Yaratıcılık nedir? Nasıl yaratıcı olunur?

Yazıya başlamadan önce size bir soru sormak istiyorum; Sizce yaratıcılık nedir? Bir insanı hangi özellikler yaratıcı yapar?

Siz cevabı düşünürken ben de cevaplarımı buraya yazıyorum:

Bence, yaratıcılık potansiyelimizi birden fazla şekilde görebilmek ve kullanabilmek.

Konuyu başka açılarından da anlamak için, biraz daha araştırma yaptım ve bir kaynak daha buldum. Bilgiler önceden okuduğum ve seyrettiğim diğer kaynaklar ile bağlantısı olan bir bakış açısına sahipti. Özellikle, yaratıcı süreç ve akışta olmanın mutluluğun sırrı olarak tanımlanması ve başlığın “Geleceğin becerisini tanımlamak” şeklinde bir yeri olması beni etkileyen kısımları oldu. (1)

Bu tanımdan farklı olarak neler bu yazıyı değerli kıldı?

Yaratıcılık fikirlerinizi, hayal gücünüzü ve hayallerinizi gerçeğe dönüştürmeyi içeriyor. Yaratıcı olduğunuzda, gizli kalıpları görebilir, normalde alakası olmayan şeyler arasında bağlantılar kurabilir ve yeni fikirler ortaya çıkarabilirsiniz. Yaratıcı yetenek, zor işin bir parçası olan ama büyük ölçüde yaratıcı problem çözme olan yaratıcı düşünceye bağlı. (2)

Mihaly Csikszentmihalyi yaratıcı sürecin içinde olan birisini anlatırken, “Müzik yazmak gibi yeni bir şey yaratmakla tamamen meşgul olduğunuzda, vücudunuzun nasıl hissettiğine veya evde yaşayabileceğiniz herhangi bir soruna dikkat bile etmiyorsunuz. Kişi acıktığını veya yorulduğunu bile hissedemiyor, bedeni yok oluyor, kimliği bilincinden yok oluyor, çünkü hepimizde olduğu gibi yeterince odaklanamıyor. Çok fazla konsantrasyon gerektiren bir şeyi iyi yapmak için oldukça odaklanmalı ve aynı zamanda onun var olduğunu hissetmesi gerekiyor.” açıklamasını yapıyor. (3)

Yaratıcı düşünme öğrenilen mi yoksa doğamızda var mı?

Yaratıcı olmamak öğrenilen bir şey. İnsanlar yaratıcı doğuyor ama büyüdükçe yaratıcı olmamayı öğreniyor. Çocukken bize yıldızlara ulaşmamız söylenirken, büyüdükçe daha dar bir yolda yürümeye başlıyoruz.

Bundan dolayı eğer kendinizi yaratıcı olmayan bir yetişkin olarak görüyorsanız, kendinize yaratıcı ve yenilikçi olmayı tekrar öğretebilir ve bu konuda alışkanlık geliştirebilirsiniz. (4)

Yaratıcılığınızı geliştirmek için yürüyüşe çıkmak gibi şeyler dışında neler yapabilirsiniz?

• Yeni olasılıklara açık olabilirsiniz.

• Dünya ve çevreniz hakkında merakınızı koruyabilirsiniz.

Yapılan bir araştırmaya göre, yaratıcı öngörülerimizin %72’si duşta geliyor. Yeni ve eğlenceli bir bilgi olabilir ama zaten yaratıcı doğduğumuzu düşünürseniz, siz sadece bir şeyin üstünde olan örtüyü kaldırıyorsunuz. (5)

O zaman size cevabını bildiğiniz ama konuyu pekiştirmek için faydalı olacağını düşündüğüm bir soruyu sormak istiyorum. Kimler yaratıcıdır?

Herkes! Ama yaratıcılığını tamamen kullanan insanların belli özellikleri var. Bunlar;

• Soru sormak

• Yaratıcı çözümler bulmak

• Neşeli olmak

• Yüksek duygusal duyarlılığa sahip olmak

• Farklı olmaktan korkmamak

• Alışılagelmiş düşüncelerden farklı düşüncelere sahip olmak (6)

Somut olarak yaratıcı olduğunu düşündüğüm bir kişiden bahsedecek olursam;

Wayne McGregor- koreograf- yaptığı TED konuşmasında dans etmek üzerinden yaratıcı düşünme yöntemlerini paylaştı. Konuşmasının beni en çok etkileyen kısmı “ Kendi sesimi duyurabildiğimi hissettiğim ilk fırsattı” ifadesini kullanarak dans salonunu açma hikayesini anlatmasıydı. Koreograf olmak için onu motive eden şeyin “söylemek ve paylaşmak istediği bir şeylerin var olduğunu hissetmesi”. (7)

Konuşmasında dikkat çeken ana noktalardan biri de bedenin teknolojisi. Bedenin teknolojisini “ teknolojik olarak sahip olduğumuz en edebi şey” diye anlatırken, “İzleyicileri harekete geçirebilecek, etkileyecek ve bazı şeyler hakkında farklı düşünmeye itecek fikirleri beden yoluyla bulmaya kafayı takmış durumdayım.” şeklinde isteğini ekliyor. (8)

Koreografi onun için; fiziksel düşünme süreci, bedenle zihnin işbirliği içinde olduğu ve dağıtılmış bilişsel bir süreç. (9)

Fiziksel düşünme ve beden

Beden varsa fiziksel düşünebiliriz. İç algımız ile örneğin bir bardağı ne zaman ve nasıl tutabileceğimizi biliriz. Bunu fark etmediğimiz zamanlar olabilir. Sebebi kendi bedenimiz hakkında yeteri kadar düşünmememiz. Bir şeyler ters gitmedikçe düşünme gereği duymuyoruz. Bu düşerek kolumuzu kırdıktan sonra kolumuza daha fazla önem vermemiz gibi açıklanabilir. (10)

Fakat nasıl koreografik düşünceyi ve kinestetik zekayı, her şeyi daha genel anlamda düşündüğümüz yöntemlere çevirmeye başlıyoruz?

Her dansın- düşüncenin veya isteğin- bir çıkış noktası var. Bu çıkış noktasını kullanarak, 3 yolu var;

1. Üzerinde çalışılan dış zihinsel mimari ve dansçıların koreograf için hafızalarında tuttukları ile yaptığımız bedenden bedene iletmek.

2. Zihinsel bir mimarimiz var, onu paylaşıyoruz, dolayısıyla, bir sorunu çözüyoruz. Başka bir şekilde yazmak gerekirse, dansçıları mimari nesneleri – şekilleriyle- düşünmek için kullanmak.

3. Kendi kararlarını kendilerinin verebileceği, göreve dayalı bir yöntem. Dansçıların kendileri için ne yapacakları konusunda seçim yapmalarını sağlamak adına zihinsel ve canlı bir resim tasvir etmek. (11)

Yazıyı genel olarak toplamam gerekirse;

Wayne McGregor’un konuşması bu yazının başlangıç noktası oldu ve beni konu hakkında biraz daha araştırma yapmaya itti. Yazının bende en fazla kalan kısmı; “yaratıcı doğmamız ve büyüdükçe yaratıcı olmamayı öğrenmemiz” oldu. Bu en başta yaptığım tanımı destekleyen ve yazının diğer paragraflarında da yansımasını görebileceğiniz bir tanım. (12) Bunlarla beraber, mutlu ve akışta olma kavramlarınında (13) olmaları konunun ne kadar değerli olduğunu bir kere daha gösterdi.

(1) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(2) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(3) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(4)Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(5)Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(6) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(7) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(8)McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(9) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(10) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(11) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(12) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(13)Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, bebekler saymayı düşünüldüğünden erken tanıyor.

Daha okuma-yazma ve sayı saymaya başlamadan önce bizlere içlerinde sayıların bulunduğu kitaplar ve oyuncaklar alınıyor. Bununla beraber, büyüklerimiz sayı sayarak bizimle iletişim kuruyor.

Bu iletişim şekli küçük çocuklar tarafından nasıl anlaşılıyor?

Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, bebeklerin saymayı düşünüldüğünden erken tanıdığı bulundu. Jinjing (Jenny) Wang ve Lisa Feigenson’ın yaptıkları araştırma, Development Science dergisinde yayınlandı.

Araştırma nasıl yapıldı?

Araştırma sırasında 14 ile 18 ay arasındaki küçük çocuklarla çalışıldı. Küçük çocuklar oyuncaklar- küçük köpek veya araba– içinde göremedikleri ama ulaşabildikleri bir kutuya koyuldukça izledi. Bazen araştırmacılar her bir oyuncuyu kutuya koyarken, “Bak! Bir, iki, üç, dört – dört köpek!” şeklinde saydı. Diğer zamanlarda her bir oyuncağı kutuya koyarak, “ Bu, bu, bu ve bu – bu köpekler ”dedi. Köpekler sayılmadığında, küçük çocuklar kutunun içinde dört şey olduğunu hatırlamakta zorlandılar. Araştırmacılar yalnızca birini çıkardıktan sonra sanki görecek başka bir şey yokmuş gibi dikkatleri dağılma eğilimindeydi. Ancak oyuncaklar sayıldığında, küçük çocuklar birden fazla kutudan çıkarılmasını açıkça bekledi. Tam olarak hatırlamadılar ama yaklaşık sayıyı hatırladılar.

Lisa Feigenson “Bebekler için sayma kitapları alıyor ve küçük çocuklarla yüksek sesle sayıyoruz. Tüm bunlar şu soruyu gündeme getiriyor: Çocuklar okul öncesi yıllarda olana kadar saymanın ne demek olduğu konusunda gerçekten ipucu sahip değiller mi? ” sorusunu takip ederek araştırmanın sonunda “Sayı kelimelerinin tam anlamını anlamaktan yıllarca uzakta olmalarına rağmen, bebekler sayı saymayı tanıyorlar. ” şeklinde sonucu açıklıyor.

Ekip şu anda birkaç takip çalışması yürütmekte ve erken sayma pratiğinin, İngilizce konuşan bebeklerin yabancı bir dilde saymaya tepki vermesi durumunda daha sonraki sayı becerilerine neden olup olmayacağını belirlemeye çalışıyor.

Neuroscience News, Babies understand counting years earlier than believed, son güncelleme 25 Ekim, 2019, https://neurosciencenews.com/baby-counting-15123/

7. Koçluk Konferansı – Öz’le Geleceğe

Geçen hafta inanılmaz ilham veren bir konferansa katıldım. Konferans, 16 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşti. Bu etkinliğin amacı, koçluğun farklı alan ve disiplinlerle nasıl birleştiğini anlatmaktı.

Konuşmacılar kimlerdi?

Konferansa konuşmacı olarak, Ahmet Akın, Alla Kazajeva, Ann Ridone, Atilla Kıyak, Emre Başkan, Nasuh Mahruki, Nurdoğan Arkış, Ömer Şengüler ve H. Ulaş Özcan katıldı.

Hangi konular konuşuldu?

Konferansta;

Ahmet Akın iş ortamında yaratıcılık,

Alla Kazajeva koçluk kültürü,

Ann Ridone sosyal etki için koçluk,

Atilla Kıyak liderlik ve stratejik düşünme,

Emre Başkan iş dünyasında konfor alanı ve gelecek,

Nasuh Mahruki potansiyellerimize ulaşmak,

Nurdoğan Arkış hayatta yaptığımız seçimler,

Ömer Şengüler iş dünyasında nasıl başarılı olabiliriz,

H. Ulaş Özcan 2050 yılının bize ne getireceği, değerler ve kurumlar hakkında konuştu. ICF Türkiye Başkanları bir panelle konferansı noktaladı.

Neler ön plandaydı? Beni en çok neler etkiledi?

Konferasında temasına bakıldığında öz ve öz ile geleceğe gitmek en çok ön planda olan konulardı. Konuşmacılar bunlara farklı açılardan yaklaşıp, katılımcılara ilham oldular. Elbette bütün konuşmacılar ve yaklaşımları çok değerliydi fakat bana kattıkları yeni bakış açılarıyla en çok etkileyen birkaç konuşma vardı.

Ahmet Akın’ın konuşmasında kullandığı yaratıcılık tanımları ve örnekler beni çok etkiledi. Duchamp benim en sevdiğim sanatçılardan biri. Kavramsal ve çağdaş sanat, sanat anlayışımı değiştiren alanlar oldu. Ahmet Bey’in Duchamp’ın bir eserini kullanması, konuşmasını bende farklı bir boyuta taşıdı. Ek olarak klişelere yaklaşımı da bende yeni bir farkındalık oluşturdu.

Emre Başkan ve H. Ulaş Özcan ise analitik yaklaşımları ile çok değerli bilgiler verdiler. Sundukları veriler ile iş dünyasında baskın düşünceleri ve geleceğin bize neler getirebileceklerini anlattılar. İnsanların ne düşündüklerini somut olarak görmek, geleceği anlamayı kolaylaştırdı.

Son olarak, Nurdoğan Arkış kendimize ve diğerlerine nasıl yaklaşmamız gerektiğini çok güzel bir şekilde anlattı. Dinleyicilerini ben ve sen konumunu dışında, o – iletişimde olmayacağımız ama bizden etkilenebilecek diğer kişiler– konumunu da anlatarak çevremiz hakkında farklı bir bakış açısı kattı.

Yazıyı genel olarak toplamak gerekirse;

7. Koçluk Konferansı beni çok etkiledi. Birçok önemli kişiyle tanışma ve onların konuşmalarını dinleme fırsatı elde ettim. Hepsi bende ayrı izler bıraktı. Dinlediğim her konuşmadan beynime aldığım notlar ile çok güzel bir gün geçirdim.

*İlk ve son görsel ICF Türkiye’den alınmıştır.

Dil düşünce sistemimize şekil veriyor mu?

Dil düşünce sistemimize şekil veriyor mu?

Bu, çok basit ama akla gelmeyecek kadar da düşündüren bir soru. Lera Boroditsky bu soruyu cevaplayan çok güzel bir konuşma yaptı. Yaptığı konuşmaya göre, bir dil farklı bir bilişsel dünya demek. Başka bir şekilde yazmak gerekirse, her dil kendi düşünce yapısına ve dolayısıyla düşünme sistemine de sahip.

Dil, düşünce sistemimize nasıl şekil veriyor?

1.Diller arasında inanılmaz bir bilişsel farklılık var.

2.Dil, zamanı nasıl algıladığımızı etkiliyor.

3.Çoğu dilde dilbilimsel cinsiyet var.

4.Olayları tarif ederken diller farklılık gösteriyor.

5.Dil, olayların muhakemesini yapma yetimize yön veriyor.

Bunları daha açık anlatmak gerekirse;

Konuştuğumuz dil zamanı nasıl algıladığımızı etkiliyor ve kullanılan kelimeler düşünme sistemimizi yaratıyor. Örnek olarak sayı saymaktan bahsedebiliriz; varsayın önünüze içine birkaç penguenin bulunduğu bir fotoğraf koydum ve penguenleri saymanızı istedim. Sayı sözcüğü olmayan bir dili konuşuyor olsanız bu isteğim saçma gelebilir. Başka bir örnek olarak da renk algısından bahsedebiliriz. İngilizce’de mavi kelimesinin karşılığı 4 farklı ton olurken, Rusça’da renk tonları açık ve koyu olarak algılanabiliyor.

Bununla beraber, dillerde bulunan dilbilimsel cinsiyet, eril ve dişil ifadeleri, düşünme şeklini değiştiriyor. Köprü kelimesi üzerinden bu daha güzel bir şekilde anlatabilinir; köprü kelimesi Almanca dişil , İspanyolca da ise eril anlama sahip. Bu ne anlama geliyor? Bir Alman köprüyü güzel ve şık kelimeleri ile tarif ederken, bir İspanyol dayanıklı ve uzun kelimelerini kullanıyor.

Başka bir fark ise, olayları nasıl muhakeme ettiğimize yön vermesi. Kaza olma durumunu ele alalım; farzedin kazara vazo kırıldı. İngilizce konuşan birisi vazoyu kimin kırdığına odaklanırken, İspanyol birisi eylemin arkasındaki niyeti hatırlıyor.

Yazıyı toplamak gerekirse;

Biz insanlar inanılmaz bir yeteneğe sahibiz; dil. Dil düşünme sistemimizi yukarıda yazan bulgulardan dolayı şekillendiriyor. Farkında olmadan konuştuğumuz dilin etkilerini yaşıyoruz. Cinsiyet, yön, zaman ve birçok algımız dil ile şekillenebiliyor.

Boroditsky, Lera. “ How language shapes the way we think” Filmed 2017. TED video,14:12. https://www.ted.com/talks/lera_boroditsky_how_language_shapes_the_way_we_think

İsim Hatırlamak

Yeni veya yeni insanlarla tanıştığınız ortamlarda konuşmalar nasıl başlar?

İlk olarak isimlerimizi söyleriz. İsimlerimiz bizi tanıtan ilk kimliğimiz. İsimlerimiz bunun dışında bizi diğer insanlardan ayıran en net farklılıklarımızdan biri. Adınız ve soyadınız kim olduğunuzu anlatır.

Tanıştıktan sonra isimleri nasıl hatırlarsınız?

İsim hatırlamak insan ilişkilerini geliştirmekte en önemli etken olabilir. Birçok uzman isim hatırlamak ve hafızayı kuvvetlendirmek için çalışma yapıyor. Yazı için kaynaklara bakarken ben de gezegenlerin sırasını öğrendim ve size hala hatırladığımı söyleyebilirim. 🙂

Hatırlamak için nasıl teknikler kullanılıyor?

Her şeyden önce bilmeniz gereken, isim unutmak bir problem değil. Kötü veya iyi hafıza diye bir şey yok, yalnış strateji var. Bir kişinin ismini hatırlayamıyorsanız, özellikle yeni bulunduğunuz ortamlarda olabilir, iyi irtiba yaratmak isteğinizden dolayı dikkatiniz dağılabilir. (1) Böyle durumlarda tanıştığınız kişilerin isimlerini hatırlamak için aşağıda yazılanları takip edebilirsiniz;

1. Reklam ve film müzikleri aklımızda kalan ve asla unutmayacağımız şeylerden olabilir. Size küçüklüğünüzün reklam müziklerini sorsam hepsi aklınıza çoktan gelmiş olabilir. Birisiyle tanışırken reklam müzikleri gibi aklınızda kalacak şekilde bağlantı kurun. Bunu sizin için en eğlenceli şekilde yapın.

2. Bağlantı kurduktan sonra, bağlantı kurduğunuz şey ile karşınızdaki kişiyi birleştirin.

3. Bir tablo varmış gibi düşünüp kişinin yüzünü ortasına yerleştirin. Tablonun ortasına koymak isimle bağlantı kurmak için çok önemli. Yoksa ismi hatırlayıp kişinin yüzünü unutabilirsiniz.

4. İsmi tekrar sormaktan çekinmeyin. İsmi tam olarak duymadığınızı veya hatırlamayacağınızı düşünüyorsanız, “ Özür dilerim, demin arkadan ses geldiği, veya başka o an olabilecek bir şey, için sizi tam olarak duyamadım. İsminizi tekrar söyler misiniz?” sorusunu sorun. (2)

Yukarıda yazanlar dışında Catherine Clifford başka yöntemler de paylaştı. Bunların en önemli noktalarından bir tanesi dikkatti. Clifford dikkatinizi karşı tarafa vermenin çok önemli olduğunu belirtti. Onun yöntemlerine bakmak gerekirse, aşağıda yazanları paylaştı.

1. Karşınızdaki insanla tanışmanın sizin için neden önemli olduğunu düşünün. Motivasyon kaynağınızı bilirseniz daha kolay isim hatırlarsınız.

2. Birisiyle tanıştığınızda kendi kendinize “Bu kişinin ismi nedir?” diye sorun. Bu soru sadece o kişiye odaklanmanızı sağlar.

3. Kişi ismini söyledikten sonra elini sıkarak “Tanıştığımıza memnun oldum Ayşe.” deyin. El sıkmak karşı tarafın ismini tekrarlayabileceğiniz sınırlı durumlardan biri olabilir.

4. Kafanızda sadece içinde bulunduğunuz muhabbet olmalı. Anda kalırsanız tam anlamıyla karşı tarafı dinleyebilirsiniz.

5. Kişinin kolay hatırlayacağınızı düşündüğünüz bir fiziksel yüz özelliğini seçin.

6. İsim ile bildiğiniz bir şey – hikaye, kişi, veya obje – arasında bir bağ kurun.

7. Kişi ile bağlantı kurduğunuz şey arasında zihinsel bir resim çizin. Örneğin Ayşe’nin soyadı Akıllı ise, onu gözünde gözlük bir kütüphanede hayal edin.

8. Uzun ve zor isimleri hafızanızda bölün. Eğer Ayşe’nin tam adı Ayşe Sevinç Akıllıoğulları ise, Ayşe’yi sevinçle akıllı ve oğulları olan bir eve girerken hayal edebilirsiniz.

9. Yüz özelliklerini görsel imajlarla bağlayın. Ayşe’nin gözleri parlaksa gözünden ay ışığının çıktığını düşünebilirsiniz.

10. Konuşma bittikten sonra “Görüşmek üzere Ayşe.” diyerek vedalaşın.

11. Günün sonunda ismi tekrar düşünün. (3)

Andrew E. Budson M. D. ‘de bu adımlara benzer adımlar yazdı. Diğerlerinden farklı olanlarına baktığımızda;

1. Kişinin ismi ile sizin için anlamı olan bir şeyi birleştirin. Mesela, Ayşe kardeşinizin ismi olabilir.

2. Kardeşiniz, kurduğunuz bağlantı, ve karşınızdaki kişi ile arasında zihinsel bir imaj kurun. Kardeşiniz Ayşe’nin gözlüklerini kişinin yüzüne yerleştirebilirsiniz.

3. Kişide ismi hatırlatacak bir şey – takı, obje, yüzü, saçı gibi- bulun. Kardeşinizle karşınızdaki kişinin saçları aynı renk olabilir.

4.İsmi konuşmada veya sonra tekrarlayın yöntemlerini anlattı. (4)

*Bilgiler https://www.psychologytoday.com/us/blog/managing-your-memory/201807/how-remember-names sitesinden alınmıştır.

Genel olarak bakarsam;

İsim hatırlamak ilişkileri güçlendiren bir şey. İnsanlar isimlerini duyarak konuştuklarında daha samimi ve cana yakın olabiliyor. İnsanlara isimleriyle hitap etmek onları önemsediğinizi gösteriyor. Eğer yakın bir zamanda yeni girdiğiniz bir ortam olursa ellerini sıkıp isimlerini kullanarak yanlarından ayrılın. Bu onlara hem onları önemsediğinizi hem de konuşmanızdan zevk aldığınızı gösterecektir. İnsanların diğer hayvanlardan farkı, sosyal varlıklar olması. Diğer insanlarla olan iletişimimiz hayatlarımızı ilerletiyor. Bundan dolayı, isim hatırlamanın ileri zamanlarda da katkısı olduğuna inanıyorum.

(1) Remember people’s names once and for all — by using this technique from memory champs. İdeas.ted (blog), 16 Ocak, 2019. Erişim 24 Temmuz, 2019. https://ideas.ted.com/remember-peoples-names-once-and-for-all-by-using-this-technique-from-memory-champs/.

(2) Remember people’s names once and for all — by using this technique from memory champs. İdeas.ted (blog), 16 Ocak, 2019. Erişim 24 Temmuz, 2019. https://ideas.ted.com/remember-peoples-names-once-and-for-all-by-using-this-technique-from-memory-champs/.

(3) Catherine Clifford, 11 memory hacks to remember the names of everyone you meet

, son güncelleme 6 Ekim, 2016, https://www.cnbc.com/2016/09/21/11-memory-hacks-to-remember-the-names-of-everyone-you-meet.html

(4) Andrew E. Budson M.D., How To Remember Names, son güncelleme 28 Temmuz, 2018, https://www.psychologytoday.com/us/blog/managing-your-memory/201807/how-remember-names

Merak Nedir?

Merak nedir?

1.Bize yeni şeyler keşfetmemizi sağlayan duygu.

2.Daha somut anlatmak gerekirse, bir konuyu daha ileri görmemizi sağlayan duygu.

3.Tarihe baktığımızda, bugün kullandığımız şeylerin kökü.

4. İnsanları gökyüzüne bakmaktan oraya gidecek araçları yaptıran şey.

Ted konuşmalarına konu bulmak için baktığımda karşıma “Bunu yazabilirim.” dedirten güzel bir konu çıktı. Konu yapılan bir teleskop hakkındaydı. Konuyu araştırırken bunu merak ile birleştirirsem çok güzel bir yazı olur diye düşündüm.

Bu teleskop neydi?

Dev Macellan Teleskobu, şuan yapılmakta olan dünyanın dünyanın en büyük teleskobu. 2025 yılında yapımı bitecek. NASA’nın yapmış olduğu Hubble Teleskobu’ndan 10 kat daha net görüntüler verecek. (1) Örnek vermek gerekirse, Philadelphia’da bir insan bozuk para tuttuğunda New York’da bu teleskopla paranın kabartmasını, meşalesini, görebilecekler. (2)

Bu görüntü nasıl sağlanacak?

“Bundan 6 yıl sonra kullanıma sunulduğunda dünya üzerinde yer alan en geniş rasathaneye dönüşmesi beklenen GMT, her biri yaklaşık 8.2 metreden oluşan 6 adet yekpare aynadan oluşuyor. Baştan sona yaklaşık 25 metre olan teleskop, 368 metre karelik bir alanı kaplayacak.” (3) Teleskop Şili’de Vallenar, Atacama çölünde olacak. Şuan bir aynası yapılmış ve diğer 4 ayna ise farklı aşamalarda olmak üzere yapılıyor. Aynalar çiçek şeklinde yerleştirilecek. Arizona Üniversitesi Optik Bilimler Fakültesi’nde Asistan Profesör olan Dae Wook Kim, “Evrenin doğduğu zamana ait fotoğraflarını çekmek istiyoruz.” dedi. Bu teleskop ile yıldızların oluşumları ve daha uzakta olan gezegenlerini incelemek istiyorlar. Teleskobun, en temel sayılabilecek, katkılarından biri ise gökbilimcilerin evrenin ebediyetini incelemesini sağlayacak ve temel fizik yasalarımızı test edebilmesi. (4) Evrenin %97’si hala bilinmiyor ve Dev Macellan bu yüzdeyi azaltabilecek icatlardan biri. (5)

Fotoğraf GMTO’dan alınmıştır.*

Bu konu neden önemli?

Demin de yazdığım gibi merak yeni şeyleri keşfetmemizi sağlayan duygu ve Dev Macellan Teleskobu bu duyguyu yansıtan bir gelişme. Bütün detayları yanı sıra, Kim’in “Evrenin doğduğu zamana ait fotoğraflarını çekmek istiyoruz.” (6) sözü çok etkileyici.

Merak neden önemli?

Merakın duygusal, fiziksel, sosyal hatta sağlıksal faydaları var. Bunları anlatmak gerekirse;

1. Hayatta kalmamıza yardımcı olur. Yenilikçilik arayışı ve yenilik,farkında olmamıza ve sürekli değişen çevremiz hakkında bilgi edinmemize yardımcı oluyor. Bu nedenle beyinlerimiz yeni şeylerle karşılaştığımızda dopamin ve diğer iyi hissettiren kimyasalları serbest bırakmak için gelişmiş olabilir.

2. Meraklı insanlar daha mutlu. Araştırmalar, merak seviyelerinin daha yüksek pozitif duygu düzeyleri, daha düşük kaygı düzeyi, yaşamdan daha fazla memnuniyet ve daha fazla psikolojik sağlık ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Tabii ki, en azından kısmen, daha mutlu olan insanlar daha çok meraklı olma eğiliminde olabilirler, ancak yenilik bizi iyi hissettirdiği için , diğer tarafa da gitmesi muhtemel görünüyor.

3. Başarıyı arttırır. Araştırmalar, merakın okulda daha fazla keyif ve katılım ve daha yüksek akademik başarı ile işyerinde daha fazla öğrenme, katılım ve performans sağladığını ortaya koyuyor. Sağduyu gibi gözükebilir, ancak ne yaptığımıza daha çok merak ve ilgi duyduğumuzda dahil olmak, çaba göstermek ve iyi yapmak daha kolay.

4. Empatimizi genişletebilir. Başkalarını merak ettiğimiz ve her zamanki sosyal çevremizin dışındaki insanlarla konuştuğumuzda, yaşamları, deneyimleri ve dünya görüşlerini kendimizinkinden daha iyi anlayabiliyoruz. Bir dahaki sefere yabancı biriyle, özellikle de size benzemeyen biriyle onlarla kişisel bir düzeyde iletişime girmeyi ve ne söyleyecekleriyle ilgilendiğinizi göstermeyi deneyin.

5. İlişkileri güçlendirmeye yardımcı olur. Bir araştırma yabancılardan kişisel soruları sormalarını ve cevaplamalarını istedi, süreç bilimcileri “karşılıklı kendini açıklama” diyorlardı. İletişimde gerçek merak gösterdiklerinde insanların daha sıcak ve daha çekici olarak değerlendirildiğini buldular (olumlu ve olumsuz duygu seviyeleri eşin çekicilik ve yakınlık duygularını etkilememiştir). Bu, birine karşı merak göstermenin onlarla yakınlığınızı geliştirmenin harika bir yolu olduğu anlamına geliyor.

6. Merak, sağlık hizmetlerini iyileştirir. Araştırmalar, doktorların hastalarının bakış açılarını gerçekten merak ettikleri zaman, hem doktorların hem de hastaların daha az öfke ve hayal kırıklığı yaşadıklarını ve daha iyi kararlar aldıklarını ve sonuçta tedavinin etkinliğini artırdığını gösteriyor. (7)

Yazıyı toplamam gerekirse;

Merak her alanda çok önemli bir duygu. Merak insanları bir şeyi yapmaya daha istekli ve genel anlamda da açık fikirli yapıyor. Dev Macellan Teleskobu bütün özellikleri, öncelikle evrenin oluştuğu zamanı gösterebilme, ile uzay biliminde 50 yıl yeni buluşlar için yol açacak. (8) Şahsi anlamda konuşursam, ben bir ağabeyle büyüdüm ve Süperman en sevdiğim süper kahraman. En sevdiğim kurgu filmleri için uzay çok güzel bir tema ve “Geleceğe Dönüş” gibi filmlerin de şuanki teknolojiyi nasıl gösterdiğini düşünürsek uzay temalı filmlerin bilim insanlarını bir şekilde etkilediğini düşünüyorum.

(1) Muhsin Bayram, Dev Macellan Teleskobu: Bilmeniz Gerekenler, son güncelleme 9 Kasım, 2017, https://www.technopat.net/2017/11/09/dev-macellan-teleskobu-uzayi-10-kat-daha-net-goruntuleyecek/

(2) Building Giant Magellan, the world’s largest telescope, son güncelleme 18 Temmuz, 2019, https://www.cbsnews.com/news/giant-magellan-telescope-building-the-worlds-largest-telescope/

(3) Muhsin Bayram, Dev Macellan Teleskobu: Bilmeniz Gerekenler, son güncelleme 9 Kasım, 2017, https://www.technopat.net/2017/11/09/dev-macellan-teleskobu-uzayi-10-kat-daha-net-goruntuleyecek/

(4) Jay Bennett, The Deep Space Eye in the Desert, son güncelleme 14 Şubat, 2018, https://www.popularmechanics.com/space/telescopes/a13978782/giant-magellan-telescope-chile-atacama/

(5)Building Giant Magellan, the world’s largest telescope, son güncelleme 18 Temmuz, 2019, https://www.cbsnews.com/news/giant-magellan-telescope-building-the-worlds-largest-telescope/

(6)Jay Bennett, The Deep Space Eye in the Desert, son güncelleme 14 Şubat, 2018, https://www.popularmechanics.com/space/telescopes/a13978782/giant-magellan-telescope-chile-atacama/

(7)Emily Campbell, Six Surprising Benefits of Curiosity, son güncelleme 24 Eylül, 2015, https://greatergood.berkeley.edu/article/item/six_surprising_benefits_of_curiosity

(8)Muhsin Bayram, Dev Macellan Teleskobu: Bilmeniz Gerekenler, son güncelleme 9 Kasım, 2017, https://www.technopat.net/2017/11/09/dev-macellan-teleskobu-uzayi-10-kat-daha-net-goruntuleyecek/

Çevre Yasası için Mezuniyet Mirası

Merriam Webster’da dünyanın tanımı ;

-Yerkürede* insan varlığının durumu

-insanları ve üzerindeki her şeyi içeren Yerküre

-Yerkürenin sakinleri: insan ırkı.

Bu tanıma baktığımızda, insanların dünyadaki varlığını, önemini, görüyoruz. (1) Başka bir tanım daha ekleyecek olursak, bu “ Yerkürenin insanlı hali” olabilir. Yerküre var ama dünya bizimle oluşuyor. “Dünyayı nasıl daha iyi yapabiliriz?” sorusu da odaklanılması gereken önemli sorulardan birisi. Filipinler’de devlet tarafından mezun olacak öğrenciler için yeni bir şart çıktı. Çevre Yasası için Mezuniyet Mirası’na göre mezun olmak isteyen öğrenciler 30 ağaç dikmek zorundalar. (2)

Daha detaylı anlatmak gerekilirse;

Sanayi ve tarım arazilerinin yayılmasıyla Filipinler’de ormansızlaşma artmaya başladı. Tarihe baktığımızda, 1934’den 1988’e kadar 24.2 milyon dönüm kayıp yaşandı. Ormansızlaşmanın önüne geçmek için yeni yasa senatoya gönderildi. (3)

Yasa ile ne amaçlanıyor?

Gary Alejano bir neslin toplam 525 milyar ağaç dikeceğini öngördüklerini söyledi. Yapılan açıklamaya göre, her yıl anaokulundan 12 milyon, liseden 5 milyon ve üniversiteden 500.000 öğrenci mezun oluyor. Bu hesaba göre, her yıl toplam 175 milyon yeni ağaç dikilecek. (4)

* Görseldeki bilgiler Forbes kaynağından alınmıştır.

Yasa nasıl hayata geçecek?

Hükümet fide üretimi, saha tespiti, izleme, değerlendirme ve teknik destek verecek. Dikilecek ağaçlar, bölgelerin topografyasına ve iklim yapılarına göre belirlenecek. Ağaçların dikileceği alanlar; ormanlar, Mangrov ormanları ve sit alanları, askeri ve sivil araziler, kentsel alanlar, aktif olmayan veya terk edilmiş maden sahaları ve diğer uygun alanlar olacak. (5)

Bu yasa neden önemli?

Bu yasa, hem açıklanan rakamlar hem de öngörülen etkiler açısından gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimizi gösteriyor. Bizim büyükler olarak görevimiz, onlara güzel bir dünya bırakmak. Tekrar yukarıdaki dünya tanımını düşündüğümüzde, insanın varlığını koruması için yeryüzünü de koruması gerekiyor.

*Yerküre: yeryüzü, toprak (Earth kelimesinin türkçe karşılığı)

(1) Peter Stefanyi, Who do we want to “Save” here?, son güncelleme Ekim 2018, https://www.theworldgame.org/en/who-do-we-want-to-save

(2) Ece Burgaz, Filipinler’de Mezun Olmak İsteyen Her Öğrenciye 10 Ağaç Dikme Şartı, son güncelleme 14 Haziran, 2019, https://bigumigu.com/haber/filipinler-de-mezun-olmak-isteyen-her-ogrenciye-10-agac-dikme-sarti/

(3) Trevor Nace, New Filipino Law Requires Every Student To Plant 10 Trees If They Want To Graduate, son güncelleme 29 Mayıs, 2019, https://www.forbes.com/sites/trevornace/2019/05/29/new-filipino-law-requires-every-student-to-plant-10-trees-if-they-want-to-graduate/#3401398e5aeb

(4)Trevor Nace, New Filipino Law Requires Every Student To Plant 10 Trees If They Want To Graduate, son güncelleme 29 Mayıs, 2019, https://www.forbes.com/sites/trevornace/2019/05/29/new-filipino-law-requires-every-student-to-plant-10-trees-if-they-want-to-graduate/#3401398e5aeb

(5)Ece Burgaz, Filipinler’de Mezun Olmak İsteyen Her Öğrenciye 10 Ağaç Dikme Şartı, son güncelleme 14 Haziran, 2019, https://bigumigu.com/haber/filipinler-de-mezun-olmak-isteyen-her-ogrenciye-10-agac-dikme-sarti/

‭Koçluk Nedir?‬ ‭İyi Bir Dinleyici Olmak‬

En son yaptığınız konuşmayı düşündüğünüzde ne kadar dinleyen ve konuşan taraftanız? Karşınızdaki kişi(ler) konuşma sonunda nasıl yüz ifadeleri ile yanınızdan ayrıldı?

Mevlana “Söz söylemek için önce duymak, dinlemek gerek, sen de söze dinlemek yolundan gir.” der. Yazar olan Celeste Headlee de, konuşmanın karşılıklı bir top yakalama oyunu olduğunu söylüyor. Eşit sayıda atma ve yakalama olmalı. Dinlemek verdiğim örneklere de bakılırsa, iletişimin en önemli etkenlerinden biri ve kötü bir dinleyici kötü bir konuşmacı oluyor.(1)

Dinlemek neden önemli?

Dinlemek karşı tarafı anlamayı ve karşı tarafın önemsediği şeyleri öğrenmeyi sağlar. Tartışmalara daha hızlı çözümler sunar ve en önemlisi kuvvetli ilişkiler kurmanızı sağlar. Dinlemenin ciddi ortamlarda katkısı ise, daha az hata ve zaman kaybı olur. (2) Tarihe baktığımız zaman iyi liderlerin ortak özelliklerinden biri iyi dinleyici olduğunu görüyoruz. Yoksa halkın onları benimsemeleri o kadar kolay olmayabilirdi. Dinlemek anlamayı ve anlama da güzel cevapları getiriyor. Don Miguel “Dört Anlaşma” kitabında düşüncelerimizin ifadesi olan sözü büyü olarak tanımlıyor. (3) İnsanlar duyulmak ve anlaşılmak istiyor.(4) İnsanlar sosyal hayvanlardır söylemi oldukça doğru.

Bir koç için dinlemek neden önemli?

İyi bir çözüm odaklı koç güzel sorular sorandır. Karşısındaki ile uyum içinde olan ve onu odak noktası yapandır. Akış içinde sezgisel olarak bir sonraki soruyu bulabilendir. (5) Karşısındaki kişinin ihtiyaçlarını onunla beraber anlayıp, tam da o ihtiyaca yönelik soruları sorandır. Kısa anlatmak gerekirse; koç iyi dinlemeyle koçluk alanla uyumu kurandır. Marilyn Atkinson yazısında iyi bir koç için orkestra yöneten bir şef gibi kemanlar ve pes sesleri aynı anda duyabilmeli diyor. Bu örnek bir görüşmede koçluk alanın söyledikleriyle beraber söylemedikleri, değerleri, inançları ve vurgularını duyma anlamına geliyor. (6)

Nasıl daha iyi dinleyebiliriz?

Günlük hayatta daha iyi dinlemek için karşımızdaki kişinin söylediklerini büyük bir ilgi ile dinlediğimizi belli edebiliriz. Bunun için karşı tarafa odaklanıp fiziksel anlamda da ona doğru dönmeliyiz. Vücut dili iletişimde ilişkiyi kuvvetlendiren bir şey. Konuşurken birisi siz yerine başka bir yere bakıyor veya dönük duruyorsa dinlenmediğinizi anlar ve rahatsız olursunuz. Bir başka önemli şey ise, karşı tarafın cümlelerini tamamlamasına izin vermektir. Birisinin sözünü kesmek, “Ben sana saygı duymuyorum.”, “Benim söyleyeceklerim seninkilerden daha önemli” ve benzeri anlamlara gelir. Bir başka yapabileceğiniz şey de, kendinizi karşınızdakinin yerine koymak. (7) Fakat burada çok önemli bir nokta var. Empati yapmak onun yaşadığını yaşadığınız anlamına gelmiyor. His, kişisel yaşanan ve deneyimlerimizi etkileyen bir şey. Bundan dolayı, o hissin kişideki anlamını bilmeden konuşayamayız. Yapılacak en güzel şey, “Bunu yaşamak sana ne hissettirdi?” ve “Senin için bu hissin anlamı nedir?” sorularını sormak olabilir. İnsanlar dinlenmek için konuşurlar ve karşınızdaki bu soruları sorduğunuzu duyarsa önemsendiğini hissedecektir. Dinlerken en önemli şey deminde yazdığım gibi karşınızdaki kişiye tam olarak odaklanmaktır. (8) Konuşma enerji ister. Eğer o an konuşmaya odaklanamayacak haldeyseniz, dürüst bir şekilde o an dinleyecek halde olmadığınızı ve başka bir zamanda daha dinleyebilecek halde olduğunuzu belirtebilirsiniz. (9)

Karşıdaki sizin gibi konuşmaya odaklanmıyorsa?

Eğer karşınızdaki sizin gibi odaklı değilse, ilgisini çekebilecek bir konu açabilirsiniz. Fakat konuşma çoktan bitmiş ve kişi vücut dilini de kapatmışsa, yapmanız gereken şey konuşmayı bitirmek. Konuşmak top atma ve yakalama oyunu. Sadece siz topu atamazsınız. (10)

Konuyu nasıl toparlarım?

Dinlemek, iletişimin en önemli yetkinliklerinden biri. İyi bir dinleyici iyi bir konuşmacı anlamına da gelir. İnsanlar anlaşılmak ve paylaşmak için konuşurlar. (11) İyi bir koç aynı zamanda çok da iyi bir dinleyici olmalıdır. Şahsi olarak, koçluk eğitimine başladığımdan beri insanlarla daha güzel bir iletişim içinde olduğumu söyleyebilirim. İnsanlar dinlenmek istiyor ve dinlendiğini anladıkça size daha da fazla önem veriyorlar. Biz sevgi varlıklarıyız. Anlaşılmak ve anlaşıldığımızı hissetmek, bizi motive eden etkenler. İnsanları yakınlığınıza göre ayırmanızda bunlar önemli rollere sahip. Ayrıca dinlemek sadece başkalarını değil, kendiniz için de çok faydalı bir şey. Kendinizi tanımak için kendinizi dinlemeli ve içinizdeki sizle bağınızı kuvvetlendirmelisiniz.

(1) How a great conversation is like a game of catch. İdeas.ted (blog), 19 Temmuz, 2016. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.

(2) Dianne Schilling, 10 Steps To Effective Listening, son güncelleme 9 Kasım, 2012, https://www.forbes.com/sites/womensmedia/2012/11/09/10-steps-to-effective-listening/#904c79b38918

(3) Ruiz, Miguel, Dört Anlaşma: Toltek Bilgelik Kitabı. İstanbul: Kuıraldışı Yayıncılık, 2017.

(4) How a great conversation is like a game of catch. İdeas.ted (blog), 19 Temmuz, 2016. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.

(5) Marilyn Atkinson, Listening Skills of a Master Coach, son güncelleme 29 Mart, 2018. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.

(6) Marilyn Atkinson, Listening Skills of a Master Coach, son güncelleme 29 Mart, 2018. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.

(7) Dianne Schilling, 10 Steps To Effective Listening, son güncelleme 9 Kasım, 2012, https://www.forbes.com/sites/womensmedia/2012/11/09/10-steps-to-effective-listening/#904c79b38918

(8) Dianne Schilling, 10 Steps To Effective Listening, son güncelleme 9 Kasım, 2012, https://www.forbes.com/sites/womensmedia/2012/11/09/10-steps-to-effective-listening/#904c79b38918

(9) How a great conversation is like a game of catch. İdeas.ted (blog), 19 Temmuz, 2016. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.

(10) How a great conversation is like a game of catch. İdeas.ted (blog), 19 Temmuz, 2016. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.

(11) How a great conversation is like a game of catch. İdeas.ted (blog), 19 Temmuz, 2016. Erişim 28 Haziran, 2019. https://ideas.ted.com/how-to-hear-the-world-through-your-chest/.