Süper Güçleri Olan Bitkiler

“Biz, tabiatı örnek alırsak asla yanılmayız.” – M.T. Cicero

Doğa birçok sanatçı ve bilim insanının ilham kaynağı oldu. Uçakların yapılışından bir heykeltraşın eserine kadar, doğanın sunduğu formüller ve şekiller bulunuyor. Birçok yeni drone ve benzeri icatta kuşların uçuşları gözlemlenerek kanatlar tasarlanırken, sanatçılar da doğanın yuvarlak ve devamı gelen hareketlerini eserlerine adapte etmeyi amaçlıyor. Doğa hem yaşam hem de her anlamda başlangıç kaynağımız.

Bu mucizevi kaynaklardan birkaçı Sharon Robinson tarafından Antartika’da bulundu. Yazları 7/24 güneşli ve kışları da güneş olmayan bu bölgede en az 1.530 yaşlarında olan 3 yosun türü var.

Bu yosun türlerinin adları neler?

Yosunların isimleri Schistidium antarctici, Bryum pseudotriquetrum ve Ceratodon purpureus.

Özelliklerini kısaca açıklamak gerekirse;

1.Yüzyıllar boyunca kış uykusuna yatıyor ve tekrar canlanıyorlar.

2. Hücrelerinde bulunan şeker ve şeker alkollerinin birleşimi ile kendi antifrizlerini yapıyorlar.

3. Kendi güneş kremlerini yapıyorlar. Her bahar, ozon deliği – ozon tabakasındaki bir açıklık – Antarktika’nın üzerinde görünüyor. Bu delik, Antarktika yosununu, fotosentez yapmaya çalışırken tehlikeli UV-B radyasyon seviyelerine maruz bırakıyor. Ancak, nihai hazırlayıcı olan yosunlar, serbest radikallerin etkilerini nötralize etmeye yardımcı olmak için antioksidanlar üretiyor.

4. Bu yosunlar başka canlılara ev sahipliği yapıyor.

Bunlardan başka nasıl özelliklere sahipler?

Yosunlar iklim değişikliğinin barometresi olarak işlev görüyorlar. Robinson “Yosunların bize belirli zamanlarda ne kadar ıslak veya kuru olduğunu söyleyen kimyasal izleri de var. Örneğin, şimdi yosunlara bakabiliriz ve 100 yıl öncesine göre daha kuru koşullarda olduklarını görebiliriz.” şeklinde bir açıklamada bulunuyor.

Görsel: Sharon Robinson

Araştırma nasıl devam ediyor?

NASA ile işbirliği içinde olan ekip, havadan bir anket yapmak ve yosunların hangi alanlarda sağlıklı ve nerede kötü durumda olduklarını değerlendirmek için spektrometreler ve ısı kameraları ile alçaktan uçan dronelar kullanıyor. Amaç, araştırmacıların bitkileri incelemek ve korumak için hedeflenmiş bir plan geliştirebilmeleri için yeterli bilgi toplamak.

“The extraordinary Antarctic plants with superhero powers” İdeas.ted (blog), 11 Ekim, 2017. Accessed January 30, 2020. https://ideas.ted.com/the-extraordinary-antarctic-plants-with-superhero-powers/

Gençliğime Sevgilerimle – Nil Karaibrahimgil

Gençliğinize sizi zenginleştiren taraflarınızı anlatan bir mektup yazacak olsanız neler yazarsınız? ✉️

Sizi neler mutlu etti? 😊

Şuan sizi bulunduğunuz bu konuma hangi güzel olaylar getirdi? ⭐️

Bu olayların sizin için değerleri neler? ❤️

Bugünden geleceğe neler yaparsanız gençliğiniz sizinle devam eder?🤩

Nil Karaibrahimgil’in bu güzel şarkısının sizi mutlu etmesi dileğiyle. 🍀

Yaratıcılık nedir? Nasıl yaratıcı olunur?

Yazıya başlamadan önce size bir soru sormak istiyorum; Sizce yaratıcılık nedir? Bir insanı hangi özellikler yaratıcı yapar?

Siz cevabı düşünürken ben de cevaplarımı buraya yazıyorum:

Bence, yaratıcılık potansiyelimizi birden fazla şekilde görebilmek ve kullanabilmek.

Konuyu başka açılarından da anlamak için, biraz daha araştırma yaptım ve bir kaynak daha buldum. Bilgiler önceden okuduğum ve seyrettiğim diğer kaynaklar ile bağlantısı olan bir bakış açısına sahipti. Özellikle, yaratıcı süreç ve akışta olmanın mutluluğun sırrı olarak tanımlanması ve başlığın “Geleceğin becerisini tanımlamak” şeklinde bir yeri olması beni etkileyen kısımları oldu. (1)

Bu tanımdan farklı olarak neler bu yazıyı değerli kıldı?

Yaratıcılık fikirlerinizi, hayal gücünüzü ve hayallerinizi gerçeğe dönüştürmeyi içeriyor. Yaratıcı olduğunuzda, gizli kalıpları görebilir, normalde alakası olmayan şeyler arasında bağlantılar kurabilir ve yeni fikirler ortaya çıkarabilirsiniz. Yaratıcı yetenek, zor işin bir parçası olan ama büyük ölçüde yaratıcı problem çözme olan yaratıcı düşünceye bağlı. (2)

Mihaly Csikszentmihalyi yaratıcı sürecin içinde olan birisini anlatırken, “Müzik yazmak gibi yeni bir şey yaratmakla tamamen meşgul olduğunuzda, vücudunuzun nasıl hissettiğine veya evde yaşayabileceğiniz herhangi bir soruna dikkat bile etmiyorsunuz. Kişi acıktığını veya yorulduğunu bile hissedemiyor, bedeni yok oluyor, kimliği bilincinden yok oluyor, çünkü hepimizde olduğu gibi yeterince odaklanamıyor. Çok fazla konsantrasyon gerektiren bir şeyi iyi yapmak için oldukça odaklanmalı ve aynı zamanda onun var olduğunu hissetmesi gerekiyor.” açıklamasını yapıyor. (3)

Yaratıcı düşünme öğrenilen mi yoksa doğamızda var mı?

Yaratıcı olmamak öğrenilen bir şey. İnsanlar yaratıcı doğuyor ama büyüdükçe yaratıcı olmamayı öğreniyor. Çocukken bize yıldızlara ulaşmamız söylenirken, büyüdükçe daha dar bir yolda yürümeye başlıyoruz.

Bundan dolayı eğer kendinizi yaratıcı olmayan bir yetişkin olarak görüyorsanız, kendinize yaratıcı ve yenilikçi olmayı tekrar öğretebilir ve bu konuda alışkanlık geliştirebilirsiniz. (4)

Yaratıcılığınızı geliştirmek için yürüyüşe çıkmak gibi şeyler dışında neler yapabilirsiniz?

• Yeni olasılıklara açık olabilirsiniz.

• Dünya ve çevreniz hakkında merakınızı koruyabilirsiniz.

Yapılan bir araştırmaya göre, yaratıcı öngörülerimizin %72’si duşta geliyor. Yeni ve eğlenceli bir bilgi olabilir ama zaten yaratıcı doğduğumuzu düşünürseniz, siz sadece bir şeyin üstünde olan örtüyü kaldırıyorsunuz. (5)

O zaman size cevabını bildiğiniz ama konuyu pekiştirmek için faydalı olacağını düşündüğüm bir soruyu sormak istiyorum. Kimler yaratıcıdır?

Herkes! Ama yaratıcılığını tamamen kullanan insanların belli özellikleri var. Bunlar;

• Soru sormak

• Yaratıcı çözümler bulmak

• Neşeli olmak

• Yüksek duygusal duyarlılığa sahip olmak

• Farklı olmaktan korkmamak

• Alışılagelmiş düşüncelerden farklı düşüncelere sahip olmak (6)

Somut olarak yaratıcı olduğunu düşündüğüm bir kişiden bahsedecek olursam;

Wayne McGregor- koreograf- yaptığı TED konuşmasında dans etmek üzerinden yaratıcı düşünme yöntemlerini paylaştı. Konuşmasının beni en çok etkileyen kısmı “ Kendi sesimi duyurabildiğimi hissettiğim ilk fırsattı” ifadesini kullanarak dans salonunu açma hikayesini anlatmasıydı. Koreograf olmak için onu motive eden şeyin “söylemek ve paylaşmak istediği bir şeylerin var olduğunu hissetmesi”. (7)

Konuşmasında dikkat çeken ana noktalardan biri de bedenin teknolojisi. Bedenin teknolojisini “ teknolojik olarak sahip olduğumuz en edebi şey” diye anlatırken, “İzleyicileri harekete geçirebilecek, etkileyecek ve bazı şeyler hakkında farklı düşünmeye itecek fikirleri beden yoluyla bulmaya kafayı takmış durumdayım.” şeklinde isteğini ekliyor. (8)

Koreografi onun için; fiziksel düşünme süreci, bedenle zihnin işbirliği içinde olduğu ve dağıtılmış bilişsel bir süreç. (9)

Fiziksel düşünme ve beden

Beden varsa fiziksel düşünebiliriz. İç algımız ile örneğin bir bardağı ne zaman ve nasıl tutabileceğimizi biliriz. Bunu fark etmediğimiz zamanlar olabilir. Sebebi kendi bedenimiz hakkında yeteri kadar düşünmememiz. Bir şeyler ters gitmedikçe düşünme gereği duymuyoruz. Bu düşerek kolumuzu kırdıktan sonra kolumuza daha fazla önem vermemiz gibi açıklanabilir. (10)

Fakat nasıl koreografik düşünceyi ve kinestetik zekayı, her şeyi daha genel anlamda düşündüğümüz yöntemlere çevirmeye başlıyoruz?

Her dansın- düşüncenin veya isteğin- bir çıkış noktası var. Bu çıkış noktasını kullanarak, 3 yolu var;

1. Üzerinde çalışılan dış zihinsel mimari ve dansçıların koreograf için hafızalarında tuttukları ile yaptığımız bedenden bedene iletmek.

2. Zihinsel bir mimarimiz var, onu paylaşıyoruz, dolayısıyla, bir sorunu çözüyoruz. Başka bir şekilde yazmak gerekirse, dansçıları mimari nesneleri – şekilleriyle- düşünmek için kullanmak.

3. Kendi kararlarını kendilerinin verebileceği, göreve dayalı bir yöntem. Dansçıların kendileri için ne yapacakları konusunda seçim yapmalarını sağlamak adına zihinsel ve canlı bir resim tasvir etmek. (11)

Yazıyı genel olarak toplamam gerekirse;

Wayne McGregor’un konuşması bu yazının başlangıç noktası oldu ve beni konu hakkında biraz daha araştırma yapmaya itti. Yazının bende en fazla kalan kısmı; “yaratıcı doğmamız ve büyüdükçe yaratıcı olmamayı öğrenmemiz” oldu. Bu en başta yaptığım tanımı destekleyen ve yazının diğer paragraflarında da yansımasını görebileceğiniz bir tanım. (12) Bunlarla beraber, mutlu ve akışta olma kavramlarınında (13) olmaları konunun ne kadar değerli olduğunu bir kere daha gösterdi.

(1) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(2) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(3) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(4)Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(5)Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(6) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(7) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(8)McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(9) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(10) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(11) McGregor, Wayne. “ A choreographer’s creative process in real time” Filmed 2012. TED video, 15:18. https://www.ted.com/talks/wayne_mcgregor_a_choreographer_s_creative_process_in_real_time/transcript#t-129481

(12) Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

(13)Kylie Ora Lobell, What Is Creativity? Defining the Skill of the Future, https://www.creativelive.com/blog/what-is-creativity/

7. Koçluk Konferansı – Öz’le Geleceğe

Geçen hafta inanılmaz ilham veren bir konferansa katıldım. Konferans, 16 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşti. Bu etkinliğin amacı, koçluğun farklı alan ve disiplinlerle nasıl birleştiğini anlatmaktı.

Konuşmacılar kimlerdi?

Konferansa konuşmacı olarak, Ahmet Akın, Alla Kazajeva, Ann Ridone, Atilla Kıyak, Emre Başkan, Nasuh Mahruki, Nurdoğan Arkış, Ömer Şengüler ve H. Ulaş Özcan katıldı.

Hangi konular konuşuldu?

Konferansta;

Ahmet Akın iş ortamında yaratıcılık,

Alla Kazajeva koçluk kültürü,

Ann Ridone sosyal etki için koçluk,

Atilla Kıyak liderlik ve stratejik düşünme,

Emre Başkan iş dünyasında konfor alanı ve gelecek,

Nasuh Mahruki potansiyellerimize ulaşmak,

Nurdoğan Arkış hayatta yaptığımız seçimler,

Ömer Şengüler iş dünyasında nasıl başarılı olabiliriz,

H. Ulaş Özcan 2050 yılının bize ne getireceği, değerler ve kurumlar hakkında konuştu. ICF Türkiye Başkanları bir panelle konferansı noktaladı.

Neler ön plandaydı? Beni en çok neler etkiledi?

Konferasında temasına bakıldığında öz ve öz ile geleceğe gitmek en çok ön planda olan konulardı. Konuşmacılar bunlara farklı açılardan yaklaşıp, katılımcılara ilham oldular. Elbette bütün konuşmacılar ve yaklaşımları çok değerliydi fakat bana kattıkları yeni bakış açılarıyla en çok etkileyen birkaç konuşma vardı.

Ahmet Akın’ın konuşmasında kullandığı yaratıcılık tanımları ve örnekler beni çok etkiledi. Duchamp benim en sevdiğim sanatçılardan biri. Kavramsal ve çağdaş sanat, sanat anlayışımı değiştiren alanlar oldu. Ahmet Bey’in Duchamp’ın bir eserini kullanması, konuşmasını bende farklı bir boyuta taşıdı. Ek olarak klişelere yaklaşımı da bende yeni bir farkındalık oluşturdu.

Emre Başkan ve H. Ulaş Özcan ise analitik yaklaşımları ile çok değerli bilgiler verdiler. Sundukları veriler ile iş dünyasında baskın düşünceleri ve geleceğin bize neler getirebileceklerini anlattılar. İnsanların ne düşündüklerini somut olarak görmek, geleceği anlamayı kolaylaştırdı.

Son olarak, Nurdoğan Arkış kendimize ve diğerlerine nasıl yaklaşmamız gerektiğini çok güzel bir şekilde anlattı. Dinleyicilerini ben ve sen konumunu dışında, o – iletişimde olmayacağımız ama bizden etkilenebilecek diğer kişiler– konumunu da anlatarak çevremiz hakkında farklı bir bakış açısı kattı.

Yazıyı genel olarak toplamak gerekirse;

7. Koçluk Konferansı beni çok etkiledi. Birçok önemli kişiyle tanışma ve onların konuşmalarını dinleme fırsatı elde ettim. Hepsi bende ayrı izler bıraktı. Dinlediğim her konuşmadan beynime aldığım notlar ile çok güzel bir gün geçirdim.

*İlk ve son görsel ICF Türkiye’den alınmıştır.

Gelecek nesiller için neler yapabiliriz?

İnsanların da süper kahramanlar gibi süper güçleri var! Zihinsel zaman yolculuğu! Bu gücümüz ile medeniyetleri, geçmişi ve geleceğimizi yarattık. (1)

Bu gücü daha güzel bir gelecek yaratmak için nasıl kullanabiliriz?

Çeyrek dönem karı artıran pazarların ortasında anında memnuniyet kazanmayı teşvik eden bir kültürde yaşıyoruz. Toplumların gelecek nesilleri düşünmek için hiç bu kadar önemli zamanı olmamıştı. Daha sıcak bir gezegen ve artan eşitsizliğin gelecekteki tehditlerine hazırlanmalı ve geleceğe yatırım yapmalıyız. Şehirleri canlandırmalı , yiyecek tedarikini korumalı ve hastalıklar için tedaviler bulmalıyız. Kısaca anlatmak gerekirse, gelecek nesillerin bizi güzel hatırlayacağı şeyler yapmalıyız.(2)

Bunu nasıl yapabiliriz?

Bina Venkataraman bunu yapmamız için bir kaç adım anlattı. Bunlar;

1. Geleceği hayal etmeliyiz. Teknolojinin ilerlemesi ile toplum yeniden oluştu. Geçmişte olmayan ve gelecekte , belki de daha da hızlı bir şekilde, yeni yaşam dinamikleri getirecek araçlar var. Bundan dolayı, geleceği uzun süreli tahmin edemeyebiliriz. Uzun süreli çözümler için geleceği yazının başında da yazdığım gibi zihinsel zaman yolculuğu ile hayal etmeliyiz. Bunu rol yapma oyunları ile yapabiliriz. Böylece, olabileceklere bakış açımızı genişletiriz. Bu Pentagon’da da kullanılan bir yöntem.

2. Gençleri dinlemeliyiz. Onlar bu anın ve geleceğin parçası. Farklı bakış açılarıyla bizlere fikir verebilirler. Onlarla daha fazla beraber çalışmalıyız.

3. Miras değil, hatıralar bırakmalıyız. Hatıra derken demek istenilen, gelecek nesillerin bir sonrakine de rahatlıkla bırakabileceği kaynaklar. Onlara öyle şeyler bırakmalıyızki, bulundukları her zamanda kullanabilinir kaynakları olmalı. Şuan bunu amaçlayan Dear Tomorrow adında bir oluşum var. Buradan gelecek nesillere, kendi çocuklarınız veya insanlık olabilir, mesaj bırakabiliyorsunuz. Onlara bırakmak istediğiniz dünyayı anlatabiliyor ve kendi yapabileceklerinizi düşünebiliyorsunuz. (3)

Bina Venkataraman beni nasıl etkiledi?

Venkataraman oldukça değerli fikirleri olan bir kadın. En çok neyin etkilediğini sorarsanız, cevabım insanı merkeze koyan çözüm odaklı adımlar paylaşması. Bir başka beni etkileyen şey ise, teleskop metaforu. Ted konuşmasında teleskop metaforunu gelecek hakkında düşüncelerinde kullanıyor. Tam olarak yazmak gerekirse, “Bunları, ufku taradıklarında kullanılan eski kaptanların gönderdiği teleskoplar gibi bir şey olarak düşünün. Sadece mesafe ve okyanusa bakmak yerine, bu araçlar gelecek zamana bakmak içindir.” diyor. (4)

Konuyu toparlamam gerekirse;

Dünya hem ekolojik hem de fiziksel anlamda büyük bir değişim yaşıyor. Gelecek nesillere yaşayabilecekleri bir dünya bırakmalıyız. Bunun için kullanılmış ve çözüm getirmeyen adımlar yerine, çözüm getiren ileriye dönük adımlar atmalıyız. Bu anlamda “Gelecek nesiller için neler yapabiliriz?” sorusu yeni bakış açıları sağlıyor.

(1) Venkataraman, Bina. “ The power to think ahead in a reckless age” Filmed 2019. TED video, 13:10. https://www.ted.com/talks/bina_venkataraman_the_power_to_think_ahead_in_a_reckless_age/transcript

(2) Why you should think about being a good ancestor — and 3 ways to start doing it. İdeas.ted (blog), 27 Ağustos, 2019. Erişim Ağustos, 2019. https://ideas.ted.com/why-you-should-think-about-being-a-good-ancestor-and-3-ways-to-start-doing-it/

(3) Why you should think about being a good ancestor — and 3 ways to start doing it. İdeas.ted (blog), 27 Ağustos, 2019. Erişim Ağustos, 2019. https://ideas.ted.com/why-you-should-think-about-being-a-good-ancestor-and-3-ways-to-start-doing-it/

(4) Venkataraman, Bina. “ The power to think ahead in a reckless age” Filmed 2019. TED video, 13:10. https://www.ted.com/talks/bina_venkataraman_the_power_to_think_ahead_in_a_reckless_age/transcript

Çocuklarda Ten Rengi Algısı

TBWA/Belgium 18 Mart tarihinde Mater Dei İlkokulu’nda Samen Onderwijs Maken (SOM) için çocukların ten rengi algısını ölçen bir deney yaptı. Deneyde öğrencilere boyamaları için bir çocuk figürü verdiler. İlk olarak, çocuğun üstünü yeşil saçını da turuncuya boyamalarını söylediler. Çocuklar direktifi takip ettikten sonra, teni kendi boyamalarını istediler. Çocukların ten rengi için seçtikleri renk dikkatleri çekti. Çocukların hepsi, farklı ten renklerine sahip çocuklar vardı, ten renkleri ne olursa olsun açık pembeyi seçti. (1)

Deneyin devamı 21 Mart Irkçılığa Karşı Uluslararası Günü‘nde yapıldı. Çocuklara bu sefer hiç bir direktif verilmedi. Çocuklar ilkinden farklı olarak, daha çok kendilerine benzeyen şekilde boyadılar. (2)

Açık pembenin önemi nedir?

Demin de yazdığım gibi, çocuklar ten rengi olarak birbirlerinden farklıydı. Çocukların bu seçimi yapması gördükleri insan modelini gösteriyor. Bigumigu’daki yazıda da belirtildiği gibi, “Çocuklar, çevresinde yaşanan gelişmeler ve olaylardan etkilenerek gelişimlerini sürdürür. Medya, öğretiler, yetişkinlerin birbirleriyle ve çocuklarla etkileşimleri çocuklar üzerinde farklı sonuçlar doğurabilir. Edinilen bu bilgiler gelişim çağında olan insanların hayat görüşlerini biçimlendirir.”. (3)

TBWA/Belgium ve SOM bu alanda farkındalığı arttırmak için 7 farklı ten rengi bulunan bir boya seti yarattı. (4) Bundan önce Crayola bu anlamda dikkat çeken markalarda birisiydi. Marka, 1992 yılında “Multicultural” adını verdikleri ve ırk ayırmadan ten renklerinin bulunduğu ürünleri tanıttı. (5)

Deney ne anlatıyor?

Deney dış etkenlerin üstümüzdeki etkisini anlatıyor. Deneyin videosunda Joost Lowyck’inde dediği gibi, “Çocuklar onlara gösterdiğimiz dünyayı görüyor.”. (6) Onlara kendileri gibi olabilecekleri bir dünya göstermemiz gerekiyor.

(1) Oğuz Gazan, Çocukların Gözünden Şaşırtan Ten Rengi Algısı, son güncelleme 23 Temmuz, 2019, https://bigumigu.com/haber/cocuklarin-gozunden-sasirtan-ten-rengi-algisi/

(2) Oğuz Gazan, Çocukların Gözünden Şaşırtan Ten Rengi Algısı, son güncelleme 23 Temmuz, 2019, https://bigumigu.com/haber/cocuklarin-gozunden-sasirtan-ten-rengi-algisi/

(3) Oğuz Gazan, Çocukların Gözünden Şaşırtan Ten Rengi Algısı, son güncelleme 23 Temmuz, 2019, https://bigumigu.com/haber/cocuklarin-gozunden-sasirtan-ten-rengi-algisi/

(4) Oğuz Gazan, Çocukların Gözünden Şaşırtan Ten Rengi Algısı, son güncelleme 23 Temmuz, 2019, https://bigumigu.com/haber/cocuklarin-gozunden-sasirtan-ten-rengi-algisi/

(5) When did you introduce Crayola Multicultural products?, erişim 2 Ağustos, 2019,

https://www.crayola.com/faq/another-topic/when-did-you-introduce-crayola-multicultural-products/

(6) Bostoen, Jeroen, director. TBWA\Belgium – SOM – The Color Experiment. Vimeo, TBWA Worldwide, 2019, vimeo.com/337592638.

Çevre Yasası için Mezuniyet Mirası

Merriam Webster’da dünyanın tanımı ;

-Yerkürede* insan varlığının durumu

-insanları ve üzerindeki her şeyi içeren Yerküre

-Yerkürenin sakinleri: insan ırkı.

Bu tanıma baktığımızda, insanların dünyadaki varlığını, önemini, görüyoruz. (1) Başka bir tanım daha ekleyecek olursak, bu “ Yerkürenin insanlı hali” olabilir. Yerküre var ama dünya bizimle oluşuyor. “Dünyayı nasıl daha iyi yapabiliriz?” sorusu da odaklanılması gereken önemli sorulardan birisi. Filipinler’de devlet tarafından mezun olacak öğrenciler için yeni bir şart çıktı. Çevre Yasası için Mezuniyet Mirası’na göre mezun olmak isteyen öğrenciler 30 ağaç dikmek zorundalar. (2)

Daha detaylı anlatmak gerekilirse;

Sanayi ve tarım arazilerinin yayılmasıyla Filipinler’de ormansızlaşma artmaya başladı. Tarihe baktığımızda, 1934’den 1988’e kadar 24.2 milyon dönüm kayıp yaşandı. Ormansızlaşmanın önüne geçmek için yeni yasa senatoya gönderildi. (3)

Yasa ile ne amaçlanıyor?

Gary Alejano bir neslin toplam 525 milyar ağaç dikeceğini öngördüklerini söyledi. Yapılan açıklamaya göre, her yıl anaokulundan 12 milyon, liseden 5 milyon ve üniversiteden 500.000 öğrenci mezun oluyor. Bu hesaba göre, her yıl toplam 175 milyon yeni ağaç dikilecek. (4)

* Görseldeki bilgiler Forbes kaynağından alınmıştır.

Yasa nasıl hayata geçecek?

Hükümet fide üretimi, saha tespiti, izleme, değerlendirme ve teknik destek verecek. Dikilecek ağaçlar, bölgelerin topografyasına ve iklim yapılarına göre belirlenecek. Ağaçların dikileceği alanlar; ormanlar, Mangrov ormanları ve sit alanları, askeri ve sivil araziler, kentsel alanlar, aktif olmayan veya terk edilmiş maden sahaları ve diğer uygun alanlar olacak. (5)

Bu yasa neden önemli?

Bu yasa, hem açıklanan rakamlar hem de öngörülen etkiler açısından gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimizi gösteriyor. Bizim büyükler olarak görevimiz, onlara güzel bir dünya bırakmak. Tekrar yukarıdaki dünya tanımını düşündüğümüzde, insanın varlığını koruması için yeryüzünü de koruması gerekiyor.

*Yerküre: yeryüzü, toprak (Earth kelimesinin türkçe karşılığı)

(1) Peter Stefanyi, Who do we want to “Save” here?, son güncelleme Ekim 2018, https://www.theworldgame.org/en/who-do-we-want-to-save

(2) Ece Burgaz, Filipinler’de Mezun Olmak İsteyen Her Öğrenciye 10 Ağaç Dikme Şartı, son güncelleme 14 Haziran, 2019, https://bigumigu.com/haber/filipinler-de-mezun-olmak-isteyen-her-ogrenciye-10-agac-dikme-sarti/

(3) Trevor Nace, New Filipino Law Requires Every Student To Plant 10 Trees If They Want To Graduate, son güncelleme 29 Mayıs, 2019, https://www.forbes.com/sites/trevornace/2019/05/29/new-filipino-law-requires-every-student-to-plant-10-trees-if-they-want-to-graduate/#3401398e5aeb

(4)Trevor Nace, New Filipino Law Requires Every Student To Plant 10 Trees If They Want To Graduate, son güncelleme 29 Mayıs, 2019, https://www.forbes.com/sites/trevornace/2019/05/29/new-filipino-law-requires-every-student-to-plant-10-trees-if-they-want-to-graduate/#3401398e5aeb

(5)Ece Burgaz, Filipinler’de Mezun Olmak İsteyen Her Öğrenciye 10 Ağaç Dikme Şartı, son güncelleme 14 Haziran, 2019, https://bigumigu.com/haber/filipinler-de-mezun-olmak-isteyen-her-ogrenciye-10-agac-dikme-sarti/

Koçluk Nedir? Tam Olmak

Tamlık nedir? Nasıl tam olabiliriz?

Tamlık bütünlüğün olma durumudur. Bir insanın tam olma hali ise beyin, kalp ve bağırsak – dilimizde sezgi ve içgüdü anlamına gelen gut feeling– üçlüsünün dengede olduğu zaman. Bunlar üç temel düşünce ve karar verme merkezlerimiz. Onları iletişim içinde tutan ise vagus siniri. Vagus siniri merkezi sinir sisteminde bütün sistemi dolaşan sinir. Latince anlamı ise tam olarak da dolaşan sinir. Dolaşan kelimesi sinirin hem fiziksel hem de zihinsel anlamda onun bizim için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Fiziksel anlamda beyin, kalp ve bağırsak üçgenini bağlarken, dolaşan kelimesini gezgin anlamında da düşündüğümüzde içimizdeki merakı canlı tutuyor. (1)

Yazıma neden vagus siniri hakkında yazarak başladım?

Koçluğun tanımlarından biri -kendi metaforumla- temiz bir odada olmak. Nasıl bunu yazabilirim diye düşünürken kaynaklar beni vagus sinirine götürdü. Kısa bir beyin fırtınası ve araştırma yaptıktan sonra beyaz bir odada olmanın benim için tam olmak olduğunu anladım.

Tam olmak neden önemli?

Tam olmak çözüm odaklı koçluğun Milton Erickson’ın da söylediği gibi her insanın tam ve bütün olduğunu destekleyen tanımlarından biri. Erickson’ın ilkelerinden devam edersek, her insan ihtiyaç duyduğu kaynaklara sahip. Fakat; öz farkındalık olmadan kaynakları göremeyiz. Öz farkındalık vagus siniri ve koçluğun insanlara ortak katkısı. Biraz daha açıklamamız gerekirse, tam olmak istediğimiz her şeyin olduğu, istediğinizi bildiğiniz ve azla çok olduğumuz durum.

Öz farkındalık için neler yapmalıyız?

Kendimizi anlamamız ve keşfetmemiz çok önemli. Herkesin potansiyeli farklıdır. Önceliklerimiz ve hayatımızı da bu potansiyele göre şekillendirmeliyiz. Daha edebi açıklamak gerekirse, herkes kendi hikayesinin kahramanıdır. Hikayenizde dağların mı yoksa denizlerin mi olacağını siz bilebilirsiniz. Sadece siz oralarda ilerleyebilir ve ilerlerken neleri kullanabileceğinizi bilebilirsiniz. Sihir düşündüğünüzden de gerçek bir şey. Aslında her değişim o büyük sihrin bir parçası. Bir şeyin tam da istediğiniz gibi olması için sihirli bir değneğin ucundan çıkan parıltıya gerek yok. Kendinizi ne kadar iyi tanıyorsanız o kadar o değnek ve ucundaki parıltısınız. Bir şeyi niyet edip ona odaklanırsanız istediğiniz her şey gerçekleşir. (2) Kaynak ne kadar size aitse dileğinizin gerçekleşmesi o kadar mümkündür. Bundan önceki yazımda da yazdığım gibi “Bunu gerçekten istiyor muyum?” sorusu bir şeyi isteyip istemediğinizi gösterir.

Genel olarak yazıyı toplamak gerekirse;

Tam olmak benim için koçluğun önemli tanımlarından biri. Çözüm odaklı koçluk ile tanıştığımda deneyimlediğim en güzel şeylerden biri tam olmayı öğrenmek oldu. Bunun içinse öz farkındalık en önemli etken. Biz insanlara biyolojik olarak da baktığımızda sinir sistemimiz tam olmamız için bize bütün kaynakları sunmuş. Nasıl hislerimiz deneyimlerle oluşuyor (3), vücudumuz da iç dengemizi korumak için her şeye sahip. Bu bütünlüğü korumak için de tam da ihtiyacınız olan kaynağa sahipsiniz. Bu kaynağın sizde olduğu farkındalığında bir yap-boz olsanız tam olmak için neler yapardınız?

(1) ”ICF Turkey Talks #11 – Ebru Oğuş, PCC – Koçun Varlığı ve Farkındalığı”, YouTube Video, 10:27, “ ICF Türkiye” , 4 Nisan, https://youtu.be/8yJ7lh2hgAA

(2) Aligning Intention and Attention to Achieve Dream Life, son güncelleme 13 Kasım, 2018, https://erickson.edu/aligning-intention-and-attention-achieve-your-dream-life

(3)Feldman Barret, Lisa. “ You aren’t at the mercy of your emotions – your brain creates them” Filmed 2017. TED video, 18:28. https://www.ted.com/talks/lisa_feldman_barrett_you_aren_t_at_the_mercy_of_your_emotions_your_brain_creates_them