Üretkenlik

Çalışırken veya bir şeye odaklanırken neler size kendinizi üretken hissettiriyor?

Nasıl daha fazla üretken olursunuz?

Üretkenlik, iş hayatında en sık duyduğum kavramlardan biri. Bu yazıyı yazarken, çalışmak ve üretken olmayı nasıl karşılaştırabilirim diye düşünmeye başladım. İkisini kıyasladığımda aralarında bazı farklılıklar olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bunlar benim bakış açım ve size farklı gelen noktalar varsa lütfen paylaşın, böylece konuyu daha kapsayıcı bir şekilde konuşabiliriz. 🌱

Çalışmak, üretken olmamız için attığımız bir adımdır. Yıllık, aylık ve haftalık belirlenen hedefler, iş dünyasının önemli parçalarından biridir ve bu hedefler üzerinden yapılan işin başarısı ölçülür. Ancak bu hedeflere ulaşıldığında, sürecin nasıl yönetildiği de büyük önem taşır. İş nasıl tamamlandı? Çalışanlar kendilerini nasıl hissettiler? Zaman nasıl yönetildi? Bu ve benzeri sorular, süreci anlamak açısından önemli bir rol oynar.

Sürecin bize söyledikleri neden önemli?

Çalışmak ve üretken olmak arasındaki farklar burada ortaya çıkıyor. Bir işi birçok şekilde tamamlayabiliriz; yorularak, sıkılarak, keyif alarak ya da yeni şeyler öğrenerek. Bunları belirleyen şey, sürecin bize anlattıklarıdır. Sürece odaklanmak, sonraki hedefler için sağlıklı ve olumlu bir alan yaratır. Sürecin değerlendirilmesi her zaman fayda sağlar, ancak bunu ne zaman ve nasıl yaptığımız, elde edeceğimiz etkiyi değiştirebilir.

Çalışma alanını tasarlamak, süreci takip etmek ve sonunda nasıl bir sonuç elde edildiğine bakmak, iş ve iş kültürü hakkında önemli bilgiler sunar. Kendi dinamiklerimizi esnek bir şekilde keşfetmek, bireysel ve ekip olarak daha verimli çalışma alışkanlıkları edinmemizi sağlar.

İyi zaman yönetimi ve keyif veren rutinler de bu süreci destekler. İhtiyaca göre mola vermek, çalışma şeklini değiştirmek ve kişisel motivasyonu artıran alışkanlıklar, hedeflere daha kolay ulaşmamıza yardımcı olur. Yorulmuş bir insan verimliliğini kaybeder ve performansı düşer.

Peki, siz kendi iş hayatınızı düşündüğünüzde bu kavramları nasıl tanımlıyorsunuz? Bu konuyla bağlantılı olarak aklınıza gelen başka kelimeler veya kavramlar var mı?

Merak ve Keşfetmek

Sizce merak etmek nedir?

Geçen haftalarda bana merak etmeyi anımsatan iki şey izledim. Birincisi, genç bir kızın hayal etmek hakkında konuştuğu ve küçük bir kızın çizdiği resmi duvarda gördüğünde mutluluktan ağladığı bir andı. Bu iki kızın ortak bir yanı vardı: Çok istedikleri bir şeyi keşfetmek. Bu anlar, bu yazıyı yazmama ilham oldu. Birçok kelime ve anlam üzerine düşündüm, yazıyı defalarca düzenledim. “Keşif” ve “merak” bu yazı için en doğru kelimelerdi.

Biz insanlar, anlam arıyoruz. Buna her açıdan bakabilirsiniz; yaptığımız işte, yaşadığımız ilişkilerde, günlük rutinlerimizde… Tüm bu anların içinde, küçük de olsa bir anlam var. Bir şeyi merak etmek, ona ilgi duymak ve onda anlam bulmak aslında bizi özgün kılan şeyler. İşte bu yüzden dünyada birçok meslek, alan ve yaşam biçimi var ve bu da dünyayı renkli bir yer yapıyor. Bir rengin bile farklı tonları olduğunu düşünürsek, dünya aslında kocaman, renkli bir resim. Her detayın kendi içinde ve büyük resimde bir anlamı var.

Yazının başında bahsettiğim o iki an işte bu yüzden çok değerli. Bu kadar denge aradığımız ve kendimizi bulmaya çalıştığımız bu dünyada, merakla ilgi duyduğumuz bir şeylerin varlığını bilmek belki de bizim anlam bulma halimiz. Anlam bulduğumuz bir şeyi gerçekleştirmek ise içimizdeki o çocuğun teşekkür etme hali.

Empati ve İyi Dinlemek

Birisiyle ya da bir grup içinde iyi bir iletişim kurulduğunu nasıl anlarsınız? Daha fazla gülümseyen insanlar mı? Sakin bir ortam mı? Rahat akan sohbetler mi?

Bunların hepsi geçerli cevaplar olabilir. Ancak bir iletişimin iyi olduğunu anlamak için önce şekillendiği ortamı değerlendirmek gerekir. Yine de, iyi bir iletişimde öne çıkan iki temel özellik vardır: empati ve iyi dinleme. Bu ikisi bir arada olduğunda, yanlış bir iletişim kurmak neredeyse imkânsız hale gelir.

Empati ve İyi Dinleme Arasındaki Bağ
Önce iyi dinlemeden başlayalım. İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri, duyulduğunu hissetmektir. Konuşmanın her iki taraf için de dengeli bir alışveriş olması gerekir. Ne kadar konuşuyorsanız, o kadar da dinlemeniz gerekir. Bu denge, rollerinize göre elbette değişebilir.

Empati ise dinleme becerisini güçlendirir. Karşınızdakini gerçekten anlamanızı sağlar ve böylece iletişim daha akıcı hale gelir. Karşı taraf, duyulduğunu hissettiğinde kendini daha samimi bir şekilde ifade eder.

Samimiyetin Gücü
Samimiyet, bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Samimi bir ortamda kelimeler daha az ama daha anlamlı olur. Kelimelerin açıklıkla ifade edildiği bir yerde insanlar daha mutlu olur. Bu durumu bir göle atılan taşa benzetebiliriz: Samimiyetin yarattığı etkiler, suya yayılan halkalar gibi genişler.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?
Siz iyi bir iletişimde olduğunuzu nasıl anlıyorsunuz? Empati dışında, sizce iyi bir iletişim için başka hangi özellikler vazgeçilmezdir?

Merak ve Yaşam Boyu Öğrenme

Bugün internette gördüğüm bir videoda, küçük bir kız babasına zor sorular soruyordu. Sorular zordu ama çocuğun merakı benim daha çok dikkatimi çekti. Sonra yorumlara baktım ve çoğunda benzer şeyler yazıyordu; “ Ben küçükken buna benzer sorular soruyordum.” Küçük yaşta neden çok soru sorup, büyüdükçe daha az şeyi merak ederiz? Bu soruya kesin bir yanıt vermek zor olsa da, merakın önemini vurgulamak istiyorum.

Merak, yeni şeyler öğrenmek ve kendimizi geliştirmek için harika bir araçtır. Doğru sorular ve bakış açılarıyla, hayatımızda büyük değişim ve dönüşümler yaratabiliriz. Yaşam boyu öğrenme kavramı bundan dolayı çok önemli. UNESCO’ya göre, “Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa. Yeni şeyler öğrenmiyor, şaşırmıyor ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsa. Merak etmiyor, keşfetmiyorsa. Geçmişte, anılarında yaşıyor ve sürekli eskiyi tekrar ediyorsa, yaşlıdır.” Yani genç kalmanın sırlarından bir tanesi, merakımızı canlı tutmakta yatıyor.

Peki nasıl genç kalabiliriz? 

Hobilerimize odaklanarak ve yeni şeyler öğrenmeye açık olarak. O bir zamanlar her şeyi merak eden küçük çocuklar hala içinizde. Onların merakının özünü alıp önümüzde bulunan sınırsız kaynaklı dünyada ilerleyebilirsiniz. Şimdi, geçmişe göre öğrenmek çok daha kolay. Önemli olan, öğrenmeye istekli olmak.

Hayatınıza baktığınızda, son zamanlarda neleri merak edip araştırıyorsunuz? Bu meraklar size neler katıyor?

Keyif Veren Rutinler

📍Günlük hayatınızı nasıl yönetiyorsunuz?
📍Neleri nasıl yapıyorsunuz?

Herkesin mutlaka birkaç onu mutlu eden rutini vardır. Bu kitap okumak, yemek yapmak veya başka şeyler olabilir. Eğer şanslı iseniz, bunlar günlük hayatınızın ana parçalarından da olabilir. Hatta yapmaktan keyif aldığınız küçük şeyler çoktan hayatınızı şekillendiren şeylerin parçaları olmuştur. Haftaya bu konu bile başlamak evde çiçekleri sularken geldi. Çiçekleri sularken yaşadığım mutluluğu kelimelerle ifade etmek zor. Hepsine ayrı ayrı bakıyor ve su oranını ayarlıyorsun. Kovaları yerine koyduğunda ise büyük bir mutlulukla gününe devam ediyorsun. Yazıya dönmek gerekirse, çiçekleri sulamak gibi birçok rutinimiz var ama onların verdiği keyfi görmek için biraz daha farkında olmamız gerekiyor. Bu yapması çok ta zor bir şey değil aslında. Bir şeyi nasıl yaptığınıza dikkat ederseniz kolayca anlarsınız. O an ekstra keyifli hissediyorsanız orada size iyi gelen bir şeyler vardır.



Peki bunları nasıl daha da kolay anlayabilirsiniz?💬 Kendinize “ Özellikle günün hangi anlarında kendimi daha iyi hissediyorum?”, “O anlarda neler yapıyorum?”, “Bir şeye nasıl başlarsam daha rahat devam ediyorum?” ve benzeri soruları kendinize sorabilirsiniz. Bir kağıda cevapları da yazarsanız geleceğe dönük alışkanlıklara da sahip olabilirsiniz. Yazdıklarım size nasıl geliyor? Sizin aklınıza daha başka hangi sorular geliyor? Sorularınızı siz de bana yazabilirsiniz. 🤓 Soru alışverişi mesleğimin en sevdiğim yanlarından biri. Size güzel bir hafta dilerim. 🙏

Serra 🌸

Üretmek ve Yaratıcılık

Üretmeye başlamak için nelere ihtiyacınız var? Bir kağıt ve kaleme. 

Mesela ben bu yazıya diğer notlarımın bulunduğu bir kağıdın arka sayfasında ve sınırlı bir alanda başlıyorum. Sonra dayanamayıp 5 dakika önce ertesi gün çalışmaya devam ederim diye kapattığım bilgisayarımda da devam ediyorum. Bu yazı Ikigai kitabını incelerken zihnimde şekillenmeye başladı. Kitabı incelerken aklıma başka bir kitap geldi ve kitabı gözümün önünde bir yere koyma fikri geldi. Böylece dışarı çıkmak isteyen kelimelerimi klavye ile sizinle paylaşıyor oldum. Yorgun veya enerjik olmam farketmez, bazı şeylerin doğru zamanlarını tahmin edemeyiz. Bazen gelen ilhama zihnimizde bir sandalye çekmemiz gerekir. Çünkü geldiği zaman en güzel hediyelerini de getirir. Bu açıdan bakınca üretmek düşündüğümüz kadar zor değil. Bir fikir ve onu işleyecek motivasyona ihtiyacınız var. Gerisi sadece birbirini takip eden adımlar… Tabi her zaman benim şimdi yaptığımı yapamazsınız. Zamanınız da olmayabilir. O zaman aklınıza gelen şeyi hatırlatacak bir şey bulabilirsiniz. Fotoğraf çekebilir, onu hatırlatan kısa notlar alabilir ya da kendi yöntemlerinizi kullanabilirsiniz. 🤓 Fakat yazmak önemli. Çok kısa ve net bir cümle yazdığımı farkındayım. El ile yazmak öğrenme ve ilerleme süreçlerini hızlandırıyor. Yazı yazmayı sevmiyorsanız da çizebilirsiniz. Aklınıza o fikre dair gelen şeyleri çizmek de benzer etkiler yaratacaktır. Fikir geldiği an yapabileceğinizin en iyisini yapın yeter. Zaten bu her zaman yaptığımız şey. Milton Erickson Prensipleri de bunu anlatır. 

Yazı anladığım kadarıyla daha da uzayabilir ve ben bunu istemiyorum. Bundan dolayı kısa bir cümle ile sonlandıracağım; sizi destekleyen fikirlerinize bir şans verin. Onlar yaratıcı düşüncelerinizin size verdiği hediyeler.

Verimlilik

Verimlilik en sevdiğim kavramlardan biri. Bundan dolayı pazartesi paylaşacağım bir yazı için en uygun konulardan da biri. Bir kere üretkenliğin kardeşi. Kardeşi ile çok benzer yanları da var. Hatta bana göre neredeyse ikizler. Ben verimliliği hayatıma sevdiğim ve çalışma rutinlerimi sürdürebilir tutacak yöntemlerle katıyorum. Mesela her hafta başı bir kalanlar listesi yapıyorum. Böylece her çalışmaya oturduğumda liste yanımda oluyor ve bir sonraki adımımı kolaylıkla planlıyorum. Tabi bu liste ile kendimi üretken hissettiğim yerlere gidiyorum. ( Verimlilik ve üretkenliği kardeş olarak gördüğümü söylemiştim. ☺️) Üretken olduğum günler kendimi verimli hissediyorum. Okuduğum kaynaklar ve deneyimlerime göre herkesin kendi tanımı var ve bu tanımlara uygun şekilde yaşıyor. Bundan dolayı uzun uzun kendi tanımımı yazmak istemiyorum. Ama bir kaç soru sorarak yazıya devam edebilirim. 😇 

Siz verimliliği nasıl tanımlıyorsunuz? 

Sizce neye benziyor? 

Diğer hangi kavramlar ile nasıl ilişkide? 

Bu sorular kulağınıza nasıl geliyor? Sizi çok soru ile boğmak istemiyorum. Ondan dolayı burada keseceğim. Fakat aklınıza başka sorular geliyorsa lütfen temiz bir kağıda listeleyin. Düşündüğünüzden daha fazla faydalı olacaktır. Hatta soruları zihin haritası şeklinde de yazabilirsiniz. İnsan beyni yatay zihin haritalarını daha rahat algılıyor. Haftaya böyle bir adım ile başlamak kulağınıza nasıl geliyor? Bu yazıları yazarken cevaplarınızı çok merak ediyorum. ☺️Ama yazıları uzatmayı da sevmiyorum. Yazıyı izninizle “ Neler verimliliğinizi arttırır?” sorusu ile kapatmak istiyorum. Dilerim haftanız tam da istediğiniz gibi geçer. 

Sevgilerimle,

Serra 😊

Özgünlük

💬 Özgünlüğü nasıl tanımlarsınız?
💬 Sizi özgün yapan özellikleriniz neler ?

Bence özgünlük çok önemli bir kavram. Tarih boyunca örnek aldığımız insanların ortak özelliklerinden biri de özgün olmaları. Neleri sevdiklerini, sevmediklerini, neleri yapmaktan keyif aldıkları ve başka benzer yanlarını bulmuş insanlar olmaları. Bir de, o yanlarını kucaklamaları. Özgünlüğün tanımını sordum ama tam bir tanımı da olmayabilir. Ancak birisi için özgünlük nediri sorabiliriz. ☺️Tabi kısa bir tanımı var; kişinin kendini en iyi yansıttığı ve onu özel yapan özelliklerin toplamı. Fakat, çok ta derine inmek genel anlamda zor. Bu kadar şahsi bir şeyi ister istemez kendi bakış açımızla anlatmaya devam ediyoruz. Görselde bundan dolayı su temasını kullanmak istedim. Kuşu yerleştirmek de benim özgünlüğümdü. 😇 Herkes bir deniz olsa bile derin bir su oluşumundan başka ortak nokta zor bulunabilinir. Hepimiz farklıyız ve bizi özel yapan yanımız da bu. İyi bir takım üyesi olsak bile o takıma kendi yöntemler ve güçlü yanlarımızı sunuyoruz. Bu çeşitliklik de işlerin daha kolay bitmesini sağlıyor. ✨

Bu açıdan baktığınızda deniz örneğine dönersek, isminize veya istediğiniz isme ait bir deniz olsa nasıl olur? Nasıl canlılar olur? Nerede? Derinliği ve ısısı nasıl? Birden çok fazla soru sordum özür dilerim ama deniz sever olarak kendimi soruları cevaplarken buldum. 💭 Siz de elinize bir kağıtla kalem alsanız nasıl cevaplar verirsiniz? 🤓 İlla kelimeler yazmanıza da gerek yok, aklınıza bir şarkı, şekil, söz geliyorsa lütfen onları da not alın /çizin. Birden fazla kalem ve malzeme kullanmak istiyorsanız da bırakın yaratıcılığınız size yardımcı olsun. 😇 Aklınıza gelen cevaplara merakla bakın. 🌱 Size özellikle hangi güçlü yanlarınızı size göstermek istiyorlar? ⭐️ Söz yazıyı daha fazla uzatmadan bitiriyorum. Dilerim denizleriniz size keyif verir.

Saygılarımla,

Serra ☺️

Şapkalar

Uzun zamandan sonra merhaba,

Farkındayım uzun zamandır doğru düzgün paylaşım yapamıyorum ve bundan dolayı planladığım içeriği bu kısa yazı ile paylaşmak istedim. ☺️

Uzun zamandır bir proje üzerine çalışıyorum ve bir şeyi yaratmak düşündüğümden de fazla vakit alıyor. Durmadan yeni bir şey öğrenmek ve üretmeye odaklanıyorum. Sizden bu arayı verdiğim için özür diler ve hazır yarın hafta sonu başlarken güzel vakit geçirmenizi dilerim. 🙏✨

Çok çalışıyorum ama bir o kadar da keyif alıyorum. 🤓 Bir şey üretiyor olmak beni çok motive ediyor ve keyfini size anlatamam. Aslında yaptığım çok farklı bir şey değil; sadece yeni bir alanda benzer yöntemleri kullanmak. Bundan dolayı koçluk şapkamı bazı günler bu iş için değiştiriyorum. 🧢 Bunları yazarken de aklıma Leonardo Da Vinci’nin Vitruvius Adamı aklıma geldi. 🙃 Bence 21. Yüzyılda önemli ilham kaynaklarından biri. Birden fazla alanda olup onları beraber kullanmayı bilmek çok değerli. 🧩 Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin kaç tane şapkanız var? Bunları yazarken zihnimde bir çok benden oluşan bir görsel canlandı mesela. Hepsi benden ayrı gibi ama hepsi benim birer parçam. Ben aklıma gelen görseli hazırlayacağım ama izninizle size bir soru sormak isterim; sizin aklınızda konuya dair nasıl bir görsel canlandı? 😇

Sınırsız Sınırlar

Sınırsız sınırlar denilince aklınıza neler geliyor? 

Sınırlar nasıl sınırsız olur? 

İlk sorunun cevabını sizin adınıza vermem doğru olmaz ama ikinicinin cevabını verebilirim. Sonuçta yazının başlığını ben yarattım.🤓  Nasıl hepimiz farklıyız, bakış açılarımız gibi kişisel sınırlarımız da farklı. Hepimiz birer ülke olsak ve sınırlarımız ülkenin sınırları olsa şekiller çok farklı olabilir. 🗺 Kimisi daha yuvarlak sınırlara sahipken kimisi üçgen ile tanımlayabilir. Koçluktaki özgünlük kavramı gibi, bu bir çeşitlilik ve  zenginlik kaynağı! Bu yazıya da bu fikir ile başladım ve aklıma gelen bir kaç şekli çizdim. Bu resim tabiki daha da genişler ve daha da farklı şekillerle dolar.  ✨ Aklıma gelen bir kaç şekil çizdim, hatta farklı renkler de kullandım. Yazının çıkış noktası da resim çizdiğim bir an olmuştu zaten. 🌱“Ben siyah sınırlı çizimleri sevmiyorum.” dedim karşımdakine. 💬Ama bütün renklerin karışımı ve ışığı olan siyahı da çok severim! Çeşitlilik illa renkten gelmeyedebilir.   Bu konuda tek bir doğru var; herkesin kendi sağlıklı sınırları var. ⭐️ Onları tanımak ve saygı göstermek şiddetsiz iletişimin anahtarları. 

Peki birisinin sınırlarını nasıl görebiliriz? 🚲

Sevdikleri, sevmedikleri, rutinleri ve kendilerini ifade şekilleri kişisel sınırlarını gösterir. 📍Konuya buradan baktığınızda sizin sınırlarınız neler ?💭  Şekli, rengi ve tanımları nasıl? Şiddetsiz ve sağlıklı bir iletişim için siz onları nasıl yansıtıyorsunuz? 🤓