Toyohashi Teknoloji Üniversitesi’nde bir araştırma ekibi, resim ve seslere cevaben dikkat çeken tepkiler ile onlar tarafından ortaya çıkarılan duygular arasındaki ilişkinin görsel ve işitsel algıda farklı olabileceğini belirtti. Bu sonuç insan duygularına bağlı gözbebeği reaksiyonlarının ölçülmesiyle elde edildi. Görsel algının tüm dikkat durumlarında duyguları ortaya çıkardığını gösterirken, işitsel algı sadece seslere odaklanıldığında duyguları ortaya çıkarıyor. Böylece görsel ve işitsel uyaranlara yanıt olarak dikkat durumları ve duygular arasındaki ilişkilerdeki farklılıkları gösteriyor.
Araştırma nasıl yapıldı?
Araştırma ekibi, deneydeki katılımcılardan duygusal tepkilerin görsel ve işitsel algı arasında nasıl farklılaştığını araştırmak için duygusal olarak uyandıran resimler ve sesler sunulduğunda çeşitli dikkat durumlarına karşı onları uyarmak için dört görev gerçekleştirmelerini istedi. Duygusal yanıtların fizyolojik bir göstergesi olarak göz hareketi ölçümleriyle elde edilen gözbebeği yanıtlarını da karşılaştırıldı. Sonuç olarak, görsel algı (resimler) tüm görevlerin yerine getirilmesi sırasında duyguları ortaya çıkarırken, işitsel algı (sesler) sadece seslere dikkat edilen görevlerin yerine getirilmesinde gerçekleşmişti. Bu sonuçlar, dikkatli durumlar ile görsel ve işitsel uyaranlara duygusal tepkiler arasındaki ilişkide farklılıklar olduğunu gösteriyor.
Bu araştırmanın önceki araştırmalardan farkı nedir?
Satoshi Nakakoga “Geleneksel olarak, öznel anketler duygusal durumları değerlendirmek için en yaygın yöntem olmuştur. Ancak bu çalışmada, bir tür görev yapılırken duygusal durumları çıkarmak istedik. Bu nedenle, bilişsel durumları yansıtan biyolojik sinyallerden biri olarak çok fazla ilgi gören gözbebeği tepkilerine odaklandık. Görsel ve işitsel algı nedeniyle duygusal uyarılma sırasında dikkat durumları hakkında birçok çalışma yapılmış olsa da, bu durumları duyular arasında karşılaştıran daha önce yapılmış bir çalışma yok ve bu ilk deneme ” diyor.
Ayrıca, araştırma ekibinin lideri Profesör Tetsuto Minami, “Akıllı telefonlar ve diğer cihazlar aracılığıyla çeşitli görsel medya ile temasa geçmek ve bu görsel ve işitsel bilgiler yoluyla duyguları uyandırmak için daha fazla fırsat var. Ortaya çıkan duyguların insan davranışı üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere duyguları ortaya çıkaran duyusal algı hakkında araştırmaya devam edeceğiz. ” dedi.
Aşık Veysel hepimizin nakaratını ezbere bildiğimiz “Uzun İnce Bir Yoldayım” eserinde;
“Düşünülürse derince
Uzak gözükür görünce
Yol bir dakka mıktarınca
Gidiyorum gündüz gece” der. (1)
Aşık Veysel ne anlatıyor? Yazıma neden bununla başladım?
Tarihçi ve filozof Yuval Noah Harari dünyada bu kadar canlı varken neden insanın değiştiren canlı olduğunu, yüksek sayıda insan bulunan gruplarda esnek şekilde çalışabilme özelliği ile anlatıyor. En çalışkan olarak adlandırdığımız arılar bile bizim -insanlar- kadar ileri seviyede değil. Grup halinde yaşıyor olsalar bile, insanların karar verme sistemlerine sahip değiller. İnsanlar birbirlerini tanımasalar bile beraber çalışabiliyorlar. (2)
İnsanları özellikle ne ileride tutabiliyor?
Hayal gücümüz ile yaratıp, yaratığımız hikayelere inanabiliyoruz. Başka bir yönden de bakarsak, bir şeyin olma fikrine inanıp yaratabiliyor ve uygulayabiliyoruz. (5)
Bunu hangi aracı kullanarak yapıyoruz?
Dili kullanarak. Dili gerçeklikleri tanımlama ve yeni şeyler yaratmak için kullanıyoruz. Bunu kitlesel bir seviyede iş birliği olarak adlandırabiliriz. Tarihe baktığımızda insan haklarının oluşumunu somut bir örnek olarak gösterebiliyoruz. İnsan hakları, yarattığımız, icat ettiğimiz ve parçası olduğumuz hikayelerle hayat buluyor. Bu açıdan bakınca, kendimizi dil ile dünyayı kontrol eden büyücü veya sihirbazlara benzetebiliriz. (6)
Bunu nasıl yapıyoruz?
Objektif ve kurgusal gerçeklik ile. Objektif gerçekliği yarattığımız kurgusal gerçeklik ile kontrol ediyoruz. Burada dünya ile yerkürenin farkına odaklanmak istiyorum. Merriam Webster’a göre dünyanın tanımı, insan varlığının dünyevi hali. Yani yerkürenin insanlı hali. Gaz bulutu ile oluşan gezegene yeni bir anlam katıyoruz. (7)
Bu soruları cevaplarken sizi 850 yılına götürüp Musaoğulları ile tanıştırmak istiyorum. 3 kardeş olan Musaoğulları Bağdat’da Bilgi Yuvası’ndalar. Onlar “Marifetli Araçlar” kitabını yazdıktan 1000 yıl sonra ilk mekanik bilgisayar bulunuyor. Avrupa bu kardeşlerin eserini okuyarak ilham alıyor. (8)
Neden Musaoğulları’ndan bahsettim?
Teknoloji ve gelişimi çağına göre değerlendirmek gerekiyor. Bu anlamda Musaoğulları hayal gücünün dünyadaki kazanımlarını çok güzel gösteriyor. (12)
Bütün bunları teknoloji çerçevesinden nasıl düşünebiliriz?
2017 CeBIT Fuarı’nda sadece teknoloji uzmanlarının değil, diğer insanlarında içinde bulunacağı Toplum 5.0 açıklandı. “Toplum için teknoloji” amaçlandı. (13)
Toplum 5.0 nedir?
“Nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi teknolojileri kullanarak sosyal problemleri çözmeyi ve refah seviyesini yükseltmeyi öngören süper akıllı toplum.” (23)
Bu toplumda herkesin farklı becerilerini her zaman kullanabildiği bir toplum yaratmak isteniyor. (24)
Toplum 5.0 nasıl özelliklere sahip?
Çözüm odaklı, değerlerin yaratıldığı, herkesin çeşitli-birbirinden farklı yeteneklerini kullandığı, herkes için her zaman ve her yerde olanak sağlanması amaçlandığı, dirençli, esnek, insanın doğa ile uyumlu yaşadığı bir toplum. (25)
Toplum 5.0 hangi soruları sorarsak ilerleyebilir?
– Hukuk sisteminde nasıl değişikliklere gidebiliriz?
– Nesnelerin dijitalleşmesindeki bilimsel boşluklar nasıl doldurulur? Bugünden geleceğe nasıl uygulanır?
– Nasıl daha fazla kalifiye personel bulunur? Nasıl daha kalıcı adımlar atılır?
– Sosyo-politik önyargılar yerine nasıl yapıcı fikirlere sahip olabiliriz?
– Toplumsal direncin tam tersi nedir? Onu nasıl hayata getirebiliriz? (26)
(1) “İnsanlık 5.0 I Banu Onaral I TEDxMETUAnkara”, YouTube Video, 19:01, “TEDx Talks” , 30 Ocak, 2017, https://youtu.be/5gC50xQG7yo
Beraber geçirdiğimiz bu zor dönemde birlik ve beraberliğimiz çok önemli. Yalnız değiliz. Şuan dünyadaki herkes aynı durumda. 🌏 Birbirimize ne kadar destek verirsek, bu süreci o kadar dingin atlatırız. Ben de bu dönemde sizlerle daha fazla beraber olmak istiyorum. Profesyonel Çözüm Odaklı Kariyer ve İletişim Koçu olarak, benimle iletişime geçeçek 8 kişiye ücretsiz online koçluk yapmayı amaçlıyorum. Bana sitemin iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz. 💬😊
“Keyifle dinlediğimiz bir müzik eserini nota nota analiz etmeye kalkarsak işin bütün keyfi kaçar; halbuki biz, belli bir sıra ve armonide duyduğumuz notalardan bir duygu, bir mesaj, bir anlam çıkartabiliriz ve bunun için incelikli analiz yapan aklımıza ihtiyacımız pek yoktur.”
– Sinan Canan
Nasıl bilmeden bilebiliriz? 👀
Örüntü gözü nedir?💬
Doğa bize bu anlamda neler öğretiyor?🌳
Nasıl günümüz bilimiyle birleştirebiliriz?🤓
Bu ve benzeri soruların cevaplarını Sinan Canan’ın konuşmasında bulabilirsiniz. ☺️
Son zamanlarda Sergio Pequito, Rensselaer Politeknik Enstitüsü’nde endüstri ve sistem mühendisliği asistanı, ve ekibi insan beynine yeni bir bakış açısından baktıracak bir araştırma yapıyor.
Nasıl bir araştırma yapılıyor?
Sergio Pequito beyni düşündüğünde, bir piyano görüyor. Anahtarlar beynin farklı kısımlarını temsil ederken, piyanistin parmakları tarafından uygulanan basınç, beyin fonksiyonlarını destekleyen dış uyaranları temsil ediyor.
Notlar ve harmoniler notalar üzerine eşleştirilebildiği gibi beynin karmaşık dinamiklerini, araştırmacıların beyin ve bilişsel yapıyı daha iyi anlamalarına yardımcı olabilecek yeni veri modellerine dönüştürmek istiyor. Bu araştırmaNational Science Foundation tarafından destekleniyor.
Araştırmanın amacı nedir?
Pequito ve ekibi, sağlıklı bir beynin nasıl çalıştığı ve nörolojik hastalığı olan birinin nasıl davranabileceği konusunda fikir vermeye çalışıyor. Piyano benzetmesine devam eden Pequito, yanlış anahtara çarpan bir piyanistin ahenksiz bir gürültü yaratabileceği gibi, araştırma ekibi tarafından geliştirilen modellerin beynin aktivitesinde bir şeylerin ne zaman normal olmadığını göstereceğini açıklıyor.
Endüstri ve sistem mühendisleri, karmaşık sistemlerin nasıl etkileşime girdiğini analiz etmek için araçlar geliştirir. Pequito, insanlığın beyne ilişkin uzun süredir devam eden sorularına bu tür bir yaklaşımın dikkat, öğrenme, hafıza, karar verme ve dil gibi işlevler arasındaki ilişkiler hakkında yeni bir anlayış sağlayabileceğine inanıyor.
Araştırma nasıl yapılacak?
Pequito’nun ekibi halka açık beyin verileri kullanarak ürettikleri modelleri geliştirecek. Veriler, beynin aktif kısımlarında arttıkça kan ve oksijen akışını izleyen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) teknolojisi kullanılarak toplandı.
Pequito, “Endüstri mühendisleri olarak kullanabileceğimiz her türlü araca sahibiz. Şimdi, sinirbilim ve tıp camiası için yeni görüşler sağlayabilmemiz için onları geliştirmek için çalışıyoruz.” dedi.
“Biz, tabiatı örnek alırsak asla yanılmayız.” – M.T. Cicero
Doğa birçok sanatçı ve bilim insanının ilham kaynağı oldu. Uçakların yapılışından bir heykeltraşın eserine kadar, doğanın sunduğu formüller ve şekiller bulunuyor. Birçok yeni drone ve benzeri icatta kuşların uçuşları gözlemlenerek kanatlar tasarlanırken, sanatçılar da doğanın yuvarlak ve devamı gelen hareketlerini eserlerine adapte etmeyi amaçlıyor. Doğa hem yaşam hem de her anlamda başlangıç kaynağımız.
Bu mucizevi kaynaklardan birkaçı Sharon Robinson tarafından Antartika’da bulundu. Yazları 7/24 güneşli ve kışları da güneş olmayan bu bölgede en az 1.530 yaşlarında olan 3 yosun türü var.
Bu yosun türlerinin adları neler?
Yosunların isimleri Schistidium antarctici, Bryum pseudotriquetrum ve Ceratodon purpureus.
Özelliklerini kısaca açıklamak gerekirse;
1.Yüzyıllar boyunca kış uykusuna yatıyor ve tekrar canlanıyorlar.
2. Hücrelerinde bulunan şeker ve şeker alkollerinin birleşimi ile kendi antifrizlerini yapıyorlar.
3. Kendi güneş kremlerini yapıyorlar. Her bahar, ozon deliği – ozon tabakasındaki bir açıklık – Antarktika’nın üzerinde görünüyor. Bu delik, Antarktika yosununu, fotosentez yapmaya çalışırken tehlikeli UV-B radyasyon seviyelerine maruz bırakıyor. Ancak, nihai hazırlayıcı olan yosunlar, serbest radikallerin etkilerini nötralize etmeye yardımcı olmak için antioksidanlar üretiyor.
4. Bu yosunlar başka canlılara ev sahipliği yapıyor.
Bunlardan başka nasıl özelliklere sahipler?
Yosunlar iklim değişikliğinin barometresi olarak işlev görüyorlar. Robinson “Yosunların bize belirli zamanlarda ne kadar ıslak veya kuru olduğunu söyleyen kimyasal izleri de var. Örneğin, şimdi yosunlara bakabiliriz ve 100 yıl öncesine göre daha kuru koşullarda olduklarını görebiliriz.” şeklinde bir açıklamada bulunuyor.
Görsel: Sharon Robinson
Araştırma nasıl devam ediyor?
NASA ile işbirliği içinde olan ekip, havadan bir anket yapmak ve yosunların hangi alanlarda sağlıklı ve nerede kötü durumda olduklarını değerlendirmek için spektrometreler ve ısı kameraları ile alçaktan uçan dronelar kullanıyor. Amaç, araştırmacıların bitkileri incelemek ve korumak için hedeflenmiş bir plan geliştirebilmeleri için yeterli bilgi toplamak.
Yapılan yeni çalışmaya göre , makine öğrenme teknolojisi kişileri dans tarzından tanıma konusunda yüksek oranda etkili.
Bu ne demek?
Müzik tarzından bağımsız olarak dans tarzımız neredeyse her zaman aynı ve bir bilgisayar dansçıyı şaşırtıcı bir doğrulukla tanımlayabiliyor.
Çalışmayı kim yapmış?
Son birkaç yılda, Finlandiya’daki Jyväskylä Üniversitesi Disiplinlerarası Müzik Araştırmaları Merkezi’ndeki araştırmacılar, katılımcıların hangi tür müzik ile dans ettiklerini anlayan bir sistem üzerinde çalıştı.
Çalışma nasıl tasarlandı?
73 katılımcıya 8 müzik türü dinletildi. Katılımcılardan duydukları şarkılara içlerinden geldiği gibi dans etmeleri istendi.
Sonuçlar nasıldı?
Araştırmacılar, müzik türlerini ayırt etmeye çalışarak katılımcıların hareketlerini makine öğrenmesini kullanarak analiz ettiler. Ne yazık ki, bilgisayar algoritmaları doğru türü % 30’dan daha az belirleyebildi. Bununla birlikte, bilgisayarın %94 oranla 73 kişiden hangisinin dans ettiğini doğru bir şekilde tespit edebildiğini keşfettiklerinde şok oldular.
Dr. Pasi Saari “Bir insanın dans hareketleri bir tür parmak izi gibi görünüyor. Her kişinin ne tür müzik çalarsa çalsın aynı kalan benzersiz bir hareket imzası var.” dedi. Bununla birlikte, bazı türler bireysel dans hareketleri üzerinde diğerlerinden daha fazla etkiye sahipti. Bilgisayar, metal müzikle dans ederken bireyleri tanımlamada daha az doğruydu. Emily Carlson, “Metal ile headbang gibi belirli hareket türleri arasında güçlü bir kültürel ilişki var. Metal müziğinin daha fazla dansçının benzer şekilde hareket etmesine neden olması ve onları birbirinden ayırmasını zorlaştırması muhtemel.” dedi.
Araştırma nasıl yorumlandı?
Carlson “Hareket imzalarımızın hayatımız boyunca aynı kalıp kalmayacağı, bu hareket imzalarına dayalı kültürler arasındaki farklılıkları tespit edip edemeyeceğimiz ve insanların bilgisayarlarla karşılaştırıldığında dans hareketlerinden bireyleri ne kadar iyi tanıyabilecekleri gibi birçok yeni sorumuz var. Çoğu araştırma cevaplardan daha fazla soru sorduruyor ve bu çalışma bir istisna değil. ” yorumunu yaptı.
Varsayın dünyayı güzelleştirmek için gücünüz var, bu güç ne olurdu? 🔮 Nasıl ve nerelerde kullanırdınız?🎆
Sanatçı Diana Yevtukh dünyayı sanatıyla güzelleştiren, kendi kelimeleriyle iyileştiren, insanlardan biri. Büyüme süreci, böcek hasarları ve hastalık sonuçları olarak ağaçlarda oluşan boşlukları nakışlarıyla dolduruyor. Sanatçı, bu dolmaları gereken yara izleri olarak adlandırıyor. Bu boşlukları çiçek desenleri ve anatomik desenler ile dolduruyor. Sanatçının eserlerini aşağıda bulabilirsiniz.
Sizi en çok mutlu eden şarkı hangisi? 😊🎼🎹 Hangi şarkılar sizi oturduğunuz yerde dünyanın en mutlu insanıymış gibi hissettiriyor? 🎉🥳
Müzik evrensel dillerden biri. Müziğin etkileri ve hangi müziklerin nasıl etkiler yarattığı hakkında birçok araştırma yapılıyor. Araştırmalar ile beraber, etkileri fiziksel olarak kendilerini gösteriyor.
Berkeley Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, müzik dinlerken belirli duyguları gösteren kültürler arasında korunan 13 genel deneyim kategorisi var.
Kategoriler nasıl belirlendi?
Üniversitede Amerika ve Çin’den 2.500 kişinin duygusal tepkilerine bakıldı. Araştırmada katılımcılar YouTube’dan videolar seyretti. Seyredilen videolarda bulunan müzikler incelendi. Yaklaşık 2.000 katılımcı 28 farklı duyguya ait 40 müzik örneği dinledi. Çıkan sonucun sağlamasını yapmak için, 1.000 katılımcı ile ikinci bir deney daha gerçekleşti. 2. deneyin sonunda da aynı sonucu bularak sağlama başarılı oldu.
Deneyin diğer sonuçları neler?
“Müzik evrensel bir dil, ancak söylediklerine ve nasıl anlaşıldığına her zaman yeterince dikkat etmiyoruz,” diyen Alan Cowen ve ekip, hem psikolojik tedavi süreçlerinde uzmanlar için hem de Spotify gibi o anki duygularımıza göre listeler oluşturan uygulamalarda faydalı olabilecek bir kaynak oluşturdu. Yani, hem günlük hem de profesyonel alanlarda fayda sağlayacak bir araştırma yapıldı.
Bununla beraber, kültür farklılıklarını gösteren başka sonuçlara da ulaşıldı. Cowen sonuçları açıklarken, “ Farklı kültürlerden insanlar bir şarkının kızgın olduğunu kabul edebilir, ancak bu hissin olumlu ya da olumsuz olup olmadığı değişiklik gösterebilir.” dedi. Bu farklılığa ek olarak müziklerin dinleyeni uyarma seviyesi de değişkenlik gösterdi.
Sonuçlar nasıl toplandı?
Görsel Alan Cowen’dan alınmıştır.
Deney boyunca katılımcılar hislerini bir ses haritasına kaydetti ve sonuçlar somut bir şekilde araştırmacılar tarafından değerlendirildi. Dacher Keltner “Müzik dili aracılığıyla evrensel olarak hissedilen en geniş duygu dizisini titizlikle belgeledik ”dedi.