2026 Vision Board

1. O tavşan hep şapkanın içinde miydi, yoksa şapka gerçekten yaratıcı mı? 🐰

2. Dijital benlik 📍

3. Kütüphanen nerede? Kapısı nasıl açılıyor? 🗝️

4. Her çalıştığım zaman ne kadar sakinim? Benim yaratıcılıkta hizalanma yerim neresi? 🟡

Evet, yeni yılın ilk içeriğine dört görsel ve bu sorularla başlıyorum. Tavşanlı çizimimden başlayarak sırayı takip edebilirsiniz. Bugün biraz çağrışım ve 2026 hedeflerimden biri olan düzenli içerik üretimi ile başlıyorum. Aslında farkında olmadan samimi ve profesyonel bir vision board yaptım. 🙃 

Okuduğum yeni dijital ve sosyal iletişim yaklaşımlarından biri de samimi ve özgün içeriklerin öneminin artması olunca, bu görsel düşündüğümden de fazla tamamlandı. Bence ideal iletişim şekli, açık olan. Herkese her şeyi anlatmamıza gerek yok tabii ama iç iletişimin açık olması sağlıklı bir yer. Bundan dolayı, ihtiyacımız olduğunda destek almak çok değerli. Bazen düzenli destek almak, bir problemi en başında bile çözebilir.

Baştaki dörtlüye dönersek; kuantum fiziği ve yaratıcılık kavramları her zaman bir şekilde beynimde aktif. Bundan dolayı yıllar önce ilk görseli çizmiştim. ✍️ Düz bir şapka ne zaman tavşan çıkarır? Ona niyet ettiğimizde. Odak ve yaratıcılık da tam olarak böyle bir şey. Galiba 2025 yılında maksimum on resim çizmişimdir ve geçen günlerde bir şey çizmem gerektiğinde pratik eksikliğini hissettim. Belki de bu yıl çizime geri dönmek, kararlarımdan biri olabilir. 💬

İkinci görsel, benim dijital benliğim. Kendisiyle tanışmak benim için de yeni bir deneyim oldu. Neyi sever bilmiyorum mesela. Çok büyük ihtimalle onu güncellemem gerekecek; yoksa makine öğrenmesi ile benden uzaklaşabilir. 👤

Üçüncü görsel, yıllar önce kendi kütüphanemden ilhamla çizdiğim bir illüstrasyon. Şu an o kütüphanenin karşısında bu yazıyı yazıyorum ve hâlâ aynı şekilde dizili. Bence herkesin kütüphanesi farklı ve anahtarı da özel yapım. Bu çağrışım bana bilgelik kavramını hatırlatıyor. Bence benim bilgem içimde durmadan yürüyor. Bir odası yok ve ben bundan dolayı hep yazarak ve çizerek çalışmaya başlıyorum. 🌱

Dördüncü görsel, daha geçen salı çalışırken çekildi. Canva’da bir şeyler tasarlıyordum ve milimlik bir alanda nesne yerleştirme yapıyordum. Yazması, yapmaktan kesinlikle çok daha kolay. Hele benim gibi içerik üretirken görsel detaylara daha çok dikkat eden biriyseniz, seçtiğiniz font bile saatler alabilir. Bu sebeple, “Her çalıştığım zaman ne kadar sakinim? Benim yaratıcılıkta hizalanma yerim neresi?” kendime sıkça sorduğum sorulardan biri. 🚲

🟡 Siz böyle bir çalışma yapsanız, neleri koyar ve açıklamaları nasıl yazardınız? Size büyük resimde neler anlatırdı? 

Yeni yılınız tekrar kutlu olsun,
Serra 🌸

Yeni Yıl Soruları – 4 

Bugün otururken bir anda kendime ‘2025 gelecek hafta bitiyor.’ dedim ve o an sanki yeni bir şeyi fark etmiş gibi şaşırdım. 💬 Zamanın çok hızlı geçtiğini düşünürken, yavaş geçebilme ihtimalini de ayrı ayrı düşündüm.

Evet, yıl bitiyor ve yazı serisinin son kısmına hoş geldiniz. En son yazıda ‘Hediyeden çıkanlar ne kadar sizi yansıtıyor?’ sorusunu sormuştum. Şimdi resmi netleştiren sorularla devam etmek istiyorum. 🤓

Bu noktada biraz daha aksiyon almaya ve istekleri netleştirmeye hizmet eden soruları paylaşacağım. Her soru gibi bunlar da ihtiyaç duyduğunuz her zaman kullanılabilir. Her soru her zaman katkı sağlamayabilir; ancak doğru yer ve doğru zaman, en güçlü formüllerden biridir.🌱

✨Son yazıyı düşündüğünüzde, hangi hediyeler size ait?

✨Yeni yıldan neler istiyorsunuz?

✨İstekleriniz neler yaparsanız gerçekleşir?

✨Özellikle hangi adımlar sizi destekler?

✨Neler olursa isteklerinize ulaştığınızı nasıl anlayacaksınız?

Deminde yazdığım gibi, bu sorular artık düşüncelerimizin somut bir şekilde hayatımızla uyumlandığı alanı güçlendirir. “Bundan keyif alıyorum.” cümlesinden “Bunları yaparsam keyif aldığım bir rutin yaratırım.” cümlesine geçiş yaparlar.

Yeni yıla bu kadar az gün kalmışken yazdıklarım kulağınıza nasıl geliyor? Gelecek yıl bu soruların cevaplarını bir parça bile biliyor olmak nasıl bir his?🎄

Serra 🌸

Merak Etmek

Bu yazıya başlamadan önce 21. yüzyıl yetkinliklerini araştırmaya başladım. Faydalı bulduğum kaynaklara göz atarken, bu yazıyı daha geniş bir bakış açısıyla yazabileceğimi düşündüm ve 21. yüzyıl yetkinliklerini başka bir yazının konusu olarak not aldım. ✍️ Başlıkta ve görselde yer alan konuya dönersem; merak etmek, bence en önemli ve zamansız yönlerden biri.

Yüzyıllar geçtikçe bu kaynaklar ve bakış açıları, yeni disiplinler ve gündemlerle değişiyor; meraklı insanların çalışmaları ise zamansız kalıyor. Merak duygusunu her düşündüğümde, teknoloji bu kadar ilerlememişken ortaya çıkan Leonardo Da Vinci ve Hezarfen Ahmed Çelebi gibi isimler geliyor aklıma. “Onlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?” gibi sorular da zihnimde dönmeye başlıyor ve bu sorulara çeşitli cevaplar arıyorum.

Bu ve benzeri soruların cevapları genellikle tek bir tane olmuyor. Göle atılan bir taşın oluşturduğu halkalar nasıl farklıysa, taş farklı bir yere atıldığında dünyanın yansımaları da yalnızca tahmin edilebiliyor. Elbette, yaşam boyu öğrenme gibi kavramların varlığını sürdürdüğü bu dünyada önemli olan sadece olanı devam ettirmek değil, varılan noktadan nasıl ilerlendiği. Zaman ve hayat ileriye akan bir nehir gibi… Bu nedenle odaklanmamız gereken, bu nehrin akışını sürdürmek ve bu süreci yaşarken sonradan gelenlere ilham verebilmek. 💭

Yazıyı toparlamak gerekirse; merak, dünya tarihini şekillendiriyor. İnsanları yeni şeyler keşfetmeye teşvik ediyor. Kolaylık sağlayan, yeni alanlar açan ve kalıcı etkiler bırakan keşifler ve çalışmalar, bugün geleceği planlarken değerli kaynaklar haline geliyor.

Yazımı bitirirken size ileriye dönük bir soru sormak istiyorum:

Bundan 100 yıl sonra nasıl bir keşifle anılmak istersiniz?

Bu keşfin hangi alanda ve nasıl bir etkisi olursa, başarılı olduğunu düşünürsünüz? 🌱✨

Yeni Dünya ve Esneklik

Şimdiden 20 yıl önceye baktığınızda teknoloji ne kadar hayatınızdaydı? Bugünden ne kadar ve nasıl farklıydı?

Bu soru bana sorulsa, bir teknoloji uzmanı olmadığım için sadece kendi deneyimlerimden yola çıkarak cevaplayabilirim. Daha çok ev telefonunu kullanır ve bilgisayarda daha az vakit geçirirdim. SMS ve MMS ile mesajlaşırdık. Telefonda yılan oyunu oynardım. Müzik dinlemek için MP3 çalarım vardı.

10 yıl sonrasına gidersem, laptopum vardı ve okul için işlerimi onda hallederdim. Akıllı telefonum ve tabletimle daha mobil olabiliyordum. İnternette daha çok araştırma yapıyor ve aynı akıllı telefonumdan müzik dinliyordum.

Şimdiki zamana geldiğimde ise soru değişiyor. Şimdi, “Son zamanlarda teknoloji ile nasıl bir ilişkiniz var? Hangi alanlarda nasıl kullanıyorsunuz?” gibi bir soruya dönüşüyor. Cevabı da çok daha uzun ve detaylı. Başka bir noktadan da bakarsak, ivme artıyor. Bugünlerde makine öğrenmesi ve yapay zeka her şekilde hayatımızı şekillendiriyor. Buradan da değişimin kaçınılmaz bir şey olduğunu tekrar görebiliyoruz.

Biz bu değişimle ne kadar uyumlanıyoruz?

Bence bu sorulabilecek sorulardan biri. Değişim durmayacak ve alanlarını genişlettiği senaryoda biz insanlar da onunla uyumlanmalıyız.

Peki, nasıl daha kolay uyumlanırız?

Esnek olarak ve değişimi bir gelişim fırsatı olarak görüp bir noktasından hayatımıza katarak. İş dünyası, sosyal hayat ve birçok alanda teknoloji sağladığı kolaylıklarla yerini güçlendiriyor. Eskiden bir şeyi 10 adımda tamamlarken artık 5 adımda çok daha kolay bir şekilde yapabiliyoruz. Tabii bunu dengede ve ihtiyaca göre kullanmamız daha sağlıklı olur. Fazla ve hızlı tüketim, teknolojinin sosyal doğamızı etkilemesine de yol açabilir. İnsan olarak sosyal bağların bize ne kadar iyi geldiğini her zaman hatırlamak fayda sağlayacaktır. Hem diğer insanlar hem de diğer canlılarla ilişkimizi iyi tutarak değişim ve dönüşümü olumlu yönde şekillendirebiliriz.

Üretmek ve Yaratıcılık

Üretmeye başlamak için nelere ihtiyacınız var? Bir kağıt ve kaleme. 

Mesela ben bu yazıya diğer notlarımın bulunduğu bir kağıdın arka sayfasında ve sınırlı bir alanda başlıyorum. Sonra dayanamayıp 5 dakika önce ertesi gün çalışmaya devam ederim diye kapattığım bilgisayarımda da devam ediyorum. Bu yazı Ikigai kitabını incelerken zihnimde şekillenmeye başladı. Kitabı incelerken aklıma başka bir kitap geldi ve kitabı gözümün önünde bir yere koyma fikri geldi. Böylece dışarı çıkmak isteyen kelimelerimi klavye ile sizinle paylaşıyor oldum. Yorgun veya enerjik olmam farketmez, bazı şeylerin doğru zamanlarını tahmin edemeyiz. Bazen gelen ilhama zihnimizde bir sandalye çekmemiz gerekir. Çünkü geldiği zaman en güzel hediyelerini de getirir. Bu açıdan bakınca üretmek düşündüğümüz kadar zor değil. Bir fikir ve onu işleyecek motivasyona ihtiyacınız var. Gerisi sadece birbirini takip eden adımlar… Tabi her zaman benim şimdi yaptığımı yapamazsınız. Zamanınız da olmayabilir. O zaman aklınıza gelen şeyi hatırlatacak bir şey bulabilirsiniz. Fotoğraf çekebilir, onu hatırlatan kısa notlar alabilir ya da kendi yöntemlerinizi kullanabilirsiniz. 🤓 Fakat yazmak önemli. Çok kısa ve net bir cümle yazdığımı farkındayım. El ile yazmak öğrenme ve ilerleme süreçlerini hızlandırıyor. Yazı yazmayı sevmiyorsanız da çizebilirsiniz. Aklınıza o fikre dair gelen şeyleri çizmek de benzer etkiler yaratacaktır. Fikir geldiği an yapabileceğinizin en iyisini yapın yeter. Zaten bu her zaman yaptığımız şey. Milton Erickson Prensipleri de bunu anlatır. 

Yazı anladığım kadarıyla daha da uzayabilir ve ben bunu istemiyorum. Bundan dolayı kısa bir cümle ile sonlandıracağım; sizi destekleyen fikirlerinize bir şans verin. Onlar yaratıcı düşüncelerinizin size verdiği hediyeler.

Yaratıcılık ✨ ve farkındalık🌱

Yaratıcılığın bulunduğu alana göre bir çok tanımı var. Bir sanatçıysanız çıkardığınız sanat eserini üreten güçlerden biri, bir ofisteyseniz de işleri çözme yeteneği olarak tanımlayabilirsiniz. 💬

Yaratıcılığa özden bakarsanız güçlü yönleri esnek kullanmak ve dış dünyaya daha açık olmak diyebiliriz. 🌍 Bulunduğunuz yerde nelerin fayda sağlayacağını ve onları nasıl kullanacağınızı bu şekilde görebilirsiniz. 🗺️

Yaratıcı olmak size nasıl bir farkındalık sağlar? ➡️

Bakış açınızdan daha farklı ve size fayda sağlayacak yeni alanlar keşfederek güçlü yönlerinizi arttırabilirsiniz. 🌱Bununla beraber üretkenliğinizde de olumlu bir değişim olur. 🎉

Koçluğa neden ihtiyaç duyarız?

Koçluk yöntemleri ve bakış açısıyla insanların hayatlarını kolaylaştırmak için vardır. Özellikle ucu açık kuvvetli sorular ve 3. seviye dinleme bu alanın en güçlü araçlarından ikisidir. Bunlara bağlı olarak bir koçun en önemli yetkinliklerinden biri karşısındaki iyi dinlemek ve ihtiyaca yönelik soru sormaktır.

Koçluğun faydaları nelerdir ?

1. Kendimizi daha iyi tanıdığımız için daha rahat kararlar alırız. Öncelik ve değerlerimizi bilmek bize yardımcı olur.

2. Sorunlardan çok çözümlere odaklanarak hızlı problem çözeriz. Hangi kaynağı nasıl kullanacağımızı daha iyi biliriz.

3. Değişim ve dönüşüm zamanlarında esnek ve yaratıcı oluruz. Aşılması gerekilen engeller basit sorulara dönüşür.

4. İş, sosyal ve özel hayatlarımızı dengeli yaşarız. Rutinlerimize keyif veren şeyleri de koyabiliriz. Hatta hiç bilmediğimiz yeni alanlar açılır ve hobilerimiz artabilir.

5’li Koçluk Programı

“Tecrübe insanın başına gelenler değil, başına geldiğinde ne yaptığıdır.

– Aldous Huxley

Hayatı bakış açılarımızı kullanarak istediğimiz şekilde yönetebiliriz. Bazen x bazen de y noktası fayda sağlar. Bunu ihtiyaçlarımızın değiştiği anlarda yapabiliriz. O zamanlarda kendimize “ Şu an bana ne yardımcı olur?” sorusunu sorar ve çözüm bulmaya odaklanırız. Bu program işte tam bu tip anlara destek olmak için tasarlandı. Kendinizi uzun vadede daha fazla tanıyacağınız ve esnek bir şekilde hayatınızı şekillendireceğiz bir bakış açısıyla da güçlendirme amaçlandı. Bu öğrenci, genç yetişkin ve yetişkinlere yönelik özel bir şekilde yapılandırılmış bir koçluk programıdır. Daha detaylı bilgi için yazının devamını okuyabilir ve bana serraispahani@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Amaç nedir?

Hayatın daha da hızlandığı bu dönemde bazen hedef/hayallerimize ulaşmak için zorlanabiliyoruz. Zamanı bu anlamda nasıl kullanacağımız konusunda kafalarımız karışabiliyor ve hangi kaynakları nasıl kullanacağımızı bilemiyor olabiliriz. Bu programın amacı sadece 1 tanışma ve 5 ilerleme görüşmesi ile size sizi dinleyip destekleyici sorular ile yardımcı olmak. Başka bir deyişle, size yetkinliklerinizi ve yapabileceklerinizi hayatınızda yeniden kullandığınız bir alan açmak.

Süreç nasıl ilerleyecek?

1 tanışma ve 5 ilerleme görüşmesi ile toplam 6 online buluşma olacak. Başta hazırlanan destekleyici materyaller sizinle paylaşılacak. Görüşmeler ortalama 45 dakika ile 1 saat olacak, başta yollanan materyaller üzerinden ilerlenecek ve sürecin sonunda hatırlatıcı olarak size fayda sağlayacak.

Neler kazanacaksınız?

1. Zamanı verimli kullanabileceksiniz.

2. Kendinizi daha yakından tanıyacaksınız.

3. Yetenek ve deneyimlerinizi daha iyi kullanmayı keşfedeceksiniz.

4. Çözümlere en kolay yoldan ulaşma yetkinliğiniz artacak.

5. Yeni hedef/ hayallere vakit ayıracak zaman ve alan yaratabileceksiniz.

Huzur ✨✨

  1. En huzurlu anlarınızı düşündüğünüzde, huzuru nasıl tanımlarsınız? 🌱

2.Huzurluyken özellikle neler daha farklı oluyor?✨

3. Cevaplarınızı düşündüğünüzde, huzurlu olmayı neler hatırlatır? ✉️✨

“Kiss the Ground” Documentary

Nature has caught my attention lately. I believe that flowers, animals and other parts of nature significantly improve our quality of life. Recently, I watched a documentary about nature called “Kiss the Ground” on Netflix. I felt almost every emotion while watching it. While it clearly explains what wars and similar bad things take away from the world in the long run, it also tells us what solutions we can use as human beings. At the end of the documentary, I saw that nature can heal itself when we apply right agriculture methods.

 

What did I learn from the documentary?

Saving the world is easier than we think. Another name for soil is dirt and this dirt is vital. Humans are not that different from other animals when we look at ourselves as homosapiens. Of course, we are not the same because our evolution is different, but; we are made up of biologically similar things and we take some of our steps by listening to our primitive brain. At this point, it can be said that we are more connected to nature than we think. We even work on issues such as social inequality today due to applying wrong agriculture methods that affect nature.

 

When a farmer shared his business going down and meeting biodiversity, he used a word that summarizes the documentary which is biodiversity. In this article, I will not describe techniques as my aim is to share points that I liked. However, the solution is to grow more plants in the soil rather than just one type of plant. The important thing absorbing the carbon from  the air rather than sending it upwards and creating global warming. One of the main causes of global climate change is the drying of the soil.

 

The second thing I learned is that there are beneficial techniques for this in the world right now. Many devoted people are giving seminars and training people, while others continue their work to revitalize the soil. It was hopeful to hear  their experiences in the documentary.

 

Putting all these into consideration;

 

The documentary really affected me with many factors that I wrote above and couldn’t because there were many. Presenting the solution in the most simple way made it easier for me to watch. I saw that there are many ways to contribute to this culture and they are not less complicated than we assume.

Note: Anyone who has watched the documentary and wants to watch it, please share your ideas with me via serraispahani@gmail.com or Instagram.

 

You can watch a video about the documentary by clicking here;

https://youtu.be/K3-V1j-zMZw

Kiss the Ground: Onarıcı Tarım, https://www.netflix.com/tr/title/81321999 *