İyi Dinlemek ve Doğru Soruyu Sormak

Yapay zekânın yükselmesiyle önemli bir yetkinlik hayatımızda yer almaya başladı; doğru soruları sormak. Soru sormak, son zamanlarda anlam değiştiren modern dünya yetkinliklerinden biri olmaya devam ediyor. Soru sormanın başlangıç noktası olan merak etme hali artık birçok alanda insanları birbirinden ayırıyor. Birçok yeni bakış açısı, merak etmek ve keşfetmek gibi kavramları güçlü yanlardan biri olarak görüyor. Teknolojinin de bu süreç içinde rolü doğal olarak değişmeye devam ediyor. Geçmişe kısa bir yolculuk yaparsak, internetin hayatlarımıza yeni girdiği zamanlara baktığımızda cevap bulmak yeterli bir sonuçtu. Fakat yapay zekâ ve makine öğrenmesinin de resme dâhil olmasıyla doğru cevabı bulmak için doğru yaklaşım, soru sorma ve isteğini anlatmak, denklemin ana rollerinden biri haline geldi. Sorular bu anlamda diyalog başlatan öğelere dönüşüyor.

Diyalog başlatan sorular neden önemli? Dönüşüm hangi yönde oluyor?

Burada yazıya iyi dinlemek ve diyalog güçlendirme kavramlarından devam etmek istiyorum. Hayatta en sevdiğiniz ve beraber çalışması daha kolay insanları düşünün. Onları diğerlerinden ayıran özellikler neler? Tabii birçok neden vardır ama bunlardan biri iyi dinliyor olmaları olabilir. İyi dinlemeyi bir konuşmanın başlangıç noktası olarak görebilirsiniz. Yarım duyduğunuz bir cümleye ya da soruya tam olarak cevap veremezsiniz. Cümlenin veya sorunun tam duyulduğu zaman diyaloğun akışında ileriye dönük cevap verirsiniz. Bunun dışında, insan olarak en büyük ihtiyaçlarımızdan biri duyulmakken, doğru soru sormanın katkılarını size anlatamam. Fakat sorunun sorulduğu ton ve yer çok önemlidir. Sorunun sorulduğu ton, yer ve niyet de onun etkisini artırır. Paragrafın başına dönersek, bu sebepten dolayı iyi dinlemek doğru soruyu sormanın başlangıç noktası diyebilirim.

Nasıl iyi ve doğru sorular sorarız?

Einstein’ın “Dünyayı kurtarmak için bir saatim olsaydı; elli beş dakikasını problemi tanımlamaya, kalan beş dakikayı da çözümü bulmaya ayırırdım.” sözü, doğru sorunun ne kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor. Einstein’ın bir diğer yanı ise meraklı olmasıydı. Sorunun cevabına direkt odaklanırsak aslında cevap çok basit; meraklı olmaya devam ederek iyi ve doğru soruları sorarız. Sadece diyalog başlatan sorular sormayız, yaratıcılığımızı da artırırız. Soru sormak her ne kadar bireysel bir eylem gibi gözükse de kültürel bir davranıştır. Meraklı olmanın desteklendiği bir yapıda soru sormak en doğal davranış şekli olabilir. Hem teknolojinin ve yapay zekânın daha iyi kullanıldığı hem de daha güçlü insan ilişkilerinin olduğu bir dünya için, çocuklardan başlayarak insanlara meraklı olmanın faydalarını göstermemiz gerekiyor. Çocukluğunda meraklı olmakla çok konuşuyor olmayı eşleştiren bir insan, büyüdüğünde ilk olarak soru sormayı bırakabilir. Fakat aynı zamanda da çocukların hayal gücünü ilham kaynağı olarak görebilir. Bu çatışmanın sebebi, içindeki o meraklı tarafın hâlâ çalışıyor olmasıdır.

O zaman başka bir soru ile konuya yaklaşmamız daha doğru olur;  nasıl soru sormanın değerini daha somut bir şekilde gösterir ve alanlar açarız?  Aslında yazının başında da bahsettiğim gibi yeni alanlar açmak için büyük bir gelişme çoktan hayatlarımızda ve büyük bir yer kapsıyor; dijitalleşme. Eskiden suyun kaynama derecesini arama motorlarına sorarak hayatlarımıza devam eden bizler artık bu bilgiye doğru içerik içinde ulaşmak istiyoruz. İçeriğin doğru olması için de doğru soruları sormamız gerekiyor. Cevapların hızla değiştiği dünyamızda bilgi sahibi olmak, o doğru sorunun sorulduğu, problemlerin tam olarak tanımlandığı ve yeni bilgilere kapı açıldığı yerde başlıyor. Her şeyi bilmemiz imkânsız olabilir ama kitapçığa hâkim olmamız daha mümkün.

Not: 

Bu yazı Warren Berger’in konuşmacı olduğu “Warren Berger – A More Beautiful Question” videosu kaynak alınarak yazılmıştır.

Kaynakça

Berger, Warren. “Warren Berger – A More Beautiful Question” YouTube, konuşmacı Warren Berger, columbusmuseum, 2016, https://youtu.be/xh7qYW9XfcE?si=AEtb7nOXCbE5Auq-

Merak Etmek

Bu yazıya başlamadan önce 21. yüzyıl yetkinliklerini araştırmaya başladım. Faydalı bulduğum kaynaklara göz atarken, bu yazıyı daha geniş bir bakış açısıyla yazabileceğimi düşündüm ve 21. yüzyıl yetkinliklerini başka bir yazının konusu olarak not aldım. ✍️ Başlıkta ve görselde yer alan konuya dönersem; merak etmek, bence en önemli ve zamansız yönlerden biri.

Yüzyıllar geçtikçe bu kaynaklar ve bakış açıları, yeni disiplinler ve gündemlerle değişiyor; meraklı insanların çalışmaları ise zamansız kalıyor. Merak duygusunu her düşündüğümde, teknoloji bu kadar ilerlememişken ortaya çıkan Leonardo Da Vinci ve Hezarfen Ahmed Çelebi gibi isimler geliyor aklıma. “Onlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?” gibi sorular da zihnimde dönmeye başlıyor ve bu sorulara çeşitli cevaplar arıyorum.

Bu ve benzeri soruların cevapları genellikle tek bir tane olmuyor. Göle atılan bir taşın oluşturduğu halkalar nasıl farklıysa, taş farklı bir yere atıldığında dünyanın yansımaları da yalnızca tahmin edilebiliyor. Elbette, yaşam boyu öğrenme gibi kavramların varlığını sürdürdüğü bu dünyada önemli olan sadece olanı devam ettirmek değil, varılan noktadan nasıl ilerlendiği. Zaman ve hayat ileriye akan bir nehir gibi… Bu nedenle odaklanmamız gereken, bu nehrin akışını sürdürmek ve bu süreci yaşarken sonradan gelenlere ilham verebilmek. 💭

Yazıyı toparlamak gerekirse; merak, dünya tarihini şekillendiriyor. İnsanları yeni şeyler keşfetmeye teşvik ediyor. Kolaylık sağlayan, yeni alanlar açan ve kalıcı etkiler bırakan keşifler ve çalışmalar, bugün geleceği planlarken değerli kaynaklar haline geliyor.

Yazımı bitirirken size ileriye dönük bir soru sormak istiyorum:

Bundan 100 yıl sonra nasıl bir keşifle anılmak istersiniz?

Bu keşfin hangi alanda ve nasıl bir etkisi olursa, başarılı olduğunu düşünürsünüz? 🌱✨

Merak ve Keşfetmek

Sizce merak etmek nedir?

Geçen haftalarda bana merak etmeyi anımsatan iki şey izledim. Birincisi, genç bir kızın hayal etmek hakkında konuştuğu ve küçük bir kızın çizdiği resmi duvarda gördüğünde mutluluktan ağladığı bir andı. Bu iki kızın ortak bir yanı vardı: Çok istedikleri bir şeyi keşfetmek. Bu anlar, bu yazıyı yazmama ilham oldu. Birçok kelime ve anlam üzerine düşündüm, yazıyı defalarca düzenledim. “Keşif” ve “merak” bu yazı için en doğru kelimelerdi.

Biz insanlar, anlam arıyoruz. Buna her açıdan bakabilirsiniz; yaptığımız işte, yaşadığımız ilişkilerde, günlük rutinlerimizde… Tüm bu anların içinde, küçük de olsa bir anlam var. Bir şeyi merak etmek, ona ilgi duymak ve onda anlam bulmak aslında bizi özgün kılan şeyler. İşte bu yüzden dünyada birçok meslek, alan ve yaşam biçimi var ve bu da dünyayı renkli bir yer yapıyor. Bir rengin bile farklı tonları olduğunu düşünürsek, dünya aslında kocaman, renkli bir resim. Her detayın kendi içinde ve büyük resimde bir anlamı var.

Yazının başında bahsettiğim o iki an işte bu yüzden çok değerli. Bu kadar denge aradığımız ve kendimizi bulmaya çalıştığımız bu dünyada, merakla ilgi duyduğumuz bir şeylerin varlığını bilmek belki de bizim anlam bulma halimiz. Anlam bulduğumuz bir şeyi gerçekleştirmek ise içimizdeki o çocuğun teşekkür etme hali.