Sizinle okullarda öğrendiğimiz iki tarihi olay paylaşacağım;
1. Hamamda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini bulan ve koşmaya başlayan Arşimet.
2. Başına elma düşmesiyle yer çekimini bulan Newton.
Bu iki olay günümüz biliminin en önemli ama en kısa anlarından olabilir. Yenilik ve ilerlemeye de mutlaka kapı açmıştır. Bu anlara yaratıcılık ve yenilik açısından bakarsak, oldukça ilham verirler. Fakat, izninizle bu bakış açınızı biraz döndürmek istiyorum. 🙂
Bu anların kahramanları bilimde çok önemli olan iki insan. Bu iki insan dışında kaç kişinin başına bir şey düşüyor ve kaç kişi hamamda yıkanırken elindeki tası suyun üstüne koyuyor düşündünüz mü? Diğer bunları yapan ve yaşayan insanları düşündüğünüzde, diğerlerini normal, Newton ve Arşimet’i dahi yapan özellikler hangileri? Bu aslında çok kolay bir soru. Hangi fikre odaklandıkları. Başka bir deyişle, beyinlerinin daha çok hangi fikirlere odaklandığı.
Bu anlattıklarımın yaratıcılıkla nasıl bir bağlantısı var?
Arşimet’i hamamdan dışarı koşturacak veya Newton’u elmaya farklı baktıran nokta yaratıcılığın fark edildiği yer. Ondan önce bizim ve bilimin görmediği bir süreç var; odaklanma. Bir fikre veya hedefe odaklandığımızda beyin fikirleri birbirlerine ekliyor. Yani yeni bir şekil veriyor. (1)
Beyin bunu nasıl yapıyor?
İnsan beyni prefrontal korteksin olmasından dolayı, hayvan beyninden farklı olarak bilgiyi sınırsız bir şekilde işliyor. Algılama ve tepki verme sistemleri farklı çalışıyor. Örnek vermek gerekirse, bir elma düşünün. Hayvanlar elmayı yemek olarak algılarken, insanlar sanat ve yemek gibi bir çok çerçeve içinde düşünebiliyor. Algılanacak şey ne kadar fazla ise, o kadar yaratıcı olma imkanımız oluyor. Deneyimlerimiz de ham maddesi oluyor. Bunu bir bina yapmaya benzetebilirsiniz. Fikirler ne kadar fazla ise, o kadar yüksek bir bina inşa ediyorsunuz. (2)
Yaratıcılık başka nasıl anlatılabilinir?
Hayatımızı yeniden şekillendirme gücü şeklinde anlatılabilinir. Nathan Myhrovald’a göre de, yaratıcılık bir fikri bir yerden alıp başka yere uygulamak. (3)
Nasıl daha yaratıcı olabiliriz?
1. Yeni şeyler deneyerek.
2. Yenilik arayarak.
3. Yaşadıklarınızın hepsini öğreneceğiniz deneyim ve bilgiler olarak görerek. (4)
Yaratıcılığınızı keşfetmek veya daha iyi tanımak için kendinize nasıl sorular sorabilirsiniz?
1. Sizin için yaratıcı olmak nedir?
2. Bu tanıma göre, yaratıcılığı neye benzetirsiniz?
3. Yaratıcılığınızı en çok nasıl bir motivasyonla kullanıyorsunuz?
4. Yaratıcı insanları düşündüğünüzde ortak özellikleri hangileri?
5. Sizin onlarla ortak özellikleriniz hangileri?
6. Bu özellikleri hangi davranışlarınızla yansıtıyorsunuz? Örnek verir misiniz?
7. Hayatınızda bu özellikleri daha sık nasıl kullanabilirsiniz? (5)
Aşık Veysel hepimizin nakaratını ezbere bildiğimiz “Uzun İnce Bir Yoldayım” eserinde;
“Düşünülürse derince
Uzak gözükür görünce
Yol bir dakka mıktarınca
Gidiyorum gündüz gece” der. (1)
Aşık Veysel ne anlatıyor? Yazıma neden bununla başladım?
Tarihçi ve filozof Yuval Noah Harari dünyada bu kadar canlı varken neden insanın değiştiren canlı olduğunu, yüksek sayıda insan bulunan gruplarda esnek şekilde çalışabilme özelliği ile anlatıyor. En çalışkan olarak adlandırdığımız arılar bile bizim -insanlar- kadar ileri seviyede değil. Grup halinde yaşıyor olsalar bile, insanların karar verme sistemlerine sahip değiller. İnsanlar birbirlerini tanımasalar bile beraber çalışabiliyorlar. (2)
İnsanları özellikle ne ileride tutabiliyor?
Hayal gücümüz ile yaratıp, yaratığımız hikayelere inanabiliyoruz. Başka bir yönden de bakarsak, bir şeyin olma fikrine inanıp yaratabiliyor ve uygulayabiliyoruz. (5)
Bunu hangi aracı kullanarak yapıyoruz?
Dili kullanarak. Dili gerçeklikleri tanımlama ve yeni şeyler yaratmak için kullanıyoruz. Bunu kitlesel bir seviyede iş birliği olarak adlandırabiliriz. Tarihe baktığımızda insan haklarının oluşumunu somut bir örnek olarak gösterebiliyoruz. İnsan hakları, yarattığımız, icat ettiğimiz ve parçası olduğumuz hikayelerle hayat buluyor. Bu açıdan bakınca, kendimizi dil ile dünyayı kontrol eden büyücü veya sihirbazlara benzetebiliriz. (6)
Bunu nasıl yapıyoruz?
Objektif ve kurgusal gerçeklik ile. Objektif gerçekliği yarattığımız kurgusal gerçeklik ile kontrol ediyoruz. Burada dünya ile yerkürenin farkına odaklanmak istiyorum. Merriam Webster’a göre dünyanın tanımı, insan varlığının dünyevi hali. Yani yerkürenin insanlı hali. Gaz bulutu ile oluşan gezegene yeni bir anlam katıyoruz. (7)
Bu soruları cevaplarken sizi 850 yılına götürüp Musaoğulları ile tanıştırmak istiyorum. 3 kardeş olan Musaoğulları Bağdat’da Bilgi Yuvası’ndalar. Onlar “Marifetli Araçlar” kitabını yazdıktan 1000 yıl sonra ilk mekanik bilgisayar bulunuyor. Avrupa bu kardeşlerin eserini okuyarak ilham alıyor. (8)
Neden Musaoğulları’ndan bahsettim?
Teknoloji ve gelişimi çağına göre değerlendirmek gerekiyor. Bu anlamda Musaoğulları hayal gücünün dünyadaki kazanımlarını çok güzel gösteriyor. (12)
Bütün bunları teknoloji çerçevesinden nasıl düşünebiliriz?
2017 CeBIT Fuarı’nda sadece teknoloji uzmanlarının değil, diğer insanlarında içinde bulunacağı Toplum 5.0 açıklandı. “Toplum için teknoloji” amaçlandı. (13)
Toplum 5.0 nedir?
“Nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi teknolojileri kullanarak sosyal problemleri çözmeyi ve refah seviyesini yükseltmeyi öngören süper akıllı toplum.” (23)
Bu toplumda herkesin farklı becerilerini her zaman kullanabildiği bir toplum yaratmak isteniyor. (24)
Toplum 5.0 nasıl özelliklere sahip?
Çözüm odaklı, değerlerin yaratıldığı, herkesin çeşitli-birbirinden farklı yeteneklerini kullandığı, herkes için her zaman ve her yerde olanak sağlanması amaçlandığı, dirençli, esnek, insanın doğa ile uyumlu yaşadığı bir toplum. (25)
Toplum 5.0 hangi soruları sorarsak ilerleyebilir?
– Hukuk sisteminde nasıl değişikliklere gidebiliriz?
– Nesnelerin dijitalleşmesindeki bilimsel boşluklar nasıl doldurulur? Bugünden geleceğe nasıl uygulanır?
– Nasıl daha fazla kalifiye personel bulunur? Nasıl daha kalıcı adımlar atılır?
– Sosyo-politik önyargılar yerine nasıl yapıcı fikirlere sahip olabiliriz?
– Toplumsal direncin tam tersi nedir? Onu nasıl hayata getirebiliriz? (26)
(1) “İnsanlık 5.0 I Banu Onaral I TEDxMETUAnkara”, YouTube Video, 19:01, “TEDx Talks” , 30 Ocak, 2017, https://youtu.be/5gC50xQG7yo
Beraber geçirdiğimiz bu zor dönemde birlik ve beraberliğimiz çok önemli. Yalnız değiliz. Şuan dünyadaki herkes aynı durumda. 🌏 Birbirimize ne kadar destek verirsek, bu süreci o kadar dingin atlatırız. Ben de bu dönemde sizlerle daha fazla beraber olmak istiyorum. Profesyonel Çözüm Odaklı Kariyer ve İletişim Koçu olarak, benimle iletişime geçeçek 8 kişiye ücretsiz online koçluk yapmayı amaçlıyorum. Bana sitemin iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz. 💬😊
Yazıma ve köşeme başlamadan önce içtenliğimle paylaşmak istediğim bir şey var. İşinden ve diğer sebeplerden dolayı dışarıya çıkmak durumunda olan herkese öncelikle saygılarımı sunarım. Bu köşeyi hazırlarken size son derece saygı duyuyorum. 🙏🏻 Bu sürecin en hızlı şekilde sona ermesi ve insanların evlerinde kendilerini ve sevdiklerini korudukları bir zaman diliyorum. ⭐️🍀
Dünya son zamanlarda ülke, dil ve yaşam farklılıklarının bir kenara koyulup birlik halinde hareket edilmesi gerekilen bir süreçten geçiyor. 🌏 Yapılması gerekilen ise tek şey; evde kalmak. Peki evde kalırken neler yaparsak bu her anlamda daha dingin ve destekleyici bir şekilde geçer? Bu sorunun cevabını sizinle paylaşacağım sorular ve keyifli bulduğum şeylerle vereceğim. Amacım, size keyif alacağınız, yüzünüzde bir gülümseme oluşturucak ve ihtiyacınız olduğunda tekrar bakacağınız kaynakları sunmak.
💭Başka hangi filmler “Inside Out” filmi gibi değerli olduğumuzu söylüyor? 😊Bu filmleri izlerken sizi gülümseten başka hangi mesajları alıyorsunuz? 📸Görsel Pixar‘dan alınmıştır.
30. Nisan. 2020
1. Mayıs. 2020
2. Mayıs. 2020
🤩Şu an elinizde kullanabileceğiniz bütün kaynakları düşündüğünüzde, neler yaparsanız daha mutlu olursunuz?
3. Mayıs. 2020
4. Mayıs. 2020
5. Mayıs. 2020
6. Mayıs. 2020
7. Mayıs. 2020
8. Mayıs. 2020
GDT Yılın Doğa Fotoğrafçısı Yarışmasının Kazananları Belli Oldu The German Society for Nature Photography, 2020 Yılın Doğa Fotoğrafçısı Yarışması’nın kategorilerinde kazananlarını açıkladı. Yazının devamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Görsel ve yazı kaynağı: Bigumigu*
9. Mayıs. 2020
10. Mayıs. 2020
11. Mayıs. 2020
12. Mayıs. 2020
13. Mayıs. 2020
14. Mayıs. 2020
15. Mayıs. 2020
16. Mayıs. 2020
17. Mayıs. 2020
18. Mayıs. 2020
Siz ne görüyorsununuz? ☺️ #bakışaçısı #farklılık Görsel: Haley Weaver Instagram @haleydrewthis
19. Mayıs. 2020
20. Mayıs. 2020
Şu an kullanabileceğiniz bütün kaynakları düşündüğünüzde, merakı nasıl tanımlarsınız?
Suzanne Simard -Orman Ekolojisi Profesörü- ağaçlar hakkında, “Yerin altında başka bir dünya var.” (1) diyor. Sadece üstünü gördüğümüz bu kocaman yemyeşil dünya bildiğimizden çok daha zengin. Hatta, bir insan gibi paylaşımcı ve sosyal de denilebilinir.
Simard ağaçların arasında iletişim olup olmadığını bulmak için ormanda kağıt huşu, Douglas göknarı ve boylu mazı ağaçlarının 80 kopyasını yetiştirerek bir deney yapıyor. Deneyi yaparken ormanda çalıştığı için şansına da bir anne ayı bol bol ziyaretine gidiyor.
Deneyi nasıl tasarlıyor?
Kanada’da Canadian Tire’de kağıt huşu ağacına karbon-14 radyoaktif gazı, Douglas göknarına da kararlı izotop karbon-13 karbondioksit gazı enjekte ediyor. İki gaz kullanmasının sebebini “Türler arasında iki taraflı iletişimin olup olmadığını merak ettiğim için iki tane izotop kullandım.” (2) şeklinde açıklıyor.
Sonuçlar neler ?
Kullandığı izotoplar iki taraflı bir iletişim olduğunu kanıtlıyor. Kağıt huşu gazı emiyor ve Douglas göknarı ile iletişime geçiyor. Yazları huş ağacı göknara göknarın huş ağacına gönderdiğinden gölgedeyken daha fazla karbon gönderiyor. Sonraki denemelerde de tam tersi gözlemleniyor. Huş ağacı yapraksız kalırken göknar büyüdüğü için, ona daha fazla karbon gönderiyor. (3)
Bu iletişim nasıl kuruluyor?
İletişim karbonla beraber azot, fosfor, su, savunma sinyalleri, allel kimyasalları ve hormonlar ile de kuruluyor. Çalışma sırasında önemli noktalardan birisi de mantarların olması. Ağaçların iletişimi bir tür zeka modeli şeklinde anlatabilinir. Mikorizal ağlar bu iletişimi sağlıyor. Mikoriza mantar kökü anlamına geliyor.
Sürdürebilir bir düzen için ormanları ve ağaçları nasıl korumalıyız?
1. Ormanlara gitmeliyiz.
2. Balta girmemiş ormanları korumalıyız. (Daha az kesim*)
3. Onları kestiğimizde, mirasları, ana ağaçları, ağları, ormanı ve genleri korumalıyız.
4. Çeşitlilik olacak şekilde ağaç ekmeliyiz. (4)
Konuyu toplamak gerekirse;
Doğa her zaman bizi şaşırtıyor. En az bizim kadar paylaşımcı ve kolektif davranışları var. Her ne kadar bizim, insanlar, gibi konuşamasalar bile ormanların kendilerine has bir dili var.
Varsayın dünyayı güzelleştirmek için gücünüz var, bu güç ne olurdu? 🔮 Nasıl ve nerelerde kullanırdınız?🎆
Sanatçı Diana Yevtukh dünyayı sanatıyla güzelleştiren, kendi kelimeleriyle iyileştiren, insanlardan biri. Büyüme süreci, böcek hasarları ve hastalık sonuçları olarak ağaçlarda oluşan boşlukları nakışlarıyla dolduruyor. Sanatçı, bu dolmaları gereken yara izleri olarak adlandırıyor. Bu boşlukları çiçek desenleri ve anatomik desenler ile dolduruyor. Sanatçının eserlerini aşağıda bulabilirsiniz.
Geçen hafta inanılmaz ilham veren bir konferansa katıldım. Konferans, 16 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşti. Bu etkinliğin amacı, koçluğun farklı alan ve disiplinlerle nasıl birleştiğini anlatmaktı.
Konuşmacılar kimlerdi?
Konferansa konuşmacı olarak, Ahmet Akın, Alla Kazajeva, Ann Ridone, Atilla Kıyak, Emre Başkan, Nasuh Mahruki, Nurdoğan Arkış, Ömer Şengüler ve H. Ulaş Özcan katıldı.
Hangi konular konuşuldu?
Konferansta;
Ahmet Akın iş ortamında yaratıcılık,
Alla Kazajeva koçluk kültürü,
Ann Ridone sosyal etki için koçluk,
Atilla Kıyak liderlik ve stratejik düşünme,
Emre Başkan iş dünyasında konfor alanı ve gelecek,
Nasuh Mahruki potansiyellerimize ulaşmak,
Nurdoğan Arkış hayatta yaptığımız seçimler,
Ömer Şengüler iş dünyasında nasıl başarılı olabiliriz,
H. Ulaş Özcan 2050 yılının bize ne getireceği, değerler ve kurumlar hakkında konuştu. ICF Türkiye Başkanları bir panelle konferansı noktaladı.
Neler ön plandaydı? Beni en çok neler etkiledi?
Konferasında temasına bakıldığında öz ve öz ile geleceğe gitmek en çok ön planda olan konulardı. Konuşmacılar bunlara farklı açılardan yaklaşıp, katılımcılara ilham oldular. Elbette bütün konuşmacılar ve yaklaşımları çok değerliydi fakat bana kattıkları yeni bakış açılarıyla en çok etkileyen birkaç konuşma vardı.
Ahmet Akın’ın konuşmasında kullandığı yaratıcılık tanımları ve örnekler beni çok etkiledi. Duchamp benim en sevdiğim sanatçılardan biri. Kavramsal ve çağdaş sanat, sanat anlayışımı değiştiren alanlar oldu. Ahmet Bey’in Duchamp’ın bir eserini kullanması, konuşmasını bende farklı bir boyuta taşıdı. Ek olarak klişelere yaklaşımı da bende yeni bir farkındalık oluşturdu.
Emre Başkan ve H. Ulaş Özcan ise analitik yaklaşımları ile çok değerli bilgiler verdiler. Sundukları veriler ile iş dünyasında baskın düşünceleri ve geleceğin bize neler getirebileceklerini anlattılar. İnsanların ne düşündüklerini somut olarak görmek, geleceği anlamayı kolaylaştırdı.
Son olarak, Nurdoğan Arkış kendimize ve diğerlerine nasıl yaklaşmamız gerektiğini çok güzel bir şekilde anlattı. Dinleyicilerini ben ve sen konumunu dışında, o – iletişimde olmayacağımız ama bizden etkilenebilecek diğer kişiler– konumunu da anlatarak çevremiz hakkında farklı bir bakış açısı kattı.
Yazıyı genel olarak toplamak gerekirse;
7. Koçluk Konferansı beni çok etkiledi. Birçok önemli kişiyle tanışma ve onların konuşmalarını dinleme fırsatı elde ettim. Hepsi bende ayrı izler bıraktı. Dinlediğim her konuşmadan beynime aldığım notlar ile çok güzel bir gün geçirdim.