Meraklı Olmak ve Özgünlük

Meraklı olmak insan doğasının en çocuksu ve güçlü yanlarından biri. 🌱 Meraklı insanlar, bugün hayatımızı kolaylaştıran icatların sahipleri. ‘Şu olmasaydı nasıl yaşardık acaba?’ dediğimiz her şey bir merak ürünü. Tabii meraklı olmak için bir kaşif olmamıza ve insanlık için yeni şeyler keşfetmemize gerek yok. Dediğim gibi, meraklı olmak insan doğasının parçası. Eve yürürken hiç görmediğiniz bir şey de merak ve keşif ilişkisini güçlendirebilir. 🤓

Bir tarafta bilim insanları, diğer tarafta merakı daha günlük bir resimde kullanan bizler… İlk başta garip gelebilir ama bilim insanlarının bizden farkı, kendi üretken olma hallerini keşfetmiş olmaları. Tabii bu yönümüzü keşfedince büyük buluşlara imza atmamıza gerek yok; iyi olduğunuzu düşündüğünüz ve keyif aldığınız alanlarda başka şekillerde de dünyaya fayda sağlarsınız. ✨ Özgünlük bu sebepten dolayı çok sevdiğim bir kavram; herkes farklıdır ama bu farklılıklar büyük resimde güzel bir çeşitlilik yaratır. 🗺️

Örneğin; hiç işlem yapamayan bir sanatçı inanılmaz yaratıcı, soyut formlarda sanat yaparak yeni akımlara öncülük ederken bir matematikçi hayatlarımızı kolaylaştıran formüllerle günlük anlarımızda fayda sağlayabilir. Onların dışında başka birisi ise insanlarla kurduğu iletişim ile alanında öne çıkabilir. Bu isimleri de hayatlarımızın farklı alanlarında görebiliriz. Bunlardan dolayı dünya bu kadar zengin bir yer ve alanlar arası çalışmalar dikkat çekiyor. Biz de bu dünyanın parçası olarak keyif aldığımız noktaları arayan, merak duyan ve güçlü yönlerimizi bulmayı amaçlayan bir konumdayız. 📍 ‘Oyunda olma’ benzetmesini bu anlamda çok seviyorum. Bizler hiç bitmeyen bir oyunda keyifle yaşamayı amaçlıyoruz. Bahsettiğim konum sabit de olmayabilir; önemli olan nerede olmak istediğimiz ve bütünle olan ilişkimiz. 🚲

Serra 🌸

Merak ve Bilgi

Bugün dolaba bir şey koyarken iş dosyalarımın arasında Popular Science dergisinin Ocak 2023 özel sayısını buldum. Kapağın üstünde “Beynin Sırları” yazıyordu. İki sene evvel gidip nasıl da o dergiyi sayfa sayfa okumak istediğimi hatırladım. ✨

Beyin, en çok ilgimi çeken insan organlarından biri ve nasıl çalıştığını öğreniyor olmak beni her zaman heyecanlandırıyor. Onun hakkında her açıdan bilgi okumak, beni mutlu eden alanlardan biri. Bu kadar bilgiyle ne yaptığımı sorarsanız, bilmek yeter. 🤓

Bence heyecan duyduğum alanlarda bilgi sahibi olmak çok anlamlı. Tam da hafta başında bu dergiyle karşılaşmam, bugünün yazı konusu oldu.

Merak ve heyecan, insanı en çok besleyen iki alan. İster iş kurun, ister okulda okuyun; bu ikili sizin en yakın arkadaşınız olabilir. Sadece olumlu anlamlar barındırmazlar; bir zorluk karşısında da size destek olurlar. ⚓️

İkigai kavramı da buna benzer diyebilirim. Çalışmak için çalışmamak çok güzel bir ifade. Sevdiğiniz için bir şey yapıyor olmak, işi hobiye dönüştürüyor. Hobinizi yaparak çalışıyor olmak zaten mutluluğun önemli noktalarından biri.

Bu formül her zaman işlemese bile, işte heyecan ve merak duyduğunuz alanları aradığınızda işi daha keyifli bir yere dönüştürmek mümkün. 🌱

Serra 🌸

Üniversitede zaman yönetimi

Üniversite yılları sadece akademik değil, sosyal açıdan da çok güzel bir zaman dilimi.  🎓 Liseden getirdiğimiz hayat merakı ile gerçek hayatın kesişim kümesi olarak da tanımlayabiliriz. Sadece derslere girip sınavlara çalışmayız; bunları sınıf ve okul arkadaşlarımızla yaparız. Böylece onlarla fark etmeden uzun süreler geçirir, hayat boyu devam edebilecek çevreler kurarız. 🌱 Okul hayatı artık bir genç yetişkin olarak sizin yönettiğiniz bir sürece döner. Bu nedenle doğru, ihtiyaca yönelik bir zaman yönetimi oldukça faydalı bir yaklaşım. 

💬 Bunu nasıl yapabilirsiniz?

Odakların neler olduğunu adlandırmak ve tanımlamak atacağınız ilk adım. Sonra onları önceliklendirerek zaman yönetimine başlayabilirsiniz. Diğer adımlara geçmeden önce kendinize şu soruları sormak da yol gösterici olur:

Neler önemli?

Neler keyif veriyor?

Neler üretkenliği artırıyor?

Okul hayatından mezuniyet sonrasında neler yanımda olursa mutlu olurum?

Geleceğe dair bugün nasıl adımlar atılır?

Bu soruları her ihtiyacınız olduğunda tekrar sorabilir, hatta size iyi geldiğini düşündüğünüz başka sorular da varsa ekleyebilirsiniz. Burada önemli olan soru kalıplarının ucu açık, ileriye dönük ve olumlu bir odakta olması. Doğru soru her zaman fayda sağlar ve bunu ancak cevabı veren kişi anlar. ✨

En önemli ve son yazacağım adımlardan bir diğeri ise not almak. Ajanda ya da küçük bir not defteri tutmak fikirleri somutlaştırır. İlham dediğimiz o sihirli varlık, onu hatırlatan bir şeyle üretkenlikle hayatınıza yansır. Üniversite, çalışma disiplininden başlayarak hayat bakış açınızın artık daha yetişkin bir seviyede oluşmaya başladığı değerli duraklardan biridir. 🏫

2026 Vision Board

1. O tavşan hep şapkanın içinde miydi, yoksa şapka gerçekten yaratıcı mı? 🐰

2. Dijital benlik 📍

3. Kütüphanen nerede? Kapısı nasıl açılıyor? 🗝️

4. Her çalıştığım zaman ne kadar sakinim? Benim yaratıcılıkta hizalanma yerim neresi? 🟡

Evet, yeni yılın ilk içeriğine dört görsel ve bu sorularla başlıyorum. Tavşanlı çizimimden başlayarak sırayı takip edebilirsiniz. Bugün biraz çağrışım ve 2026 hedeflerimden biri olan düzenli içerik üretimi ile başlıyorum. Aslında farkında olmadan samimi ve profesyonel bir vision board yaptım. 🙃 

Okuduğum yeni dijital ve sosyal iletişim yaklaşımlarından biri de samimi ve özgün içeriklerin öneminin artması olunca, bu görsel düşündüğümden de fazla tamamlandı. Bence ideal iletişim şekli, açık olan. Herkese her şeyi anlatmamıza gerek yok tabii ama iç iletişimin açık olması sağlıklı bir yer. Bundan dolayı, ihtiyacımız olduğunda destek almak çok değerli. Bazen düzenli destek almak, bir problemi en başında bile çözebilir.

Baştaki dörtlüye dönersek; kuantum fiziği ve yaratıcılık kavramları her zaman bir şekilde beynimde aktif. Bundan dolayı yıllar önce ilk görseli çizmiştim. ✍️ Düz bir şapka ne zaman tavşan çıkarır? Ona niyet ettiğimizde. Odak ve yaratıcılık da tam olarak böyle bir şey. Galiba 2025 yılında maksimum on resim çizmişimdir ve geçen günlerde bir şey çizmem gerektiğinde pratik eksikliğini hissettim. Belki de bu yıl çizime geri dönmek, kararlarımdan biri olabilir. 💬

İkinci görsel, benim dijital benliğim. Kendisiyle tanışmak benim için de yeni bir deneyim oldu. Neyi sever bilmiyorum mesela. Çok büyük ihtimalle onu güncellemem gerekecek; yoksa makine öğrenmesi ile benden uzaklaşabilir. 👤

Üçüncü görsel, yıllar önce kendi kütüphanemden ilhamla çizdiğim bir illüstrasyon. Şu an o kütüphanenin karşısında bu yazıyı yazıyorum ve hâlâ aynı şekilde dizili. Bence herkesin kütüphanesi farklı ve anahtarı da özel yapım. Bu çağrışım bana bilgelik kavramını hatırlatıyor. Bence benim bilgem içimde durmadan yürüyor. Bir odası yok ve ben bundan dolayı hep yazarak ve çizerek çalışmaya başlıyorum. 🌱

Dördüncü görsel, daha geçen salı çalışırken çekildi. Canva’da bir şeyler tasarlıyordum ve milimlik bir alanda nesne yerleştirme yapıyordum. Yazması, yapmaktan kesinlikle çok daha kolay. Hele benim gibi içerik üretirken görsel detaylara daha çok dikkat eden biriyseniz, seçtiğiniz font bile saatler alabilir. Bu sebeple, “Her çalıştığım zaman ne kadar sakinim? Benim yaratıcılıkta hizalanma yerim neresi?” kendime sıkça sorduğum sorulardan biri. 🚲

🟡 Siz böyle bir çalışma yapsanız, neleri koyar ve açıklamaları nasıl yazardınız? Size büyük resimde neler anlatırdı? 

Yeni yılınız tekrar kutlu olsun,
Serra 🌸

Küçük şeyler ve mutluluklar

Sizi mutlu eden bir şeyin boyutunu nasıl ölçersiniz?

Küçük şeyler sadece görünürde mi küçüktür? Yoksa anlamı ve etkisi uzun vadede daha büyük bir dönüşüme mi yardımcı olabilir?

“Büyük” olarak tanımladıklarımız ne kadar büyük?

Bu soruların cevapları hem var hem de yok. Özellikle mutluluk gibi bir kavramı amaçlarken neyin nasıl etki edeceğini de %100 pek öngöremeyiz. Bunun en büyük sebebi herkesin farklı tanım ve duygu oluşumları olmasıdır. Birisi için güzel olan bir şey, bir diğerini huzursuz edebilir. Fakat yapılan araştırmalar, günlük rutin ve pratiklerimizin mutluluğu etkileyebileceğini gösteriyor.

Nedir bunlar? Günlük bir pratik nasıl büyük resimde etki yaratabilir?

Çok sevdiğim bir söz vardır ve bence tam da bu sorunun cevabı: Damlaya damlaya göl olur. Küçük mutlulukların toplamı uzun vadede büyük bir etkene dönüşür.

Biz insanlar sosyal varlıklarız ve bundan dolayı kurduğumuz ilişkiler, özellikle bu anlamda, çok değerlidir. Burada iki taraflı bir yaklaşım vardır: Karşımızdakiyle kurduğumuz iletişim ve karşı tarafa nasıl yaklaştığımız. Güçlü sosyal ilişkiler sadece daha mutlu bir yaşam sağlamaz, aynı zamanda ömrü de uzatır. Sevdiğimiz insanlarla vakit geçirmek, bunun ışığında, oldukça keyifli anlarımızı oluşturur.

İkinci yaklaşım ise çevremize nasıl davrandığımızdır. Özgecilik (altruism), başkalarına yardım etme halimizdir. Birine yardım ettiğimizde beynimizin haz ve ödül kısmı aktive olur ve iyi bir his, “helper’s high”, yaşarız. Bunlarla beraber, başkalarına yardımcı olduğumuzda aidiyet ve amaç duygusu hissederiz.

İnsan ilişkileri dışında, yazının başında bahsettiğim günlük rutinlerimiz de küçük mutluluklarımıza girer. Düzenli spor yapmak, belli yerlere gitmek ve hayatımızın diğer parçaları, gün sonunda bizi iyi hissettirir.

Yazıyı özetlemek gerekirse:

Bir şeyin etkisi bazen boyutuna göre değerlendirilemez. Bakılması gereken, yarattığı etki alanıdır. Bir toplama işlemi gibi, küçük parçalar arttıkça, ortaya oldukça büyük ve anlamlı bir sonuç çıkar.

Kaynak:


Psychology Today (2025). “Do Little Things Truly Make Us Happy?”
https://www.psychologytoday.com/us/blog/raising-resilient-children/202503/do-little-things-truly-make-us-happy

Sanat, Toplum ve Gelişim

Bana en çok ilham bulduğum eserlerden birini sorarsanız ben bir tablo, şarkı ya da diğer sanat formlarından önce Leonardo Da Vinci’nin günlüğüne çizdiği bir resmini söyleyebilirim. Bu eser, Vitruvius Adamı, daha önce de yazdığım gibi beni en çok etkileyen eserlerden biri. Tabi Da Vinci’nin eserlerini değerlerine göre sınıflandıramam ama diğerlerinden farklı olarak bence Vitruvius Adamı Da Vinci’nin nasıl bir düşünce ve bakış açısı olduğunu yansıtıyor. Aslında bunları yazarken cevabımın doğru olduğuna da emin olamıyorum. O zaman sorumu izninizle değiştiriyorum; Sanat tarihine baktığımda en çok neler beni etkiliyor? Bu benim yazı akışıma daha uyan bir soru oldu diyebilirim.

Sanat, bilim ve toplum ilişkisi bence kolektif gelişimin yapı taşlarından biri. Daha tarihi ve toplumsal bir resimden bakarsak bu anlamda bir iletişim yönetimi her çağ ve yer için oldukça önemli. Birbirini besleyen ve etki alanı ile kendilerini güncelleyen bu üç ana kavram bugün de geçerliliğini koruyor. Bu yazının yazıldığı zamanlarda İstanbul Bienali devam ediyor ve gözlemlerime göre beni en çok etkileyen eserler de tam olarak bu konuya yakın bir bakış açısını ziyaretçilerle paylaşıyor.

Vitruvius Adamı neyi temsil ediyor? Neden bu kadar değerli?

Vitruvius Adamı yukarıda odaklandığım sanat, bilim ve toplum üçlüsüne benzer bir şekilde hümanizm, geometri, anatomi ve sanat ilkelerini bir arada gösteriyor. (1) Buna günümüz kaynaklarında disiplinler arası (İnterdisipliner) yaklaşım deniliyor ve bence bu eseri en çok da değerli yapan özelliklerinden biri.

Modern dünyada alanlar arası ilişkiler toplumları ve insanları nasıl etkiliyor?

Esneklik, yaratıcılık ve benzer davranışsal beceriler (soft skills) yeni liderlik ve yönetim kavramları oluşturmaya devam ediyor. Eskiden iyi bir lider olmanın daha net tanımları varken artık gelişim ve dönüşüme açık bir alan. Liderlik derken sadece bir takım ya da gruba yapılan liderlikten bahsetmiyorum, liderliğin birçok yaklaşımı var ve hepsi de çok değerli. Teknoloji ve yapay zeka gibi şekillendirici trendlerin daha da ön plana çıktığı bu dünyada artık bilgiye sahip olmakla beraber bilgiyi nasıl kullandığımız da güçlü yanlarımızdan biri. Teknik ve ezbere yaklaşımlar davranışsal beceriler olmadan eskisi gibi yeterli değil. Yeni iş tanımları ve yetkinlikleri her geçen gün daha da genişlerken yöneticilere de gelişim alanları açılıyor. Teknik ve mesleki yaklaşım çok önemli olsa bile aktarılan bilgi ve tecrübenin de kolayca alınması gerekiliyor. Kapsayıcı, esnek, yaratıcı ve çözüm odaklı çalışma modelleri üretkenliği ve çalışanların mutluluğunu direkt olarak etkiliyor. (2)

Bugünden geleceğe bahsettiğim yetkinlikler nasıl bir yere sahip?

Yapılan araştırmalara göre 2030 yılına kadar 170 milyon yeni işle beraber yetkinlik açığı da artacak. Yeni işlerle beraber yetkinlikleri nasıl birlikte kullanacağımız kariyerlerimizi ileriye taşıyacak. Bundan dolayı hem yeni yetkinlikler kazanmalı hem de onları geliştirmeliyiz. Teknoloji, internet ve yapay zeka değişim ve dönüşümü bu kadar hızlandırırken uyum sağlamamız için kendimizi davranışsal seviyede desteklememiz gerekiyor. (3)

(1) Vitruvian Man- figure study by Leonardo da Vinci, https://www.britannica.com/topic/Vitruvian-man

(2) The Leadership Soft Skills Needed to Succeed at Each Leader Level, son güncelleme 28 Ocak, 2025, https://www.ccl.org/articles/leading-effectively-articles/soft-skill-development-the-human-skills-needed-for-success-at-every-leader-level/

(3) Future of Jobs Report 2025: 78 Million New Job Opportunities by 2030 but Urgent Upskilling Needed to Prepare Workforces, son güncelleme 7 Ocak, 2025, https://www.weforum.org/press/2025/01/future-of-jobs-report-2025-78-million-new-job-opportunities-by-2030-but-urgent-upskilling-needed-to-prepare-workforces/

Yaşam-Odaklı Bakış Açısı

“Her sistem yeteri kadar bilgi işlediği zaman zeka üretiyor.” 

Türker Kılıç’ın yaşamdaşlık kavramı hakkında yazı yazmayı planlarken böyle özetleyici bir alıntı karşıma çıkınca yazıma böyle başlamam gerektiğini düşündüm. Bir cümle hem konuyu hem de kendini bu kadar net anlatabilirdi. Yaşamdaşlık kültürü benim en çok sevdiğim kültürlerden biri. Hem koç hem de sıkı bir doğa sever olarak bu kültürü merkezime koymam da çok doğal. Her sistem bütün ve parçalarından oluşuyor ve bu ailenin çok güçlü bir iç ilişkisi var. Her üyenin kendi ve bütüne dair bir sesi var. Büyük resimde üyeleri görüyoruz ama aslında gördüğümüz bir aile kültürü. (Kılıç) Bu kültür nasıl oluşuyor ve önemli noktalar neler? Bu yazıda tam da bu konuya odaklanmak istiyorum.

Demin aile benzetmesini kullandım ama kendi çıkış noktalarımdan biri olan doğadan bahsetmemek de odak dışına çıkmak olabilir. Doğa ve yaşamı birbirinden de ayıramayız. Biz insanlar da yaşamın diğer canlılar kadar parçası ve dönüştüren güçlerinden birisiyiz. Bu da yaşamdaşlık kültürüne bağlı olarak türler arası eşitliği getiriyor. (Kılıç)

Bu eşitlik nasıl oluyor ve etkileri neler?

Türker Kılıç insan odaklı yaklaşımdan yaşam odaklı yaklaşıma geçişin önemini anlatıyor. Biz insanlar olarak dünya tarihinin büyük bir kısmını insan odaklı yaklaşımla şekillendirdik ve bu, seçeceğimiz en iyi yoldu. Fakat artık resimde eksiklikler var ve bu boşluklar ancak yeni bir bakış açısıyla dolar. Sayın Kılıç’ın söylediği gibi sadece teldeki kuşlara bakmaktan, diğer kuşlarla olan ilişkilerine de bakmak gerekiyor. (Kılıç)

Bağlantısallık nedir?

Bağlantısallık, tümden gelim ve tümevarım yaklaşımlarının birleşimi. Başka bir deyişle, aynı anda büyük resmin kendisi ve parçasıyız. Yaşam, en büyük bilgi ağı ve zeka yaşama ait bir şey. (Kılıç)

İnsan bu resimde nerede?

Aslında bu sorudan daha büyük bir soruyu yazmak istiyorum: Bağlantısallık nasıl bir kültür ve nasıl var olur? Başlangıç noktaları merak, iyilik ve yaratıcılık. Merak, özellikle son zamanlarda üstüne çok araştırma ve gözlem yapılan kavramlardan biri. Yeni dünyanın neredeyse her alanında merak etme kavramı sıkça kullanılıyor. (Kılıç) Hatta merak etmek ve keşfetmek, büyürken farkında olmadan kullandığımız taraflarımız. Çocukları ve bir şeyleri ilk defa deneyimlediklerini düşünün; yüz ifadeleri ve sesleri hemen değişiyor. Keyif aldıkları şeyleri ve kendi alanlarını oluşturmaya başlıyorlar. Bu da zamanla kişinin kendi özgünlüğünü yaratması anlamına geliyor. İnsan da bu şekilde demin bahsettiğim büyük resmi şekillendiriyor.

Bu yazıyı okurken siz neler düşündünüz? Sizin büyük resimde nasıl bir rolünüz var? Sizce insanlar daha başka neler yaparsa resimdeki ilişkiler güçlenir?

Kaynakça

Kılıç, Türker. “Yeni Bilim: Bağlantısallık – Yeni Kültür: Yaşamdaşlık.” YouTube, konuşmacı Türker Kılıç, TEDxReset, 2022, www.youtube.com/watch?v=lqNrrQKsu7U.

İnsan ve Büyük Resim

Çağ, teknoloji ve iletişim şekilleri değiştikçe kavramlar da değişimi takip etmeye başlıyor. Merak ve keşif gibi yeniye ilgi duyan kavramlar da bu nedenle daha ön plana çıkıyor. Bu kavramlara esneklik ve benzeri arkadaşları da katılıyor. Bunlarla birlikte liderlik ve takım olmaya dair yeni bakış açıları geliştiriyoruz. Kolektif düşüncenin önemi arttıkça, büyük resmin hem parçası hem de belirleyicisi olmak daha değerli hale geliyor. Önceden ben, sen ve biz gibi özneler daha ön plandayken, şimdi resme “öteki” de giriyor.

Öteki kimdir? Tanımadığımız ve bilmediğimiz öteki neden önemli?

Öteki, dolaylı da olsa etki ettiğimiz gruptur. Başka bir deyişle, attığımız adımların etkilediği, tanımadığımız kişilerdir. İnsan, bir sevgi ve iletişim varlığıdır. Doğamız gereği, farkında olmasak bile göle attığımız küçük bir taşla dalgalar yaratırız. İletişim halinde olmak, özelliklerimizden bağımsız olarak öteki ve yakınlarımızla kesiştiğimiz bir kümedir.

Büyük resimde neler yaparsak olumlu etkilerimiz olur?

Bir şey yaparken olası etkilerini önceden düşünürsek, olumsuz birçok şeyin önüne bir parça bile olsa geçebiliriz. Bu, yeni bir ürün tasarlamak ya da bir proje yönetmek olabilir. Bunlarla beraber bir çok odaklandığımız şey de örnek olabilir. Önemli olan yalnızca bir hedefe ulaşmak değil, aynı zamanda diğerleri ile bağlantılı olduğumuz resimde nelere etki edeceğimizi de düşünmektir.

Örneğin, iklim konusundan devam edersek, artık doğa dostu ürünler daha fazla ön plana çıkmaya başladı. Giydiğimiz kıyafetlerden başlayarak pek çok satın aldığımız eşyanın nasıl üretildiğini daha fazla araştırıyoruz. Ürünün nasıl test edildiği ve hangi fabrikada üretildiği en çok dikkat edilen etkenlerden biri haline geldi.

Özetlemek gerekirse:

Artık daha kolektif bir düşüncenin parçasıyız. Sadece kendimizle olan değil, resimde yer alan ve bizden etkilenebilecek ötekilerle de iletişimimiz önemli. Bu dengeyi kurduğumuz sürece, yazının başında da belirttiğim gibi, merak etmek ve keşfetme isteğimizle hem büyük resmin parçası hem de etkili bir belirleyicisi oluruz. Yeniye uyum sağlamak, sonsuz bir gelişim kaynağı ve bunu sürdürmek bizi güçlü kılıyor.

Merak etmek ve üretmek

Merhaba,

Bugün sizinle merak hakkında kısa bir yazı paylaşmak istiyorum. Dün bir markete gittim ve uzun zaman sonra bir dergi dikkatimi çekti. Derginin kapağında beyin hakkında bir başlık ve benzer konu başlıkları vardı. 🔎 Dergiyi aldım ve bugün okumak için neredeyse odanın ortasına koydum. Biliyorum uzun zamandır yazı yazmıyor ve içerik paylaşmıyorum. Fakat bu dergi üretme duygumu harekete geçirdi ve kendimi iş başında buldum! 🤓

Derginin başlığına karşı hissettiğim duygu merak olduğu için de yazı ve resmin konusunu bulmak zor olmadı. Kendime “ Merak nasıl çizilir? “ diye sorduğumda gördüğünüz akıl haritası oluştu. 🖌️Öncelikle üretme isteğini yazdım ve bende yarattığı etkileri. Sonra neye benzetebileceğimi düşündüm ve tohum ekme hali gözümde canlandı. 🌱Düşüncelerimi topladıktan sonrada gördüğünüz kalp illüstrasyonu oluştu. 🩷

Eski yazı ve çizimlerimden farklı olarak bugün sizinle arada aldığım notlarımı da paylaşmak istedim. Bunun en büyük sebeplerinden biri merak etmenin bir süreç olması olabilir. ✨ Dün o dergiyi almak içeriğin şeklini değiştirdi. 📚

Siz meraklı olmayı nasıl anlatırsınız? Neye benzetirsiniz? Neler sizde üretme isteğini doğurur? 🌱🌸

Doğa ve insan – 4

Normalde doğa ve insan içeriklerim için fotoğraf çekerim. Ama bu sefer doğa ve insan ilişkisini çizim olarak paylaşmak istedim ve kendime “Nasıl çizebilirim? “ sorusunu sordum. 🤓 Aklıma bir bina ve binaya bakan bir hayvan çizmek geldi. Hayvanın da dikkatini çeken bir şey olmalıydı, yiyeceği bir şeyler! 🍴Böylece sarmaşık kaplı bir binaya bakan zürafa ortaya çıktı. 🦒 Siz doğa ve insan ilişkisini nasıl resmedersiniz? 🌱