Yaşam nasıl bir çizgiye sahip?

Yaşam nasıl bir çizgiye sahip?

İleriye dönük oklar her zaman dümdüz müdür?

Yazabileceğim konuları düşünürken aklıma kariyer çizgileri geldi ve zihnimde soyut resimlerde karşılaştığımız çizgiler canlandı. Oluşturdukları şekiller birbirlerinden farklı, yer yer kalın ve ince, bazen rengarenk ve bazen de tek renk olabiliyorlar. Fakat bu, onların resmi tamamladığı gerçeğini değiştirmiyor.

Yaşam kelimesi belki biraz genel bir anlam taşıyor ama hayattaki alanlarımızın toplamı da tam olarak yaşam. Herkes kendi deneyim ve düşünceleri ile var oluyor ve bundan dolayı da yukarıda sorduğum soruların cevabı hemen kişiden kişiye değişmeye başlıyor. O çizgi dümdüz olsa bile, üstündeki noktaların anlamları farklı oluyor.

Çizgilerin farklı olması ne anlama geliyor?

Çizgiler temelde özgün ve farklı yaşamlara sahip olmamızdan dolayı aynı değiller. Bu farklı bakış açıları da aslında insan iletişiminin olduğu her alanda bir çeşitlilik ve zenginlik kaynağı. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” gibi atasözleri de bunun somut örneklerinden biri.

Yazının başındaki sorulara geri dönersem, yaşamın birçok çizgisi var ve okların dümdüz olması için herkesin tek bir noktada yaşıyor olması gerekir. Bu farklılıklar, hayatı doğru kullanıldığı zaman kolaylaştıran kaynaklar ve aynı zamanda zaman yönetiminde de olumlu katkıları bulunuyor. Nasıl bir araba yolda ilerlerse, biz de bu şekilde kendi yollarımızda daha kolay ilerliyoruz.

Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Sizin çizginiz size neler anlatır?

Serra

Koçvari Yaklaşım

Bu hafta çok sevdiğim bir konuyu yazıyorum; koçvari yaklaşımı. 🤓

Ama yazıya başlamadan önce oldukça önemli bir soruyu sizinle paylaşmak istiyorum: Koç nasıl olunur? Bu, benim çok sevdiğim ve koç olarak rolümü doğrudan şekillendiren sorulardan biri. Bununla beraber, koçvari yaklaşımı da anlamak için güzel bir başlangıç. 🌱

ICF, koçluğu “günümüzün belirsiz ve karmaşık ortamlarında özellikle önemli olan, kişisel ve mesleki potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için ilham veren, düşünmeye teşvik eden ve yaratıcı bir süreçte müşteri ile ortaklık ilişkisi”(1) olarak tanımlar. Koçluk, tanımda da olduğu üzere bir ortaklık çeşididir ve bundan dolayı iyi dinleme ve iletişim kurmak gibi yetkinlikleri içinde barındırır. Hatta bu yetkinlikler, koçluğun yapı taşlarıdır. Bu noktadan yola çıkarsak, koçvari yaklaşımda da iletişim kurmak ve bu iletişimi devam ettirmek vardır. ✨

📍Daha somut yazmak gerekirse; empati, iyi dinlemek, kapsayıcı ve meraklı olmak gibi, iş dünyasında “soft skills” olarak adlandırılan yetkinlikler bu yaklaşımı oluşturuyor. Günümüzde de bu yaklaşımı pek çok alanda görüyoruz.

Koçvari yaklaşım neden önemli?

Otomasyon ve dijitalleşmenin bu kadar hızlandığı bu zamanda insan iletişiminin rolü azalıyor gibi görünse de aslında daha da anlam kazanmaya başladı. Yapay zekâ, robotlar ve kodlar başlangıçta insanlara fayda sağlayacak araçlar olarak görülürken, bugün hayatlarımızı şekillendirmeye başladı. Bu, insan gibi sosyal bir canlı için oldukça zorlayıcı bir yenilik. Bundan dolayı koçvari yaklaşım, hem iş yerlerinde hem de diğer alanlarda insanları bu yenilik içinde merak ve keşif isteğinde tutar ve yeni gelişimlere olanak sağlar. 🗺️

Bunun dışında ve temel olarak, sağlıklı iletişim inanılmaz bir kolaylaştırıcı. Karşınızda iletişime açık bir grup olduğunda işlerin ne kadar hızlı ilerleyebileceğini bazen tahmin bile edemezsiniz.

Konuyu özetlemek gerekirse, koçvari yaklaşım, koçluk yetkinliklerini de baz alarak gelişmiş ve günümüz hayatında iletişimi kolaylaştıran bir yaklaşım. Sadece kolaylaştırıcı yönüyle değil, sağlıklı iletişimi de desteklediği için liderlik ve takım yönetimi gibi alanlarda da büyük bir role sahip.

Sizin bu çerçeve içinde güçlü yönleriniz neler? Özellikle nerelerde kullanıyorsunuz?

Serra 🌸

Referanslar

  1. ICF Türkiye. Profesyonel Koçluk Nedir? https://www.icfturkey.org/anasayfa/profesyonel-kocluk-nedir/

Üretkenlik

Çalışırken veya bir şeye odaklanırken neler size kendinizi üretken hissettiriyor?

Nasıl daha fazla üretken olursunuz?

Üretkenlik, iş hayatında en sık duyduğum kavramlardan biri. Bu yazıyı yazarken, çalışmak ve üretken olmayı nasıl karşılaştırabilirim diye düşünmeye başladım. İkisini kıyasladığımda aralarında bazı farklılıklar olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bunlar benim bakış açım ve size farklı gelen noktalar varsa lütfen paylaşın, böylece konuyu daha kapsayıcı bir şekilde konuşabiliriz. 🌱

Çalışmak, üretken olmamız için attığımız bir adımdır. Yıllık, aylık ve haftalık belirlenen hedefler, iş dünyasının önemli parçalarından biridir ve bu hedefler üzerinden yapılan işin başarısı ölçülür. Ancak bu hedeflere ulaşıldığında, sürecin nasıl yönetildiği de büyük önem taşır. İş nasıl tamamlandı? Çalışanlar kendilerini nasıl hissettiler? Zaman nasıl yönetildi? Bu ve benzeri sorular, süreci anlamak açısından önemli bir rol oynar.

Sürecin bize söyledikleri neden önemli?

Çalışmak ve üretken olmak arasındaki farklar burada ortaya çıkıyor. Bir işi birçok şekilde tamamlayabiliriz; yorularak, sıkılarak, keyif alarak ya da yeni şeyler öğrenerek. Bunları belirleyen şey, sürecin bize anlattıklarıdır. Sürece odaklanmak, sonraki hedefler için sağlıklı ve olumlu bir alan yaratır. Sürecin değerlendirilmesi her zaman fayda sağlar, ancak bunu ne zaman ve nasıl yaptığımız, elde edeceğimiz etkiyi değiştirebilir.

Çalışma alanını tasarlamak, süreci takip etmek ve sonunda nasıl bir sonuç elde edildiğine bakmak, iş ve iş kültürü hakkında önemli bilgiler sunar. Kendi dinamiklerimizi esnek bir şekilde keşfetmek, bireysel ve ekip olarak daha verimli çalışma alışkanlıkları edinmemizi sağlar.

İyi zaman yönetimi ve keyif veren rutinler de bu süreci destekler. İhtiyaca göre mola vermek, çalışma şeklini değiştirmek ve kişisel motivasyonu artıran alışkanlıklar, hedeflere daha kolay ulaşmamıza yardımcı olur. Yorulmuş bir insan verimliliğini kaybeder ve performansı düşer.

Peki, siz kendi iş hayatınızı düşündüğünüzde bu kavramları nasıl tanımlıyorsunuz? Bu konuyla bağlantılı olarak aklınıza gelen başka kelimeler veya kavramlar var mı?