Yaşam Boyu Öğrenme, Esneklik ve Uyum Sağlama

Yaşam boyu öğrenme, esneklik ve uyum sağlama…

Bu üçü yeni dünyanın en önemli yetkinliklerinden.

Artık yeninin durmadan form değiştirdiği bu dünyada bu üç yetkinlik, en önemliler listesinde üst sıralarda yer alıyor. Yeninin form değiştirmesi sadece tanımları değiştirmiyor, gerçek hayata da yansıyor. Bundan 10 yıl önce ve şimdi aynı iş rolü için ilanlara baksak bu yansımaları daha somut bir şekilde görebiliriz. En temel farklardan biri kesinlikle teknolojik yetkinlikler olacaktır. Eskiden teknolojiye dair birkaç satır görürken, artık ilanın çoğunluğu teknolojik araçlara hâkimiyetle ilgili olabilir. Bunlara ek olarak, değişime nasıl uyum sağlayabileceğimizi ölçen birkaç cümle de karşımıza çıkabilir. Dünyanın bu yönde şekillendiği bir değişim yolunda neler yapabiliriz sorusunun cevabına bakmak da konumumuzu güçlendirmemize yardımcı olacaktır.

Dünyanın bu yönde şekillendiği bir değişim yolunda neler yapabiliriz?

Bu sorunun güçlü cevaplarından biri, yukarıda da yazdığım yaşam boyu öğrenme, esneklik ve uyum sağlama yetkinliklerinden geliyor. İş ilanı örneğinde anlattığım gibi, yaşam boyu öğrenme temel yaklaşım olduğunda yenilikleri daha kolay öğrenebiliriz. Esneklik ve uyum sağlama ise bu temeli sağlamlaştırmak konusunda yardımcı olacaktır. Esneklik yeniliğe her zaman alan açarken, uyum sağlamak o alanı nasıl kullancağımızı belirler. Artık bir alana dair diplomaya sahip olmak, pratikte o alanda en iyi şekilde çalışacağımız anlamına gelmiyor. Sektörler, teknolojik kaynaklar, bilgi ve yöntemler birbirlerinden etkileniyor ve form değiştiriyor. Bundan dolayı birden fazla disiplini aynı anda kullanabilmek bizleri ön plana çıkarıyor.

Bu yetkinliklerimizi nasıl güçlendirebiliriz?

Deneyim kazanmak ve deneyimlerimizi değerlendirmek için kullandığımız yöntemler, bu yetkinlikleri güçlü yanlarımız hâline getirebilir.

Bu deneyim bana neler öğretti?

Neler yaparsam bu konuda ilerlerim?

Neler beni motive ediyor?

Bir sonraki benzer durumda bu deneyimimi nasıl yansıtabilirim?

Bu sorular, deneyimlerimizden öğrendiklerimizi fark etmemize ve bunları gelecekteki deneyimlerimize taşımamıza yardımcı olacaktır.

Pusula ve Harita: Bakış Açıları Neden Önemli?

İnsanlar yön ve hedef belirlerken pusulaya bakarlar ama istediğimiz yönü gösteren sadece pusula değil, haritaya nereden de baktığımızdır. Nasıl her yerde rüzgâr aynı esmez, aynı bitki ve iklim örtüsü olmaz, insanlar da birbirlerinden farklı, özgündürler. Bundan dolayı, bazen sadece yönü bilmek ve harita okumak yetmez; insanlarla empati kurmak için onların rüzgârını ve doğasını deneyimlememiz gerekir. Bilinmeyen bir ormana elimizde tırpanla girmek yerine, ormana merak ve keşif duygusuyla yaklaşmayı da seçebiliriz. Dünyanın en büyük zenginlikleri çeşitlilik ile oluşuyorsa, bu zenginliğin parçası olmak için yeniliklere açık olmamız gerekir.

İş dünyasından örnek vermek gerekirse, bir takım çalışmasında herkes ortak hedefe aynı şekilde bakmıyor olabilir ama bu, onların farklı sonuçlar istediği anlamına gelmez. Bakış açıları, deneyimler ve roller farklı olsa bile, istenilen sonuç önceden belirlenmiş ve takım için aynıdır. İkili ilişkilerde de iletişimin empati üzerinden kurulmasının neden önemli olduğunu bu çerçevede daha iyi anlarız. Eğer taraflar birbirlerine saygı duymuyor ve birbirlerini iyi dinlemiyorlarsa, bu durum iletişimden çok çatışmaya dönüşür. Çatışmanın olduğu yerde de ortak bir amaç veya o iletişimi devam ettirecek motivasyon kaynakları olmaz.

Pusula ve harita benzetmelerini iş dünyasıyla birleştirmem gerekirse, farklı bakış açılarını anlamak; iletişimin devam etmesi, ortak hedeflerin korunması ve büyük resim gözetilerek ileriye dönük adımların atılması için oldukça önemlidir. Empati ve etkili iletişim, bu süreçte bize yol gösteren önemli araçlardır.

Daha geniş bir resimden bakarsak, kapsayıcılık kavramı, özgünlüklerin bir araya gelerek zenginlik oluşturduğu bir kültürün sonucudur. Sınırların, teknolojinin, iletişimin ve ilişki anlayışlarının değiştiği bu dünyada kapsayıcı olmak en temel yetkinliklerden biridir. Bunu yaşamlarımızın her alanında kullanabilir ve yansımalarını görebiliriz. İş ve okul hayatlarımızda her şeyi kontrol edemeyiz. Bu nedenle farklılıklara açık olmak, empati yapmak ve demin bahsettiğim yetkinlikleri kullanmak oldukça değerlidir. Bu, yalnızca bireysel olarak bize fayda sağlamakla kalmaz, çalıştığımız kültüre de katkı sağlar.

Farklı bakış açılarına merak ve keşif duygusuyla yaklaşmak, kapsayıcı bir kültürün parçası olmamızı sağlarken yaptığımız işten ve bulunduğumuz ortamdan daha fazla keyif almamıza da katkı sağlayabilir.

Etkili ve anlamlı iletişim nasıl kurulur?

Bazen bir şeyi anlatmak için uzun cümlelere ihtiyacımız olmaz. Yeni iş dünyasının sevdiği iletişim şekillerinden biri de tam olarak bu bakış açısı. Teknolojinin artan momentumu ile etkili iletişim kavramı da form değiştiriyor. Bunun en görünür örneklerinden biri yazılı iletişim; önceden kağıt ve kalemle mektup yazardık. Sonra posta sistemi elektronik oldu ve son geldiğimiz noktada email yazmak rolünü mesajlaşmayla paylaşmaya başladı. Artık uzun yazılı metinler ihtiyaca ve konuya bağlı olarak daha anlık iletişimle çözülebiliyor.

Konunun bir başka bakış açısı ise gerçekten ne kadar vakit ayırabildiğimiz. Başka bir deyişle, gereğinden uzun yazılmış bir metni okuyacak vaktimiz ne kadar var? Tabii, bu önemli ve detaylı yazılı iletişimde başka bir yerde. Bazen de konuya bağlı olarak daha uzun metinler yazmamız gerekebilir. Burada önemli olan da iletişimin etkili ve anlamlı olması.

Etkili ve anlamlı iletişim nasıl kurulur?

Nasıl yapay zeka alanında komut yazmayı öğreniyoruz, benzer bir mantık etkili iletişimde de mevcut. Neyi, nasıl ve tam olarak ne şekilde aktaracağınıza odaklanmamız gerekir. Bir şeyi söylemekle en anlaşılır şekilde ifade etmek arasında fark olabilir.

Ne anlatmak istiyorum?

Önemli noktalar neler?

Nasıl anlatırsam karşı taraf istediğim gibi duyabilir?

Ne zaman anlatırsam karşımdakine daha rahat ulaşırım? gibi sorular bize bu anlamda yardımcı olabilir. Bu ve benzeri sorular iletişimi daha net kurmanızı sağlayacaktır.

Etkin iletişim artık yaşantımızın büyük ve vazgeçilmez bir parçası. Konuşmaktan başlayarak bütün iletişim şekilleri doğru kullanıldığında hayatınızda düşündüğünüzden de fazla katkıda bulunur.

Siz iletişim kurarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Yaşam nasıl bir çizgiye sahip?

Yaşam nasıl bir çizgiye sahip?

İleriye dönük oklar her zaman dümdüz müdür?

Yazabileceğim konuları düşünürken aklıma kariyer çizgileri geldi ve zihnimde soyut resimlerde karşılaştığımız çizgiler canlandı. Oluşturdukları şekiller birbirlerinden farklı, yer yer kalın ve ince, bazen rengarenk ve bazen de tek renk olabiliyorlar. Fakat bu, onların resmi tamamladığı gerçeğini değiştirmiyor.

Yaşam kelimesi belki biraz genel bir anlam taşıyor ama hayattaki alanlarımızın toplamı da tam olarak yaşam. Herkes kendi deneyim ve düşünceleri ile var oluyor ve bundan dolayı da yukarıda sorduğum soruların cevabı hemen kişiden kişiye değişmeye başlıyor. O çizgi dümdüz olsa bile, üstündeki noktaların anlamları farklı oluyor.

Çizgilerin farklı olması ne anlama geliyor?

Çizgiler temelde özgün ve farklı yaşamlara sahip olmamızdan dolayı aynı değiller. Bu farklı bakış açıları da aslında insan iletişiminin olduğu her alanda bir çeşitlilik ve zenginlik kaynağı. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” gibi atasözleri de bunun somut örneklerinden biri.

Yazının başındaki sorulara geri dönersem, yaşamın birçok çizgisi var ve okların dümdüz olması için herkesin tek bir noktada yaşıyor olması gerekir. Bu farklılıklar, hayatı doğru kullanıldığı zaman kolaylaştıran kaynaklar ve aynı zamanda zaman yönetiminde de olumlu katkıları bulunuyor. Nasıl bir araba yolda ilerlerse, biz de bu şekilde kendi yollarımızda daha kolay ilerliyoruz.

Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Sizin çizginiz size neler anlatır?

Serra

Koçvari Yaklaşım

Bu hafta çok sevdiğim bir konuyu yazıyorum; koçvari yaklaşımı. 🤓

Ama yazıya başlamadan önce oldukça önemli bir soruyu sizinle paylaşmak istiyorum: Koç nasıl olunur? Bu, benim çok sevdiğim ve koç olarak rolümü doğrudan şekillendiren sorulardan biri. Bununla beraber, koçvari yaklaşımı da anlamak için güzel bir başlangıç. 🌱

ICF, koçluğu “günümüzün belirsiz ve karmaşık ortamlarında özellikle önemli olan, kişisel ve mesleki potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için ilham veren, düşünmeye teşvik eden ve yaratıcı bir süreçte müşteri ile ortaklık ilişkisi”(1) olarak tanımlar. Koçluk, tanımda da olduğu üzere bir ortaklık çeşididir ve bundan dolayı iyi dinleme ve iletişim kurmak gibi yetkinlikleri içinde barındırır. Hatta bu yetkinlikler, koçluğun yapı taşlarıdır. Bu noktadan yola çıkarsak, koçvari yaklaşımda da iletişim kurmak ve bu iletişimi devam ettirmek vardır. ✨

📍Daha somut yazmak gerekirse; empati, iyi dinlemek, kapsayıcı ve meraklı olmak gibi, iş dünyasında “soft skills” olarak adlandırılan yetkinlikler bu yaklaşımı oluşturuyor. Günümüzde de bu yaklaşımı pek çok alanda görüyoruz.

Koçvari yaklaşım neden önemli?

Otomasyon ve dijitalleşmenin bu kadar hızlandığı bu zamanda insan iletişiminin rolü azalıyor gibi görünse de aslında daha da anlam kazanmaya başladı. Yapay zekâ, robotlar ve kodlar başlangıçta insanlara fayda sağlayacak araçlar olarak görülürken, bugün hayatlarımızı şekillendirmeye başladı. Bu, insan gibi sosyal bir canlı için oldukça zorlayıcı bir yenilik. Bundan dolayı koçvari yaklaşım, hem iş yerlerinde hem de diğer alanlarda insanları bu yenilik içinde merak ve keşif isteğinde tutar ve yeni gelişimlere olanak sağlar. 🗺️

Bunun dışında ve temel olarak, sağlıklı iletişim inanılmaz bir kolaylaştırıcı. Karşınızda iletişime açık bir grup olduğunda işlerin ne kadar hızlı ilerleyebileceğini bazen tahmin bile edemezsiniz.

Konuyu özetlemek gerekirse, koçvari yaklaşım, koçluk yetkinliklerini de baz alarak gelişmiş ve günümüz hayatında iletişimi kolaylaştıran bir yaklaşım. Sadece kolaylaştırıcı yönüyle değil, sağlıklı iletişimi de desteklediği için liderlik ve takım yönetimi gibi alanlarda da büyük bir role sahip.

Sizin bu çerçeve içinde güçlü yönleriniz neler? Özellikle nerelerde kullanıyorsunuz?

Serra 🌸

Referanslar

  1. ICF Türkiye. Profesyonel Koçluk Nedir? https://www.icfturkey.org/anasayfa/profesyonel-kocluk-nedir/

Değişim ve Bütünsellik

Bugün karşıma ilgimi çeken bir yazı çıktı. Hem şahsi hem de koç olarak ilgimi çeken bir konusu vardı; değişim ve karşılıklı bağımlılık (interdependency). Yazı genel olarak bu iki kavrama daha geniş bir açıdan bakmayı anlatıyordu ve doğayla bağlantılar kuruyordu. 🌱

Ben uzun zamandır yaşamdaşlık, doğa, kapsayıcılık ve bütünsellik gibi konuları özellikle daha fazla araştırıyorum. Koç olduktan sonra bu merak ve araştırmalarım da giderek çoğaldı. Kenneth Silvestri’nin Expanding Our Sense of Change yazısı, keyifle takip ettiğim bu alanlara olan ilgimi yeniden canlandırdı.

Özetlemek gerekirse, Silvestri değişim ve bağımlılık kavramlarına çoğunlukla doğrusal bir noktadan bakıldığını ve bunun daha bütünsel bir bakış açısına evrilmesi gerektiğini söylüyor. Referans olarak da doğada ağaçların kurduğu iletişimi gösteriyor.  🌳

 📌Doğadaki bağımlılık ile biz insanların tanımladığı bağımlılık arasında nasıl bir fark var? Neler yapılabilir?

Biz insanlar, demin de yazdığım gibi, doğrusal bir bakış açısından A noktasından B noktasına kadar bir tanım yapıyoruz. Fakat doğada çok daha bütünsel bir resim çiziliyor. Her şeyden önce değişim, her zaman gerçekleşen bir eylem. Bundan dolayı onu ve onunla bağlantılı olan diğer kavramları tanımlamamız oldukça zor. Hatta bazen imkânsız.

Bu olumsuz gibi gözükse bile düşündüğümüz kadar öyle değil. Milyonlarca olasılığın ve dönüşümün olduğu bu senaryo, aslında tam da doğanın bir yansıması. Bundan dolayı Silvestri, Nora Bateson’ın “ready-ing” kavramından bahsederek bu resmin içinde nasıl durabileceğimizi gösteriyor.

📌”Ready-ing” nedir?

Kısaca anlatmak gerekirse, “ready-ing”, düşünme sırasında anlamlı bir sessizlik yaratarak esnek bir çözüm arama hâlidir. Bununla birlikte Silvestri’nin de anlattığı gibi, doğrusal neden-sonuç ilişkisinden çıkarak daha bütünsel ve kapsayıcı bir yere varırız. Buna en net örneklerden biri doğanın kendi içindeki ahenk olabilir. Her şey birbiriyle bir şekilde bağlantılıdır ve düzen kendi içinde devam eder. ✨

Yazıya genel olarak bakarsak, Silvestri değişim ve bağımlılık kavramlarına daha geniş bir yerden bakıyor. Bu bakış açısı hayatımızın birçok alanında bize fayda sağlayabilir ; yaratıcı ve yenilikçi düşünme biçimlerimizi, yani üretkenliğimizi destekleyen yanlarımızı güçlendirebilir. 

Siz bu kavramlara nasıl bakıyorsunuz?

Bütünsellik ve değişim sizce bu resimde nasıl birlikte duruyor?

Serra🌸


Not: “ready-ing” kavramının Türkçesi nedir bilmediğim ve anlamını korumak için kavramı bilerek çevirmedim.

Kaynak: 

Silvestri, K. (2026, July 21). Expanding our sense of change. Psychology Today. https://www.psychologytoday.com/us/blog/a-wider-lens/202607/expanding-our-sense-of-change

Merak nedir?

🌱Merak nedir?

Bu sorunun cevabını sadece son 1 yılda sizinle yazdığım yazılarda birçok kez vermiş olabilirim. Merak, bir profesyonel koç için en güzel yazılacak konulardan biri. 🤓 Ben de bu sefer yazımı farklı bir bakış açısından planlamak istiyorum; merak kelimesinin sadece anlamsal olarak değil, bir isim olarak kullanıldığı yerler. Yazıya başlamadan önce yapay zekâyı kullanarak küçük bir araştırma yaptım ve başlangıç noktası olarak uzaya yapılan yolculukları belirledim. 🪐

Merak ve keşif, dünyanın her anlamda gelişmesi için iki temel taş. Bir benzetme yapacak olursam, bu iki taş gelişim ve değişimin pusulası gibi. Uçmak, uzaya gitmek, yer çekimini anlamak ve bugün hayatımızın doğal bir parçası hâline gelen birçok gelişme bu pusulayla gerçekleşti. Bu nedenle de isim olarak karşımıza kolaylıkla çıkıyor. Aklıma ilk olarak Curiosity (Merak) ve Voyager 1 geliyor. Curiosity, Mars’ı keşfetmemize yardımcı olurken, Voyager 1 insanlığın en uzak noktaya ulaşan aracı. 🛰️ Uzaydan geçmişe gidersek, yeni dünyayı keşfetmek için yapılan yolculuklar da en az uzay keşifleri kadar önemli. Dönemine göre değerlendirildiğinde, gerçekten dünyanın bilinmeyen yerlerine yapılan büyük yolculuklar. O kadar büyükler ki tarihte hâlâ o kaşiflerin ve keşiflerin izi var. ⚓️

Tabii bu kadar büyük ölçeklerin dışında, hayatlarımızda da bu iki kavram önemli bir yer tutuyor. Sonuçları insanlığa miras kalmasa bile bireysel ve daha küçük ölçeklerde anlamlı izler bırakıyor. Yeni bir işe başlamak, kitap yazmak, film çekmek ve daha birçok adım, yaşam kalitemizi önemli ölçüde etkiliyor. İnsan sosyal bir canlı olduğu için bu tür girişimler hem toplumları hem de bireyleri etkiliyor. İnsanlar birbirlerine daha üretken olmak ve kendilerine yeni gelişim alanları açmak için ilham oluyorlar. ✨ Bence bunlar, küçük gibi görünen ama aslında oldukça büyük etkileri olan adımlar.  Keşiflerin ortak noktası, doğru cevabı bilmek değil; doğru soruyu soracak kadar meraklı olmak. 

Merak, keşif, gelişim ve ilham kavramlarını düşündüğünüzde sizin aklınıza neler geliyor? 

Bu dört kavramı somut örneklerle anlatsaydınız nasıl bir örnek verirdiniz?

Liderlik

Haftalık yazı yazan biri olarak konu bulmak ve sırayı takip etmek beni en çok zorlayan şeylerden biri. Fakat bu hafta çok sevdiğim kaynaklardan birine baktım ve karşıma bir yazı çıktı. Farklı bakış açılarını yansıtması, içinde uzay olması ve koçlukla bağlayabileceğimi düşünmem, benim için onu seçmem adına yeterli sebeplerdi. Hatta konunun içinde uzay olması beni biraz daha etkilemiş olabilir. 🤓

Yazı ne anlatıyor? Özellikle neden dikkatimi çekti?

Yazının konusu etkili liderlik için 3 strateji. Bu stratejileri paylaşan kişi ise kimyager, mühendis ve eski astronot Cady Coleman. Yazının sonunda da onun yapmış olduğu bir konuşmadan kesit vardı. Kesitte uzaydayken yaşadıklarını ve ailesi ile nasıl iletişimde kaldığını anlatıyordu. Aklımda en çok kalan kısımlardan biri ise manzaranın Dünya olmasıydı. Biz hep uzaya bakıyoruz ve gökteki ışıkları adlandırıyoruz. Bir astronotun manzarasının bir bakıma bizler olması beni çok heyecanlandırdı. 🌎

Stratejilere geri dönersem, Coleman’ın öne çıkardığı üç temel strateji şunlar:

  • Takım üyelerini tanımaya açık olmak.
  • Herkesin düşüncelerinin dinlenildiği bir kültür oluşturmak.
  • Güven kurmak ve bunu sürdürmeyi amaç olarak görmek.

Bunlara biraz daha detaylı ve ilişkilendirerek bakarsam; kapsayıcı olmak, empati kurmak ve güvenli bir ortam yaratmak, takım üyelerinin sadece anlık değil, uzun süreli bağlılıklarını da artırıyor ve kolektif başarı için güçlü bir temel atıyor. Bulunduğu takımı sahiplenen ve katkıda bulunmak isteyen biri ile kendini o takıma yakın hissetmeyen biri arasında büyük resimde çok fark var. Aidiyet ve güven hisleri düşündüğümüzden çok daha fazla etki yaratıyor. ✨

Bu yazı aslında liderlik, takım olmak ve bugün merkezlerimize koyduğumuz yetkinliklerin zamansız ve mekânsız olduğunu gösteriyor. İnsanın olduğu yerde sonuçtan önce nasıl iletişim kurduğumuz, başarının temellerini atıyor.

Biliyorum, anlatmış olduğum video direkt olarak konuyla bağlantılı değil. Ama Coleman’ın deneyimlerini kendisinden dinlemiş olmak, farklı bakış açılarından bakmanın faydalarını bana tekrar hatırlattı. Bütün mesleki deneyimlerinin bu konuşmayı yapan versiyonunu şekillendirdiğini düşünüyorum. 🌱

Varsayın dünyayı uzaydan izleme şansınız var. Özellikle nelere bakmak isterdiniz?

Serra 🌸

Kaynak: 

TED Ideas – *3 Strategies for Effective Leadership, from a Former Astronaut*

Zaman Yönetimi

📌Eğer duvarda, kolumuzda, masamızda ve ekranlarımızda saat varsa neden zaman yönetimi bazen bu kadar zor olabiliyor?

Bu soruyu cevaplamak kolay olsaydı, zaman yönetimi ve benzeri konular hayatımızda bu kadar olmazdı.

Zaman hem somut hem de soyut bir kavram. Onu sayılarla ölçebiliyoruz ama nasıl yönettiğimiz birçok farklı etkenle ilişkili. Hatta bazen zamanı istediğimiz gibi yönetemeyebiliyoruz ve bu son derece normal, son derece insani bir durum.

Zaman yönetimi kalemle durmadan bir çizgi çizmek gibi ve çizgi her zaman istediğimiz gibi olmuyor. O çizgi her zaman istediğimiz kadar düz olmuyor. Fakat çizginin bozulduğu noktalarda nedenlere ve çözümlere odaklanıp yolumuza devam edebiliyoruz. 🔎

Önemli olan düz bir çizgi mi çizmek?

Düz bir çizgi çizmek için hayatta tek bir odağımızın, tek bir yolumuzun ve tek bir ilgi alanımızın olması gerekir. Oysa yaşam çok daha geniş bir alan. Birden fazla öncelik, bakış açısı ve sorumluluk var.

Böyle bir dünyada en düz çizgilerde bile hafif kıvrılmalar olabilir.

Önemli olan çizginin devam ediyor olması.✨

Çünkü o hareket sayesinde hayatımızı şekillendiriyor, güçlü ve gelişime açık yönlerimizi görüyor ve bir sonraki durak için adımlar belirliyoruz.

Peki zamanı nasıl daha farkında ve istediğimiz şekilde yönetebiliriz?

Motivasyon, kararlılık ve çizgiyi devam ettirirken bizim için neyin anlamlı olduğunu fark etmek bu süreçte önemli bir rol oynuyor.

Yaşam çoğu zaman bunların etrafında şekilleniyor. Amaçlarımız farklı olabilir ancak sistem genellikle benzer çalışıyor: Bize iyi gelen şeyleri takip ediyoruz. ✨

Önceliklerimizin ve bize iyi gelen şeylerin farkında olduğumuz bir yolda ilerlerken, yöntemlerimiz farklı olsa da hepimiz bir şekilde takvimlerimizi planlıyoruz. Bu süreçte kendimize şu soruları sormak faydalı olabilir:

• Önceliklerim neler?
• Benim için gerçekten anlamlı olan şeyler neler?
• Beni neler kararlı tutuyor?
• Gün sonunda neler olursa kendimi iyi hissederim?

Bu ve benzeri soruları gün içinde kendinize sormak, zaman yönetimini daha kolaylaştırabilir.

Siz kendi günlerinize baktığınızda, zamanınızı yönetmenize en çok neler yardımcı oluyor?

Öncelikli ve anlamlı adımları nasıl fark ediyorsunuz?

Serra 🌸

Güçlü Soru Sormak

📍Bir koç ne yapar?

📍Öncelikleri nelerdir? Hangi temel yetkinlikler onu iyi bir koç yapar?

Bugün bu yazımda, bu yetkinliklerden biri olan güçlü soru sormaya odaklanacağım.

Güçlü soru sormak, koçların kullandığı yöntemlerin en önemli unsurlarından biridir. Aklınıza gelebilecek pek çok koçluk yaklaşımının temelinde, karşı tarafa güvenli bir alan açan sorular bulunur. Bu sorular sayesinde o alanı genişletir, kişinin kendi düşüncelerine odaklanmasına ve yeni bakış açıları geliştirmesine destek oluruz. 🗺️

Peki, bir soruyu güçlü yapan nedir?

Soru sormak ile güçlü soru sormak arasında önemli bir fark vardır. Profesyonel koçlukta soruların açık uçlu, düşündürücü ve kişiye ayna tutan nitelikte olmasına dikkat edilir. Cevabı yalnızca “evet” veya “hayır” olan sorular zaman zaman destekleyici olabilir; ancak her zaman düşünceyi derinleştiren bir alan yaratmaz.

Bazı konular birden fazla bakış açısını değerlendirmeyi gerektirir. Bu nedenle kısıtlayıcı sorular, keşif alanını daraltabilir. Güçlü bir sorunun etkisi ise çoğu zaman verdiği cevabın yarattığı farkındalıkta ve ürettiği çözüm seçeneklerinde ortaya çıkar. ✨

Güçlü soru sormanın faydaları nelerdir?

Sorular sayesinde yeni şeyler öğreniriz. Bununla birlikte, sorduğumuz sorular düşünme biçimimizi ve çözüm üretme yollarımızı da şekillendirir.

Her soru her durumda aynı faydayı sağlamaz. Bu nedenle farklı durumlarda farklı sorular sormaya ihtiyaç duyarız. Güçlü sorular; bir problemi daha hızlı anlamaya, farklı çözüm yolları geliştirmeye ve iletişimimizi güçlendirmeye yardımcı olur. 🔎

Güçlü bir soru sorduğunuzda bunu genellikle konuşmanın akışından anlayabilirsiniz. Çünkü doğru soru, çoğu zaman yeni bir düşünceyi, yeni bir farkındalığı veya yeni bir hareket alanını beraberinde getirir. 🌱

Tüm bunların ışığında sizin güçlü sorularınız hangileri?

Hangi durumlarda kendinizi çözüm odaklı ve pratik buluyorsunuz?

Sorularınızı ve merak ettiğiniz diğer konuları paylaşabilir ya da benimle iletişime geçebilirsiniz.

Serra 🌸