Sanat, Toplum ve Gelişim

Bana en çok ilham bulduğum eserlerden birini sorarsanız ben bir tablo, şarkı ya da diğer sanat formlarından önce Leonardo Da Vinci’nin günlüğüne çizdiği bir resmini söyleyebilirim. Bu eser, Vitruvius Adamı, daha önce de yazdığım gibi beni en çok etkileyen eserlerden biri. Tabi Da Vinci’nin eserlerini değerlerine göre sınıflandıramam ama diğerlerinden farklı olarak bence Vitruvius Adamı Da Vinci’nin nasıl bir düşünce ve bakış açısı olduğunu yansıtıyor. Aslında bunları yazarken cevabımın doğru olduğuna da emin olamıyorum. O zaman sorumu izninizle değiştiriyorum; Sanat tarihine baktığımda en çok neler beni etkiliyor? Bu benim yazı akışıma daha uyan bir soru oldu diyebilirim.

Sanat, bilim ve toplum ilişkisi bence kolektif gelişimin yapı taşlarından biri. Daha tarihi ve toplumsal bir resimden bakarsak bu anlamda bir iletişim yönetimi her çağ ve yer için oldukça önemli. Birbirini besleyen ve etki alanı ile kendilerini güncelleyen bu üç ana kavram bugün de geçerliliğini koruyor. Bu yazının yazıldığı zamanlarda İstanbul Bienali devam ediyor ve gözlemlerime göre beni en çok etkileyen eserler de tam olarak bu konuya yakın bir bakış açısını ziyaretçilerle paylaşıyor.

Vitruvius Adamı neyi temsil ediyor? Neden bu kadar değerli?

Vitruvius Adamı yukarıda odaklandığım sanat, bilim ve toplum üçlüsüne benzer bir şekilde hümanizm, geometri, anatomi ve sanat ilkelerini bir arada gösteriyor. (1) Buna günümüz kaynaklarında disiplinler arası (İnterdisipliner) yaklaşım deniliyor ve bence bu eseri en çok da değerli yapan özelliklerinden biri.

Modern dünyada alanlar arası ilişkiler toplumları ve insanları nasıl etkiliyor?

Esneklik, yaratıcılık ve benzer davranışsal beceriler (soft skills) yeni liderlik ve yönetim kavramları oluşturmaya devam ediyor. Eskiden iyi bir lider olmanın daha net tanımları varken artık gelişim ve dönüşüme açık bir alan. Liderlik derken sadece bir takım ya da gruba yapılan liderlikten bahsetmiyorum, liderliğin birçok yaklaşımı var ve hepsi de çok değerli. Teknoloji ve yapay zeka gibi şekillendirici trendlerin daha da ön plana çıktığı bu dünyada artık bilgiye sahip olmakla beraber bilgiyi nasıl kullandığımız da güçlü yanlarımızdan biri. Teknik ve ezbere yaklaşımlar davranışsal beceriler olmadan eskisi gibi yeterli değil. Yeni iş tanımları ve yetkinlikleri her geçen gün daha da genişlerken yöneticilere de gelişim alanları açılıyor. Teknik ve mesleki yaklaşım çok önemli olsa bile aktarılan bilgi ve tecrübenin de kolayca alınması gerekiliyor. Kapsayıcı, esnek, yaratıcı ve çözüm odaklı çalışma modelleri üretkenliği ve çalışanların mutluluğunu direkt olarak etkiliyor. (2)

Bugünden geleceğe bahsettiğim yetkinlikler nasıl bir yere sahip?

Yapılan araştırmalara göre 2030 yılına kadar 170 milyon yeni işle beraber yetkinlik açığı da artacak. Yeni işlerle beraber yetkinlikleri nasıl birlikte kullanacağımız kariyerlerimizi ileriye taşıyacak. Bundan dolayı hem yeni yetkinlikler kazanmalı hem de onları geliştirmeliyiz. Teknoloji, internet ve yapay zeka değişim ve dönüşümü bu kadar hızlandırırken uyum sağlamamız için kendimizi davranışsal seviyede desteklememiz gerekiyor. (3)

(1) Vitruvian Man- figure study by Leonardo da Vinci, https://www.britannica.com/topic/Vitruvian-man

(2) The Leadership Soft Skills Needed to Succeed at Each Leader Level, son güncelleme 28 Ocak, 2025, https://www.ccl.org/articles/leading-effectively-articles/soft-skill-development-the-human-skills-needed-for-success-at-every-leader-level/

(3) Future of Jobs Report 2025: 78 Million New Job Opportunities by 2030 but Urgent Upskilling Needed to Prepare Workforces, son güncelleme 7 Ocak, 2025, https://www.weforum.org/press/2025/01/future-of-jobs-report-2025-78-million-new-job-opportunities-by-2030-but-urgent-upskilling-needed-to-prepare-workforces/

Yeni Dünya ve Esneklik

Şimdiden 20 yıl önceye baktığınızda teknoloji ne kadar hayatınızdaydı? Bugünden ne kadar ve nasıl farklıydı?

Bu soru bana sorulsa, bir teknoloji uzmanı olmadığım için sadece kendi deneyimlerimden yola çıkarak cevaplayabilirim. Daha çok ev telefonunu kullanır ve bilgisayarda daha az vakit geçirirdim. SMS ve MMS ile mesajlaşırdık. Telefonda yılan oyunu oynardım. Müzik dinlemek için MP3 çalarım vardı.

10 yıl sonrasına gidersem, laptopum vardı ve okul için işlerimi onda hallederdim. Akıllı telefonum ve tabletimle daha mobil olabiliyordum. İnternette daha çok araştırma yapıyor ve aynı akıllı telefonumdan müzik dinliyordum.

Şimdiki zamana geldiğimde ise soru değişiyor. Şimdi, “Son zamanlarda teknoloji ile nasıl bir ilişkiniz var? Hangi alanlarda nasıl kullanıyorsunuz?” gibi bir soruya dönüşüyor. Cevabı da çok daha uzun ve detaylı. Başka bir noktadan da bakarsak, ivme artıyor. Bugünlerde makine öğrenmesi ve yapay zeka her şekilde hayatımızı şekillendiriyor. Buradan da değişimin kaçınılmaz bir şey olduğunu tekrar görebiliyoruz.

Biz bu değişimle ne kadar uyumlanıyoruz?

Bence bu sorulabilecek sorulardan biri. Değişim durmayacak ve alanlarını genişlettiği senaryoda biz insanlar da onunla uyumlanmalıyız.

Peki, nasıl daha kolay uyumlanırız?

Esnek olarak ve değişimi bir gelişim fırsatı olarak görüp bir noktasından hayatımıza katarak. İş dünyası, sosyal hayat ve birçok alanda teknoloji sağladığı kolaylıklarla yerini güçlendiriyor. Eskiden bir şeyi 10 adımda tamamlarken artık 5 adımda çok daha kolay bir şekilde yapabiliyoruz. Tabii bunu dengede ve ihtiyaca göre kullanmamız daha sağlıklı olur. Fazla ve hızlı tüketim, teknolojinin sosyal doğamızı etkilemesine de yol açabilir. İnsan olarak sosyal bağların bize ne kadar iyi geldiğini her zaman hatırlamak fayda sağlayacaktır. Hem diğer insanlar hem de diğer canlılarla ilişkimizi iyi tutarak değişim ve dönüşümü olumlu yönde şekillendirebiliriz.

Bilgisayarlar bizi dansımızdan tanıyor.

Yapılan yeni çalışmaya göre , makine öğrenme teknolojisi kişileri dans tarzından tanıma konusunda yüksek oranda etkili.

Bu ne demek?

Müzik tarzından bağımsız olarak dans tarzımız neredeyse her zaman aynı ve bir bilgisayar dansçıyı şaşırtıcı bir doğrulukla tanımlayabiliyor.

Çalışmayı kim yapmış?

Son birkaç yılda, Finlandiya’daki Jyväskylä Üniversitesi Disiplinlerarası Müzik Araştırmaları Merkezi’ndeki araştırmacılar, katılımcıların hangi tür müzik ile dans ettiklerini anlayan bir sistem üzerinde çalıştı.

Çalışma nasıl tasarlandı?

73 katılımcıya 8 müzik türü dinletildi. Katılımcılardan duydukları şarkılara içlerinden geldiği gibi dans etmeleri istendi.

Sonuçlar nasıldı?

Araştırmacılar, müzik türlerini ayırt etmeye çalışarak katılımcıların hareketlerini makine öğrenmesini kullanarak analiz ettiler. Ne yazık ki, bilgisayar algoritmaları doğru türü % 30’dan daha az belirleyebildi. Bununla birlikte, bilgisayarın %94 oranla 73 kişiden hangisinin dans ettiğini doğru bir şekilde tespit edebildiğini keşfettiklerinde şok oldular.

Dr. Pasi Saari “Bir insanın dans hareketleri bir tür parmak izi gibi görünüyor. Her kişinin ne tür müzik çalarsa çalsın aynı kalan benzersiz bir hareket imzası var.” dedi. Bununla birlikte, bazı türler bireysel dans hareketleri üzerinde diğerlerinden daha fazla etkiye sahipti. Bilgisayar, metal müzikle dans ederken bireyleri tanımlamada daha az doğruydu. Emily Carlson, “Metal ile headbang gibi belirli hareket türleri arasında güçlü bir kültürel ilişki var. Metal müziğinin daha fazla dansçının benzer şekilde hareket etmesine neden olması ve onları birbirinden ayırmasını zorlaştırması muhtemel.” dedi.

Araştırma nasıl yorumlandı?

Carlson “Hareket imzalarımızın hayatımız boyunca aynı kalıp kalmayacağı, bu hareket imzalarına dayalı kültürler arasındaki farklılıkları tespit edip edemeyeceğimiz ve insanların bilgisayarlarla karşılaştırıldığında dans hareketlerinden bireyleri ne kadar iyi tanıyabilecekleri gibi birçok yeni sorumuz var. Çoğu araştırma cevaplardan daha fazla soru sorduruyor ve bu çalışma bir istisna değil. ” yorumunu yaptı.

Neuroscience News, The way you dance is unique, and computers can tell it’s you, son güncelleme 17 Ocak, 2020, https://neurosciencenews.com/ai-dancing-15509/