımlarsınız?

Başarılı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Bir sıralama yapmanız istense, sizin için en önemlileri hangileri?

Neler sizi ulaşmak istediğiniz hedeflerde kararlı tutar?

Yukarıda yazılan sorular, kariyer yolunda size fayda sağlayacak sorulardan birkaçı. Soruların sırası ve yapısı, sağlayacakları fayda açısından kişiden kişiye farklılık gösterecek olsa bile genel olarak bu sorulara benzeyebilir.

Bu ve size yardımcı olduğunu düşündüğünüz diğer soruları kalemle yazarak cevaplarsanız etkileri daha da artar. Hatta yanlarına hatırlatıcı küçük resimler çizmeniz daha da yardımcı olur. Fakat soruların açık uçlu olmaları önemli bir detay. Cevabı evet veya hayır olan sorular, sizi düşündüren açık uçlu diğer sorulara göre daha az yardımcı olabilir. Bundan dolayı nasıl, hangi, ne zaman gibi soru ifadeleri oldukça önemli.

Yazıyı toparlamam gerekirse, doğru yerde sorulmuş güçlü bir soru öz farkındalığınızı arttırır ve hedeflerinize daha kolay ulaşmanızda yeni yollar açar. Günlük tutmak, not almak ve benzeri kalemle yazı yazdığımız durumlarda bu süreci kolaylaştırır.

Size bu anlamda iyi gelen ve motivasyonunuzu arttıran alışkanlıklarınız neler?

Kendinize özellikle hangi soruları soruyorsunuz?

Yaşam nasıl bir çizgiye sahip?

Yaşam nasıl bir çizgiye sahip?

İleriye dönük oklar her zaman dümdüz müdür?

Yazabileceğim konuları düşünürken aklıma kariyer çizgileri geldi ve zihnimde soyut resimlerde karşılaştığımız çizgiler canlandı. Oluşturdukları şekiller birbirlerinden farklı, yer yer kalın ve ince, bazen rengarenk ve bazen de tek renk olabiliyorlar. Fakat bu, onların resmi tamamladığı gerçeğini değiştirmiyor.

Yaşam kelimesi belki biraz genel bir anlam taşıyor ama hayattaki alanlarımızın toplamı da tam olarak yaşam. Herkes kendi deneyim ve düşünceleri ile var oluyor ve bundan dolayı da yukarıda sorduğum soruların cevabı hemen kişiden kişiye değişmeye başlıyor. O çizgi dümdüz olsa bile, üstündeki noktaların anlamları farklı oluyor.

Çizgilerin farklı olması ne anlama geliyor?

Çizgiler temelde özgün ve farklı yaşamlara sahip olmamızdan dolayı aynı değiller. Bu farklı bakış açıları da aslında insan iletişiminin olduğu her alanda bir çeşitlilik ve zenginlik kaynağı. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” gibi atasözleri de bunun somut örneklerinden biri.

Yazının başındaki sorulara geri dönersem, yaşamın birçok çizgisi var ve okların dümdüz olması için herkesin tek bir noktada yaşıyor olması gerekir. Bu farklılıklar, hayatı doğru kullanıldığı zaman kolaylaştıran kaynaklar ve aynı zamanda zaman yönetiminde de olumlu katkıları bulunuyor. Nasıl bir araba yolda ilerlerse, biz de bu şekilde kendi yollarımızda daha kolay ilerliyoruz.

Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Sizin çizginiz size neler anlatır?

Serra

Koçvari Yaklaşım

Bu hafta çok sevdiğim bir konuyu yazıyorum; koçvari yaklaşımı. 🤓

Ama yazıya başlamadan önce oldukça önemli bir soruyu sizinle paylaşmak istiyorum: Koç nasıl olunur? Bu, benim çok sevdiğim ve koç olarak rolümü doğrudan şekillendiren sorulardan biri. Bununla beraber, koçvari yaklaşımı da anlamak için güzel bir başlangıç. 🌱

ICF, koçluğu “günümüzün belirsiz ve karmaşık ortamlarında özellikle önemli olan, kişisel ve mesleki potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için ilham veren, düşünmeye teşvik eden ve yaratıcı bir süreçte müşteri ile ortaklık ilişkisi”(1) olarak tanımlar. Koçluk, tanımda da olduğu üzere bir ortaklık çeşididir ve bundan dolayı iyi dinleme ve iletişim kurmak gibi yetkinlikleri içinde barındırır. Hatta bu yetkinlikler, koçluğun yapı taşlarıdır. Bu noktadan yola çıkarsak, koçvari yaklaşımda da iletişim kurmak ve bu iletişimi devam ettirmek vardır. ✨

📍Daha somut yazmak gerekirse; empati, iyi dinlemek, kapsayıcı ve meraklı olmak gibi, iş dünyasında “soft skills” olarak adlandırılan yetkinlikler bu yaklaşımı oluşturuyor. Günümüzde de bu yaklaşımı pek çok alanda görüyoruz.

Koçvari yaklaşım neden önemli?

Otomasyon ve dijitalleşmenin bu kadar hızlandığı bu zamanda insan iletişiminin rolü azalıyor gibi görünse de aslında daha da anlam kazanmaya başladı. Yapay zekâ, robotlar ve kodlar başlangıçta insanlara fayda sağlayacak araçlar olarak görülürken, bugün hayatlarımızı şekillendirmeye başladı. Bu, insan gibi sosyal bir canlı için oldukça zorlayıcı bir yenilik. Bundan dolayı koçvari yaklaşım, hem iş yerlerinde hem de diğer alanlarda insanları bu yenilik içinde merak ve keşif isteğinde tutar ve yeni gelişimlere olanak sağlar. 🗺️

Bunun dışında ve temel olarak, sağlıklı iletişim inanılmaz bir kolaylaştırıcı. Karşınızda iletişime açık bir grup olduğunda işlerin ne kadar hızlı ilerleyebileceğini bazen tahmin bile edemezsiniz.

Konuyu özetlemek gerekirse, koçvari yaklaşım, koçluk yetkinliklerini de baz alarak gelişmiş ve günümüz hayatında iletişimi kolaylaştıran bir yaklaşım. Sadece kolaylaştırıcı yönüyle değil, sağlıklı iletişimi de desteklediği için liderlik ve takım yönetimi gibi alanlarda da büyük bir role sahip.

Sizin bu çerçeve içinde güçlü yönleriniz neler? Özellikle nerelerde kullanıyorsunuz?

Serra 🌸

Referanslar

  1. ICF Türkiye. Profesyonel Koçluk Nedir? https://www.icfturkey.org/anasayfa/profesyonel-kocluk-nedir/

Değişim ve Bütünsellik

Bugün karşıma ilgimi çeken bir yazı çıktı. Hem şahsi hem de koç olarak ilgimi çeken bir konusu vardı; değişim ve karşılıklı bağımlılık (interdependency). Yazı genel olarak bu iki kavrama daha geniş bir açıdan bakmayı anlatıyordu ve doğayla bağlantılar kuruyordu. 🌱

Ben uzun zamandır yaşamdaşlık, doğa, kapsayıcılık ve bütünsellik gibi konuları özellikle daha fazla araştırıyorum. Koç olduktan sonra bu merak ve araştırmalarım da giderek çoğaldı. Kenneth Silvestri’nin Expanding Our Sense of Change yazısı, keyifle takip ettiğim bu alanlara olan ilgimi yeniden canlandırdı.

Özetlemek gerekirse, Silvestri değişim ve bağımlılık kavramlarına çoğunlukla doğrusal bir noktadan bakıldığını ve bunun daha bütünsel bir bakış açısına evrilmesi gerektiğini söylüyor. Referans olarak da doğada ağaçların kurduğu iletişimi gösteriyor.  🌳

 📌Doğadaki bağımlılık ile biz insanların tanımladığı bağımlılık arasında nasıl bir fark var? Neler yapılabilir?

Biz insanlar, demin de yazdığım gibi, doğrusal bir bakış açısından A noktasından B noktasına kadar bir tanım yapıyoruz. Fakat doğada çok daha bütünsel bir resim çiziliyor. Her şeyden önce değişim, her zaman gerçekleşen bir eylem. Bundan dolayı onu ve onunla bağlantılı olan diğer kavramları tanımlamamız oldukça zor. Hatta bazen imkânsız.

Bu olumsuz gibi gözükse bile düşündüğümüz kadar öyle değil. Milyonlarca olasılığın ve dönüşümün olduğu bu senaryo, aslında tam da doğanın bir yansıması. Bundan dolayı Silvestri, Nora Bateson’ın “ready-ing” kavramından bahsederek bu resmin içinde nasıl durabileceğimizi gösteriyor.

📌”Ready-ing” nedir?

Kısaca anlatmak gerekirse, “ready-ing”, düşünme sırasında anlamlı bir sessizlik yaratarak esnek bir çözüm arama hâlidir. Bununla birlikte Silvestri’nin de anlattığı gibi, doğrusal neden-sonuç ilişkisinden çıkarak daha bütünsel ve kapsayıcı bir yere varırız. Buna en net örneklerden biri doğanın kendi içindeki ahenk olabilir. Her şey birbiriyle bir şekilde bağlantılıdır ve düzen kendi içinde devam eder. ✨

Yazıya genel olarak bakarsak, Silvestri değişim ve bağımlılık kavramlarına daha geniş bir yerden bakıyor. Bu bakış açısı hayatımızın birçok alanında bize fayda sağlayabilir ; yaratıcı ve yenilikçi düşünme biçimlerimizi, yani üretkenliğimizi destekleyen yanlarımızı güçlendirebilir. 

Siz bu kavramlara nasıl bakıyorsunuz?

Bütünsellik ve değişim sizce bu resimde nasıl birlikte duruyor?

Serra🌸


Not: “ready-ing” kavramının Türkçesi nedir bilmediğim ve anlamını korumak için kavramı bilerek çevirmedim.

Kaynak: 

Silvestri, K. (2026, July 21). Expanding our sense of change. Psychology Today. https://www.psychologytoday.com/us/blog/a-wider-lens/202607/expanding-our-sense-of-change

Merak nedir?

🌱Merak nedir?

Bu sorunun cevabını sadece son 1 yılda sizinle yazdığım yazılarda birçok kez vermiş olabilirim. Merak, bir profesyonel koç için en güzel yazılacak konulardan biri. 🤓 Ben de bu sefer yazımı farklı bir bakış açısından planlamak istiyorum; merak kelimesinin sadece anlamsal olarak değil, bir isim olarak kullanıldığı yerler. Yazıya başlamadan önce yapay zekâyı kullanarak küçük bir araştırma yaptım ve başlangıç noktası olarak uzaya yapılan yolculukları belirledim. 🪐

Merak ve keşif, dünyanın her anlamda gelişmesi için iki temel taş. Bir benzetme yapacak olursam, bu iki taş gelişim ve değişimin pusulası gibi. Uçmak, uzaya gitmek, yer çekimini anlamak ve bugün hayatımızın doğal bir parçası hâline gelen birçok gelişme bu pusulayla gerçekleşti. Bu nedenle de isim olarak karşımıza kolaylıkla çıkıyor. Aklıma ilk olarak Curiosity (Merak) ve Voyager 1 geliyor. Curiosity, Mars’ı keşfetmemize yardımcı olurken, Voyager 1 insanlığın en uzak noktaya ulaşan aracı. 🛰️ Uzaydan geçmişe gidersek, yeni dünyayı keşfetmek için yapılan yolculuklar da en az uzay keşifleri kadar önemli. Dönemine göre değerlendirildiğinde, gerçekten dünyanın bilinmeyen yerlerine yapılan büyük yolculuklar. O kadar büyükler ki tarihte hâlâ o kaşiflerin ve keşiflerin izi var. ⚓️

Tabii bu kadar büyük ölçeklerin dışında, hayatlarımızda da bu iki kavram önemli bir yer tutuyor. Sonuçları insanlığa miras kalmasa bile bireysel ve daha küçük ölçeklerde anlamlı izler bırakıyor. Yeni bir işe başlamak, kitap yazmak, film çekmek ve daha birçok adım, yaşam kalitemizi önemli ölçüde etkiliyor. İnsan sosyal bir canlı olduğu için bu tür girişimler hem toplumları hem de bireyleri etkiliyor. İnsanlar birbirlerine daha üretken olmak ve kendilerine yeni gelişim alanları açmak için ilham oluyorlar. ✨ Bence bunlar, küçük gibi görünen ama aslında oldukça büyük etkileri olan adımlar.  Keşiflerin ortak noktası, doğru cevabı bilmek değil; doğru soruyu soracak kadar meraklı olmak. 

Merak, keşif, gelişim ve ilham kavramlarını düşündüğünüzde sizin aklınıza neler geliyor? 

Bu dört kavramı somut örneklerle anlatsaydınız nasıl bir örnek verirdiniz?

Liderlik

Haftalık yazı yazan biri olarak konu bulmak ve sırayı takip etmek beni en çok zorlayan şeylerden biri. Fakat bu hafta çok sevdiğim kaynaklardan birine baktım ve karşıma bir yazı çıktı. Farklı bakış açılarını yansıtması, içinde uzay olması ve koçlukla bağlayabileceğimi düşünmem, benim için onu seçmem adına yeterli sebeplerdi. Hatta konunun içinde uzay olması beni biraz daha etkilemiş olabilir. 🤓

Yazı ne anlatıyor? Özellikle neden dikkatimi çekti?

Yazının konusu etkili liderlik için 3 strateji. Bu stratejileri paylaşan kişi ise kimyager, mühendis ve eski astronot Cady Coleman. Yazının sonunda da onun yapmış olduğu bir konuşmadan kesit vardı. Kesitte uzaydayken yaşadıklarını ve ailesi ile nasıl iletişimde kaldığını anlatıyordu. Aklımda en çok kalan kısımlardan biri ise manzaranın Dünya olmasıydı. Biz hep uzaya bakıyoruz ve gökteki ışıkları adlandırıyoruz. Bir astronotun manzarasının bir bakıma bizler olması beni çok heyecanlandırdı. 🌎

Stratejilere geri dönersem, Coleman’ın öne çıkardığı üç temel strateji şunlar:

  • Takım üyelerini tanımaya açık olmak.
  • Herkesin düşüncelerinin dinlenildiği bir kültür oluşturmak.
  • Güven kurmak ve bunu sürdürmeyi amaç olarak görmek.

Bunlara biraz daha detaylı ve ilişkilendirerek bakarsam; kapsayıcı olmak, empati kurmak ve güvenli bir ortam yaratmak, takım üyelerinin sadece anlık değil, uzun süreli bağlılıklarını da artırıyor ve kolektif başarı için güçlü bir temel atıyor. Bulunduğu takımı sahiplenen ve katkıda bulunmak isteyen biri ile kendini o takıma yakın hissetmeyen biri arasında büyük resimde çok fark var. Aidiyet ve güven hisleri düşündüğümüzden çok daha fazla etki yaratıyor. ✨

Bu yazı aslında liderlik, takım olmak ve bugün merkezlerimize koyduğumuz yetkinliklerin zamansız ve mekânsız olduğunu gösteriyor. İnsanın olduğu yerde sonuçtan önce nasıl iletişim kurduğumuz, başarının temellerini atıyor.

Biliyorum, anlatmış olduğum video direkt olarak konuyla bağlantılı değil. Ama Coleman’ın deneyimlerini kendisinden dinlemiş olmak, farklı bakış açılarından bakmanın faydalarını bana tekrar hatırlattı. Bütün mesleki deneyimlerinin bu konuşmayı yapan versiyonunu şekillendirdiğini düşünüyorum. 🌱

Varsayın dünyayı uzaydan izleme şansınız var. Özellikle nelere bakmak isterdiniz?

Serra 🌸

Kaynak: 

TED Ideas – *3 Strategies for Effective Leadership, from a Former Astronaut*

Zaman Yönetimi

📌Eğer duvarda, kolumuzda, masamızda ve ekranlarımızda saat varsa neden zaman yönetimi bazen bu kadar zor olabiliyor?

Bu soruyu cevaplamak kolay olsaydı, zaman yönetimi ve benzeri konular hayatımızda bu kadar olmazdı.

Zaman hem somut hem de soyut bir kavram. Onu sayılarla ölçebiliyoruz ama nasıl yönettiğimiz birçok farklı etkenle ilişkili. Hatta bazen zamanı istediğimiz gibi yönetemeyebiliyoruz ve bu son derece normal, son derece insani bir durum.

Zaman yönetimi kalemle durmadan bir çizgi çizmek gibi ve çizgi her zaman istediğimiz gibi olmuyor. O çizgi her zaman istediğimiz kadar düz olmuyor. Fakat çizginin bozulduğu noktalarda nedenlere ve çözümlere odaklanıp yolumuza devam edebiliyoruz. 🔎

Önemli olan düz bir çizgi mi çizmek?

Düz bir çizgi çizmek için hayatta tek bir odağımızın, tek bir yolumuzun ve tek bir ilgi alanımızın olması gerekir. Oysa yaşam çok daha geniş bir alan. Birden fazla öncelik, bakış açısı ve sorumluluk var.

Böyle bir dünyada en düz çizgilerde bile hafif kıvrılmalar olabilir.

Önemli olan çizginin devam ediyor olması.✨

Çünkü o hareket sayesinde hayatımızı şekillendiriyor, güçlü ve gelişime açık yönlerimizi görüyor ve bir sonraki durak için adımlar belirliyoruz.

Peki zamanı nasıl daha farkında ve istediğimiz şekilde yönetebiliriz?

Motivasyon, kararlılık ve çizgiyi devam ettirirken bizim için neyin anlamlı olduğunu fark etmek bu süreçte önemli bir rol oynuyor.

Yaşam çoğu zaman bunların etrafında şekilleniyor. Amaçlarımız farklı olabilir ancak sistem genellikle benzer çalışıyor: Bize iyi gelen şeyleri takip ediyoruz. ✨

Önceliklerimizin ve bize iyi gelen şeylerin farkında olduğumuz bir yolda ilerlerken, yöntemlerimiz farklı olsa da hepimiz bir şekilde takvimlerimizi planlıyoruz. Bu süreçte kendimize şu soruları sormak faydalı olabilir:

• Önceliklerim neler?
• Benim için gerçekten anlamlı olan şeyler neler?
• Beni neler kararlı tutuyor?
• Gün sonunda neler olursa kendimi iyi hissederim?

Bu ve benzeri soruları gün içinde kendinize sormak, zaman yönetimini daha kolaylaştırabilir.

Siz kendi günlerinize baktığınızda, zamanınızı yönetmenize en çok neler yardımcı oluyor?

Öncelikli ve anlamlı adımları nasıl fark ediyorsunuz?

Serra 🌸

Keşfetmek

🌱 İlk kez ne zaman bir şeyleri keşfetmeye başlıyoruz?

🗺️ Dünyaya ve geçmişe bakınca keşfetmek sizin için ne anlama geliyor?

💬 Bir kaşif olsanız nasıl anılmak isterdiniz?

Keşfetmek, doğduğumuz andan itibaren hayatımızda bulunan eylemlerden biri olabilir. Küçükken oyun oynayarak başlıyor, büyüdükçe gökyüzündeki bulutlara bakıp şekiller çıkarıyor, hayaller kuruyor ve daha da büyüdükçe yeni ülkeler ve şehirler keşfediyoruz. Keşfetmek, bu açıdan bakarsak, kapsayıcı ve hayatımız boyunca farklı şekillerle bize eşlik eden bir olma hali. Başka bir bakış açısından bakarsak da, yeni şeyler öğrenmeden önceki merakı besleyen bir nokta. Ayrıca inanılmaz bir öğretmen. ✨

 📌 Keşfetmek neden önemli? İnsanların keşfetmek ile nasıl bir ilişkisi var?

Demin yazdığım gibi keşfetmek, hayatlarımızın çok önemli bir parçası. Ben bu yazıyı yazarken bile bu konu hakkında bakış açımı keşfediyorum. Keşfetmek, bizi geliştiren ve yeniliklere açık olmamızı sağlayan adımlardan biri. Keşfetme isteği olmazsa ilerleyemez ve dolayısıyla öğrenemeyiz.

İnsanlık tarihinde de keşfetmek geniş bir role sahip. Geçmişte kıtalar keşfedilmemiş, denizler aşılmamış, yeni iletişim şekilleri bulunmamış ve teknoloji ilerlememiş olsaydı, dünya çok farklı bir yer olurdu. Keşifler, insan ve insanlık tarihinden ayrıştırılamaz. Nasıl geçmişten bugüne bir bağlantı varsa, bugünden geleceğe de devam ediyor. Her yeni buluş ve deneyim, bir sonraki adım için temel oluşturuyor. ⚓️

Daha koçluk alanından bakarsam, keşifler insan gelişimini hem bireysel hem de kolektif olarak besliyor. İnsan ve içinde bulunduğu yer arasında çok kuvvetli bir bağ var. İkisi de birbirini etkiliyor ve güçlendiriyor.  Bunlardan dolayı, keşfetmek doğamızın bir parçası ve her zaman kaynaklarımızdan biri olacak. 

Yazımı bitirirken size üçüncü sorumu tekrar sormak istiyorum;

Neleri keşfetmek istersiniz?

Bir kaşif olsanız nasıl anılmak isterdiniz?

Serra 🌸

Yaratıcılık

✨ Yaratıcı olduğumuzu nasıl anlarız?
✨ Kimler yaratıcıdır?
✨ İlham nedir?

Yaratıcılık yazması en zor ve aynı zamanda en kolay konulardan biri. Başlarken çok büyük cümleler aklıma geliyor, çok önemli bir eser üretmek için daha planlı düşünüyorum. Fakat yaratıcılık, düşünülenden çok daha fazla hayatın içinde olan ve kendimizi geliştirebileceğimiz bir şey. 🌱

Yukarıdaki son soruya dönersem; tabi ki kendimizi daha yaratıcı hissettiğimiz zamanlar vardır ve sanki sihirli bir değnek bize değmiş gibi hissedebiliriz. Ama bu, çoğu zaman rutinlerimiz ve çalışma yöntemlerimizle oluşan bir alışkanlığın sonucudur.

✨ O zaman yaratıcılık nedir? Neden belli zamanlarda kendimizi daha fazla yaratıcı hissederiz?

Yaratıcılık, bir şeye odaklanarak ve düzenli olarak onun üzerinde çalışarak ortaya çıkan bir sonuç. Yürümek ve koşmak gibi. Koşmak için önce yürümeyi öğrenmek gerekir.

Yaratıcılık, içimizde olan ve çocukluğumuzda daha sık kullandığımız bir yanımız. Tam da bu yazıyı planlarken çocukların birden çok renkle çizim yaptığını düşünüyordum. Çocukken daha yaratıcıydık. Oyun oynamak gibi bu yanımızı yetişkin oldukça azaltıyoruz. Bu yüzden yetişkin sanatçılarla yaratıcılığı daha çok bağdaştırıyoruz. Bir yetişkinin günlerini renkler, sahne dekorları ve benzer alanlarda geçirdiğini görünce yaratıcılığın sadece onlara has olduğunu düşünebiliyoruz. Ama aslında gördüğümüz şey, onların yaratıcı taraflarıyla daha güçlü ve sürekli bir bağ kurmuş olmaları.

Yaratıcılık sadece sanat dünyasında görülen bir özellik değildir; hayatımızın her alanında pratiklik ve daha kolay çözüm üretme gibi sonuçlar doğurabilir. Yaratıcı olmak için tablo, şarkı ya da kitap gibi somut şeylere ihtiyaç yoktur. Bazen verilmiş doğru bir karar da yaratıcılığın bir sonucudur. Az önce yazdığım gibi, bazı zamanlar kendimizi normalden çok daha yaratıcı hissederiz ve üretkenliğimiz artar. Bu aslında oluşmuş rutinler ve alışkanlıkların bir sonucudur. Çalışma şekillerimiz, günlük hayat rutinlerimiz, hayata bakış açımız ve bizi tanımlayan birçok parça bu süreçte önemli rol oynar. Bu yüzden sabah 5’te kalkıp yoga yapanlar, gece sessizlikte daha rahat odaklanabilenler ve farklı alışkanlıklara sahip birçok insan var. Yaratıcı ve üretken olmanın bir yolu yoktur, birçok özgün şekli vardır.

Özetlemek gerekirse; yaratıcılık geliştirilebilir ve hepimizin içinde vardır. Odağımızı keyif aldığımız ve bizi yansıttığını düşündüğümüz alanlarda doğru şekilde yönetirsek daha yaratıcı olabiliriz. Önemli olan istemek ve kararlı bir şekilde odaklanmaya devam etmektir. 🔎

Çocukken boş kutularla oynadığınız oyunları düşünün. Onlar sonsuz ihtimal ve eğlencenin bulunduğu alanlardı. Büyümüş olmamız o yanımızın yok olduğu anlamına gelmez. İsterseniz o alanı yeniden canlandırabilirsiniz.

Serra 🌸